Bakırın HVAC Uygulamaları İçin Önem Taşıyan Kendine Has Antimikrobiyal Özellikleri

05 Ağustos 2008 Dergi: Ağustos-2008

Bakır ve bakır alaşım metal yüzeylerin küf, mantar, virüs ve bakteri oluşumunu engelleyen kendine has bir özelliği bulunmaktadır. Bu alanda yapılan çalışmalar, bu yüzeyleri mikropları birkaç saat içinde elimine edebilecek etkin bir antimikrobiyal ajan olduğu sonucunu doğrulamaktadır.

Günümüzün modern binalarında, toksik mikroorganizmalara maruz kalma riski; hasta bina sendromu vakalarının % 60?ında etken olduğuna inanılan (Collet and Associates) ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) sistemlerinin hijyen koşullarının geliştirilmesi yönünde büyük bir gereksinimi beraberinde getirmiştir. Bakır alaşımlarının küf oluşumuna karşı üstün dayanımı ve mükemmel ısıl iletkenliği, aynı zamanda sistemlerin enerji verimliliği açısından da avantaj sağlamaktadır.

Isı değiştiricisi boruları, kanatlar, filtreler ve yoğuşma suyu kaplarında, biyolojik olarak aktif olmayan malzemeler yerine antimikrobiyal bakır ve bakır alaşımlarının kullanılması; HVAC sistemlerindeki ışık almayan ve nemli komponentler içerisinde mantar ve bakteri oluşumunun kontrol edilmesi için düşük maliyetli ve uygulanabilir bir yöntem olarak önerilmektedir.

Üzeri kaplanmamış bakır ve bakır alaşımı metallerin antimikrobiyal özellikleri süreklilik göstermekte; zaman içerisinde etkinliğini yitirmemektedir. Aslında, bu özellikler koruyucu bir korozyon tabakasının doğal oluşumu sayesinde daha da iyi hale gelmektedir (Michels 2005). Bu durumun iç mekân hava kalitesini de iyileştirmesi beklenmektedir.

 

Lejyonel, sp ve Aspergillus niger gibi küfler, HVAC sistemlerindeki en belirgin patojenik riskleri oluşturmaktadır.

Aspergillus niger: İngiltere?deki Southampton Üniversitesi Biyoloji Bilimleri Okulu?ndan Dr. C.W. Keevil, alüminyum ve bakır plakalara A.niger sporları yerleştirmiş ve onları 20 °C sıcaklıkta muhafaza etmiştir. Altı saat sonra, alüminyumdaki tüm sporlar varlığını sürdürürken, bakırdaki sporların varlığını sürdüremediği tespit edilmiştir (Şekil 1). Bir başka testte, A. niger sporları üremeye elverişli bir sıvının içinde alüminyum ve bakır üzerine bırakılmıştır (C11000). 37 °C sıcaklıktaki 10 günlük kuluçka döneminin sonunda, bakıryüzeyde gözlenebilir bir üreme gerçekleşmemiş, alüminyum yüzeyde ise açıkça görülebilir küf oluşumu tespit edilmiştir. (Şekil 2).




 


Keevil ayrıca, çeşitli bakır alaşımlarında Staphylococcus aureus gibi antibiyotiklere direnç gösteren organizmaları da test etmiştir (Şekil 3). Bakırın (C19700), 90 dakika içerisinde bu organizmaların 10 milyonluk konsantrasyonunu yok edebildiği, pirinç malzemede ise (C24000, % 80 bakır, % 20 çinko) dört buçuk saat içerisinde yine aynı sonuca ulaşıldığı tespit edilmiştir. Paslanmaz çelikte ise tüm test süresi olan altı saatten sonra bile organizmalarda azalma olmamıştır (Michels 2005).

Sağlıkla ilgili uygulama ve yasal düzenlemelerin öncüsü olarak, ABD Çevresel Koruma Ajansı için diğer bağımsız laboratuvarlar tarafından yapılan testler, % 65?ten daha fazla bakır içeren bakır alaşımlarının; aşağıdaki patojenlerin % 99.9?unu 2 saat içinde elimine ettiğini göstermiştir: Staphylococcus aureus, Enterobacter aerogenes, Escherichia coli O157:H7, Methicillin?e dayanımlı Staphylococcus aureus (MRSA) ve Pseudomonas aeruginosa. Adenovirus, Influenza A ve Listeria üzerinde yapılan araştırmalar da benzer sonuçları göstermektedir.

 

L. pneumophila: Farklı plastik ve metal malzeme türlerinde birkaç ay süresince yüksek çeşitlilikte türler içeren biyofilmlerin tekrarlanabilir olarak üretilebileceği ispatlanmış olup, L. Pneumophila, biofilmler içerisinde plastik yüzeylerde 50 °C?a kadar olan sıcaklıklarda dahi varlığını koruyup gelişebilirken, bakır üzerinde varlığını devam ettirememiştir (Keevil 2002).

Yazarlar; bakırın en iyi, bazı plastik ve metal yüzeylerin ise en kötü olduğu biyolojik kirlenme hiyerarşisini tanımlamayı başarmışlardır (Tablo 1). Bu bulgular, evaporatör drenaj kaplarında paslanmaz çelik veya plastik yerine bakır kullanımını desteklemektedir.

 


Etiketler