BAĞIŞLA, ANCAK ASLA UNUTMA

05 Eylül 1999 Dergi: Eylül-1999

Deprem, Türkiye'nin gündemini tamamen değiştirdi Büyük can ve mal kaybı karşısında herkes suçlu arama peşine düştü. Öncelikle devlet ve yerel yöneticiler acımasızca eleştirildi; şimdi sıra bu hasarın tek sorumlusu olarak müteahhitlere geldi, ancak söz edilmeyen ama hepimizin aklında olan bu yapıların tasarımında, uygulamasında, iskana açılmasında imza atmış olan, ya da imza atmayıp sessiz kalan mühendislere sorumluluk yüklenecektir. Bazı insanları suçlu ilan ederek kendimizi rahatlatabiliriz belki; bu depremde hasar görmemiş olsa bile, kısa bir süre sonra olması kaçınılmaz depremde tetanbul ve çevresinin yıkılmasında yeni suçlularara-maya çıkacağız. Sorunun çözümüne hiçbir faydası olmayan bu kısır döngü ne zamana kadar devam edecek? Geçmişin olumsuzluklarından kurtulmak ve sahip olduğumuz enerjiyi geçmişin çöplüğünde yok etmemek için önce kendimizi sonra başkalarını bağışlayarak işe başlayalım; ama geçmişte yapılmış hataları, vurdumduymazlıkları asla unutmayalım. Unutmak, hiçbir zaman bağışlamanın yerini tutmaz. Aslanda "unutmak ya da unutmuş gibi davranmak", bağışlamaktan kaçmanın bir yolu olarak anlaşılmalıdır. Bağışlamak için "hatırlamanız ve tekrar aynı acıları" hissetmeniz gerekebil ir. Gerçek anlamda bağışlamanın zor gelmesinin en önemli nedeni budur. Bağışlamanızı gerektiren anılar genelde kötü olayın acısı ve pişmanlığıyla doludur. Anıyı belleğinizin bir köşesine atmak daha kolay gelebilir, fakat bu çözüm değildir. Çirkin yüzünü yeniden gösterene kadar karınlıkta daha da büyüyecektir. Kendinizi ve başkalarını bağışlama kararını verdiğinizde, kendinizi daha özgür hissedecek, çektiğiniz eziyetlerden kurtulacak ve enerji dolu olduğunuzu göreceksiniz.

Geçmişi tam anlamıyla geride bırakmazsak ileri gitme şansımızı çok azaltırız. İlk basamaktaki ayağımızı kaldırmamakta direnirsek daha sonraki basamaklara basarak yükselmemiz mümkün değildir. Bağışlamak ile unutmak arasında fark vardır. Bağışladığınız halde unutmayabilirsiniz Çünkü bağışlamak belleğinizi tazeler. Kimi ne için bağışladığınızı asla unutmayabilirsiniz; ama bağışladıktan sonra bunlar sizin için yük olmayacaklardır. Yaygın olarak kullanılan bir sözü hatırlayalım; Tanrı ileriye bakıp iierleyebilesiniz, geride kalanlara odaklanmayasınız diye gözlerinizi başınızın önüne koydu. "Bağışlama bir enerji musluğu gibidir. Sizi geçmişten gelen olumsuz enerjiden kurtarır ve geleceğe doğru yol almanız için şimdiden olumlu enerjisini ortaya çıkarır. Bağışladığınızda, yaşama katkı yapmak için daha fazla enerjiniz olur. Bağışlama bilgeliğin bir parçasıdır Bağışlama sevgidir" J.Rifenbary.

Bir şeyi kabul etmek onun varlığını onaylamaktır. Bir gerçeği kabul etmek aksi halde onu bulandıracak kirlerden arındırmaktır. Olduğu gibi kabul etmek önümüze beyaz bir sayfa açma şansını çıkarır. Ondan sonra so-run(u)ları daha kolay belirleyerek çözüme odaklanabiliriz. Aslında her sorun, bir çözüm bulma fırsatıdır. Geçmişte olanları unutmayıp, onlardan ders almalıyız; ama geleceğimizi kendimizin belirlediği bilinci ve sorumluluğuyla yaşama gücümüzü koruyalım. Bağışlama güçlü bir iyileştiricidir. Zor, acı veren, çoğu kez karışık ilişkilerin yoluna konması, düzeltilmesi için insanların belki de en çok arzu ettiği çözüm "bağışlama"dır. Son depremden sonra bağışlamadığımız zaman mühendisler olarak üç temel davranış içinde olacağız: Kendine acıma; sorumsuzluk ve kendini haklı çıkarma; düşmanlık besleme. Bunun değişik örneklerini günlerdir basında izliyoruz; Devletin en üst makamında oturan mühendislerden tutun meslek odalarının yönetimlerinde olanlara kadar hepimiz açıkça birbirimizi suçlamaktan başka birşey yapmıyoruz. Deprem bölgesinde yapılan çalışmalar yarın ortaya çıkması muhtemel suçlamalar için savunma hazırlığı ya da başkalarını suçlama için delil aramaktan ibarettir. Bağışladığımız ve bağışlandığımız taktirde geçmişin hatalarını tekrar etmeden, hata yapacak olanlara fırsat vermeden çok daha iyilerini yapabiliriz. Kötüyü hep birlikte yaşadık. Gün. bundan ders alıp hep birlikte "...ülküm yükselmek ve ileri gitmektir. Varlğım, Türk varlığına armağan olsun..." andını tekrar etme günüdür.

Karşılıklı saygı ve sevgi dolu günler

dileğiyle.

 

COŞKUN MANÇUHAN


Etiketler