Header

Bahçe İçinde Şehir: Gardens By The Bay

21 Haziran 2019 Dergi: Haziran-2019

Singapur’da 101 hektarlık bir alana yayılmış olan Gardens By The Bay, ekolojik tasarımın en sıradışı örneklerinden biri… Singapur’un en fazla turist çeken bölgeleri arasında yer alan proje, üç kısımdan oluşuyor: Bay South Garden, Bay East Garden ve Bay Central Garden.
2006 yılında  Singapur hükümetinin ülkenin yeşile verdiği önemi göstermek, Asya’nın 1 numaralı yeşil ülkesi olmak ve en önemlisi Singapur’un “Şehir içinde Bahçe” anlayışından “Bahçe İçinde şehir” anlayışına geçişini sağlamak için başlattığı çalışmaların sonucunda ülkede oluşturulmak istenen bu çok geniş  bahçelik alan için; 2006 yılının Haziran ayında dünya çapında bir bahçe tasarım yarışması düzenlendi. Yarışmaya katılan projelerden son ikiye kalan projelerden hangisinin hayata geçirileceğine ise halk arasında yapılan bir oylamayla karar verildi.  Halk oylaması sonucu inşasına başlanan Gardens By The Bay 2011 yılının sonlarına doğru tamamlanıp ziyarete açıldı.
İngiliz Grant Associates tarafından tasarlanan alanda kullanılan güneş enerjisi ile çalışan ve aynı zamanda elektrik üreten 18 dev yapay ağaç, 25 ila 50 metre arasında değişen boyutlara sahip. Bu ağaçlar dikey bahçeler şeklinde tasarlandı ve gövdeleri tropik sarmaşık türleriyle kaplandı. Tropikal iklime sahip Singapur’da oldukça kullanışlı gölge alanlar oluşturan bu yapay ağaçlar yağmur suyunu da toplayabiliyorlar.
Bu yapıların 11 tanesi güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren fotovoltaik sistemlere sahip. Mevcut hidrolik sistemler sayesinde de toplanan yağmur sularıyla bahçelerin sulanması sağlanıyor. Böylece yakıcı güneş ışınlarından korunma sağlanırken, neredeyse her gün yağan yağmur sularından da faydalanılıyor. Parkın çok sayıda tasarım ödülü bulunuyor.
Parkın içindeki bahçe, dünyanın dört bir tarafından 226 bin bitki ve çiçeğe ev sahipliği yapıyor. Ziyaretçilerini kendilerini bambaşka bir dünyada hissettirecek bir atmesfer oluşturulmuş. Bitkilerin insanlarla olan ilişkisini ve türlerin ekosistemdeki yeri ve çeşitliliğinin bakımından iki ana temadan oluşan park, renkliliğiyle görenleri kendine hayran bırakıyor.
Bahçe iki ana temaya ayrılıyor: İlki “Bitkiler ve İnsanlar (Heritage Gardens)”, diğeri “Bitkiler ve Gezegenler”. Bitkiler ve insanlar teması daha çok bitkilerin Singapur’da va olan etnik kökenlerle olan ilişkisini ve tarihçesini içerirken bir diğer tema olan  Bitkiler ve gezegenler ise; bitkilerin ekosistem üzerindeki rolünü ve biyoçeşitliliğe olan katkısını ziyaretçilere anlatmayı amaçlamış.

Gardens By The Bay içerisindeki alanlar:

  • Heritage Gardens (Indian, Chinese, Malay, Colonial Gardens)
  • Dragonfly Lake (Yusufçuk Gölü)
  • Supertree Koruluğu
  • Cloud Forest ve Flower Dome
  • World of Plants

Bay South, 54 hektara yayılıyor ve en geniş bahçe olma özelliği taşıyor. Doğanın, teknolojinin, çevre yönetimi ve hayal gücünün mükemmel birlikteliği olan Bay South, 18 tane Supertree (25-50 metre arası geceleri ışıklandırılan dikey bahçeler) ve Wilkinson Eyre Mimari’nin tasarladığı içlerinde Tropikal ve Akdeniz bitkilerinin bulunduğu iki dev sera içeriyor.
Bay South’un içerisinde aynı zamanda bahçe sanatının ve çiçekçiliğin  en güzel örnekleri yer alıyor. Bay South Garden’ın tüm konsepti, Singapur’un milli çiçeği olan orkideden ilham alıyor. Bu yüzden bu bahçeyi oluşturan yapılar orkideyi oluşturan unsurlarla özdeşleştirilmiş. Bay South Garden içerisinde görebileceğiniz alanlar’dan olan “Cloud Forest” ve “Flower Dome ” sürdürülebilir bina teknolojilerinin enerji enerji verimliliğini göstermek amacıyla yapılmış. Bay South Bahçelerinin ortasında Wilkinson Eyre Mimari’nin tasarladığı Havalandırmalı Sera’lar bulunmakta. Bunlar bahçenin odak noktası olmakla kalmıyor aynı zamanda da dünyanın en büyük iklim kontrollü seraları… Cam ve çelik seralar Akdeniz ve Sisli Ormanlar’ın bitki örtülerini ve iklimlerini, Singapur’un tropik iklimine taşıyor. Görülebilecek şeyler arasında; bir iç mekan şelalesi, daima çiçeklenen bir bayır, katlarca dikey bahçeler ve ağaç kubbelerin üzerlerinden geçen yollar bulunuyor.
Bahçenin 0.8 hektarlik Cloud Forest adlı alanında, daha çok deniz seviyesinden yaklaşık 1000-3000 metre yüksekte yasayan, tropikal dağlık bölgelerde yetişen bitki türleri sergileniyor. Bu bitkiler daha çok Güneydoğu Asya, Orta ve Güney Amerika’da yetişen bitkiler. 42 metre yüksekliğindeki “Cloud Mountain” burada bulunuyor. Ziyaretçiler yürüyüş yolunu veya asansörü kullanarak bu yapının tepesine çıkabiliyor.
Parkta bulundan “Flower Dome” ise dünyanın en büyük cam serasıdır. 1.2 hektarlık alanı kaplayan Flower Dome içerisinde yumuşak, kuru, yarı tropikal iklim ortamları yaratılmış. Bu alanda Akdeniz, Güney Amerika, Güney Afrika ve Avustralya civarinda yetişen ağaç ve çiçek türleri sergileniyor. Monkey Puzzle agaçları, Kanarya Adaları`nda yetişen palmiyeler, Baobab agaçları ve rengarenk laleler örneklerden bazıları…