Header

Avrupa ve Amerika’daki Son Model HVAC Teknolojisi

22 Ağustos 2017 Dergi: Ağustos-2017

Hazırlayanlar: Bjarne W. Olesen, Technical University of Denmark
                       Ongun Berk Kazanci, Technical University of Denmark

Çeviren: Meriç Noyan Karataş

 

Özet

Isıtma, soğutma ve havalandırmanın asıl amacı; bina içerisindekilere konforlu, sağlıklı ve üretken bir iç ortam kalitesi sunmaktır. Bina içerisindekilerin ısıl konforuna direkt olarak etki eden iç-ortam terminal üniteler; iç mahallerden ısı veya nemi uzaklaştırmak için farklı ısı transfer mekanizmaları ve ortamları kullanan bina elemanları (örneğin hidronik radyant ısıtma ve soğutma sistemleri, fancoiller ve aktif soğuk kiriş sistemleri) olarak tanımlanabilir. Avrupa, Kuzey Amerika ve dünyanın diğer bölgelerinde bulunan HVAC sistemleri arasındaki ana farklılık iç-ortam terminal ünitelerindedir. Enerji kaynak ve üreticilerinin tipi oldukça benzerdir. Bu makale, düşük enerji kullanımı ile iç hava kalitesi sunan en gelişmiş enerji verimli sistemleri anlatmaktadır. HVAC (ısıtma, soğutma ve havalandırma) sistemlerinin enerji verimliliğini ve tüketilen yenilenebilir enerji miktarını artırmak için Düşük Sıcaklıklı Isıtma ve Yüksek Sıcaklıklı Soğutma sistemleri önemli birer gerekliliktir. Bu tip sistemler özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’da artan bir ilgiye sahiptir. Bu çalışmada, farklı terminal ünitelerin çalışma karakteristikleri, imkânları ve sınırlamaları belirtilmiştir. Sayılan terminal üniteler; radyant ısıtma ve soğutma sistemleri, tüm havalandırma sistemleri (Karışım Havalandırması, Yer Değişim Havalandırması ve Kişisel Havalandırma) pasif ve aktif soğuk kirişlerdir. 

1.Giriş

HVAC sistemleri, bir binanın enerji kullanımı ve iç hava kalitesinde büyük rol oynamaktadır. Bu sistemlerin ana amacı bina içerisindekilere konforlu, sağlıklı ve üretken bir iç hava kalitesi sunmaktır. Diğer taraftan bu hedeflere mümkün olan en düşük enerji tüketimi ile ulaşılmalıdır. Bu durum, yazın daha yüksek oda sıcaklıkları, kışın daha düşük oda sıcaklıkları veya azaltılmış havalandırma oranları ile kolaylıkla elde edilebilir. Ama bu seçim konforsuz çalışma mahallerine, sağlıksız ortam riskinin artmasına ve mahalde çalışan insanların üretkenliğinin düşmesine sebebiyet verebilir. Bina tasarımı ve enerji verimliliği ile bina enerji talebinin düşürülmesine ek olarak; rüzgâr, güneş ve jeotermal gibi mümkün olan yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı da öncelik olarak gelmektedir. Bina içerisindekilerin konforu; iç-ortam terminal ünitelerinin tipinden, enerji kaynağından (fosil yakıt, güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi jeotermal enerji), enerji üretim (buhar kazanı, chiller, ısı pompası, ısı eşanjörü) ve dağıtım sisteminin (su, hava, elektrik) tiplerinden direkt olarak etkilenmektedir. Avrupa, Kuzey Amerika ve dünyanın diğer bölgelerinde bulunan HVAC sistemleri arasındaki ana farklılık seçilen iç-ortam terminal üniteleridir. İç-ortam terminal üniteleri, iç mahallerdeki ısı ve nemi uzaklaştıran aktif bina bileşenleridir. Bu iç-ortam terminallerinin çalışma prensipleri çoğunlukla taşınıma (doğal veya zorlanmış), yayınıma veya ikisine birden dayanmaktadır.

International Energy Agency – IEA (Uluslararası Enerji Ajansı) tarafından yakın zamanda yapılan araştırma projesi olan Energy in Buildings and Communities Program [1] – EBC (Binalarda ve Topluluklarda Enerji Programı), Bölüm 59 – High Temperature Cooling and Low Temperature Heating in Buildings [2] (Binalarda Yüksek Sıcaklıklı Soğutma ve Düşük Sıcaklıklı Isıtma); günümüzde mevcut olan terminal üniteleri araştırmaktadır.

Bu proje içerisinde bir alt-grup olan “Alt-Grup B – İç ortam sıcaklık/nem alanı ve terminal üniteler”, iç ortamdaki ısı ve nem kaynaklarını ve bu kaynakları adresleyen mevcut metotları özetlemektir. Projenin diğer bir hedefi, günümüzde mevcut olan terminal üniteler ve HVAC sistemleri için iyileştirme tavsiyeleri sunmaktır. Terminal üniteler; yeterlilikleri, duyulur ve gizli ısıyı adreslemeleri, ısı yayınım ve taşınım metotları, maksimum ısıtma ve soğutma kapasiteleri, enerji dağıtım araçları, bölgesel veya toplam hacim şartlandırması gibi özelliklerde farklılık gösterirler.

Bu makale, seçilen terminal ünitelerin (radyant sistemler; karışım, yer değişim ve kişisel havalandırma, pasif ve aktif kirişler) karakteristiklerini özetlemeyi ve bu üniteler için sade ve güvenilir bir referans aracı olmayı hedeflemektedir. Olasılıklar (ısıtma, soğutma, havalandırma, iç ortamın nemlendirilmesi ve iç ortamdan nem alınması), iç mahalden veya iç mahale ısı taşınım metodu (ısı transfer mekanizması), ısıtma ve soğutma kapasiteleri ve enerji dağıtım araçları farklı terminal üniteler için belirtilmiştir. Okuyucunun açıklaması yapılan sistemler ve kavramlara aşina olduğu varsayımı yapılmıştır. Makalede verilen verilerin yol göstericilik yapması amaçlanmış ve sunulan kapasiteler uygulamadan uygulamaya değişiklik gösterebilmektedir.

2.Hidronik Radyant Isıtma ve Soğutma Sistemleri

Bir hidronik (su-bazlı) radyant ısıtma ve soğutma sistemi, suyun ısı taşıyıcı olarak kullanıldığı (enerji dağıtım aracı) ve koşullandırılan mahale yapılan ısı transferinin yarısından fazlasının yayınımla yapıldığı sistemlere karşılık gelmektedir [3]. Radyant ısıtma ve soğutma sistemlerini üç gruba bölmek mümkündür: Radyant ısıtma ve soğutma panelleri, borulama sistemi ana bina yapısından izole olan radyant sistemler (radyant yüzey sistemleri) ve borulama sistemi ana bina yapısına gömülü sistemler (Thermally Active Building Systems – TABS (Isıl Aktif Bina Sistemleri)). Borulama sistemi içerisinde dolaşan ısı taşıyıcısı (su) ısıtmada düşük sıcaklığa, soğutmada yüksek sıcaklığa sahiptir. Bazı TABS kullanılan yapılarda, ayrıca hava da ısı taşıyıcısı olarak kullanılırken, yine ayrıca elektrik de ısıtma uygulamalarında kullanılabilir.

Zemin, duvar ve tavanlar mahale ısıtma veya soğutma sağlayan yüzeyler olarak kullanılabilir. Hidronik radyant yüzey sistemleri, gizli ısıyı karşılayabilmek ve iç hava kalitesini sağlayabilmek için havalandırma sistemine gereksinim duymaktadır [3]. Radyant ısıtma ve soğutma sistemleri, mahal içerisindeki tüm soğutma ve ısıtma yüklerinin havalandırma ile karşılandığı tümü-havalı sistemlerden daha düşük hava debilerine ulaşmayı mümkün kılar [4]

Mahale ısı verilmesi veya mahalden ısı uzaklaştırılması, ısı yayınımı ve taşınımının kombinasyonuna dayanmaktadır. Toplam ısı transfer katsayıları (taşınım ve yayınım kombinasyonu); zeminden, duvardan ve tavandan ısıtma için sırası ile 11, 8 ve 6 W/m2K’ken, zeminden, duvardan ve tavandan soğutma için yine sırasıyla 7, 8 ve 11 W/m2K’dir [3]. Radyant ısı transfer katsayısı olarak, % 4 hata oranı ile 5,5 W/m2K değeri sabit olarak alınabilir [5]. Toplam ısı transfer katsayılarındaki farklılığa doğal taşınım neden olmaktadır. [6] numaralı kaynakta doğal taşınım katsayılarına genel bir bakış bulunmaktadır.

Kabul edilebilir yüzey sıcaklıkları göz önüne alındığında (konfor ve çiğ noktası kaygıları [3]) ve ısıtma için 20°C, soğutma içinse 26°C’lik işletim sıcaklıkları varsayımı yapılarak maksimum ısıtma soğutma kapasitelerine ulaşılabilir. Zeminden maksimum ısıtma ve soğutma kapasiteleri sırası ile 99 W/m2 ve 42 W/m2; duvardan maksimum ısıtma ve soğutma kapasiteleri sırasıyla 160 W/m2 ve 72 W/m2; tavandan maksimum ısıtma ve soğutma kapasiteleri sırasıyla 42 W/m2 ve 99 W/m2’dir. Zeminin çevresel bölümlerinde 165 W/m2’ye kadar maksimum soğutma kapasitesine ulaşmak mümkündür [3]. Farklı çalışmalar [3,7 ve 8], bir zeminden soğutma sisteminin maksimum soğutma kapasitesi olan 42 W/m2; zemin üzerine direkt güneş ışığı geldiğinde 100 W/m2’yi bile geçebilir.

[3] numaralı kaynakta radyant sistemlerin farklı konstrüksiyon tipleri bulunabilir. Radyant panellerin tasarımı, test metotları, kontrol ve işletim prensipleri ISO 18566:2013 standardında anlatılmıştır [3]. Bina yapısına gömülü radyant sistemlerin tasarımı, boyutlandırılması, kurulum ve kontrol prensipleri ise ISO 11855:2012 standardında anlatılmıştır [10].

3.Tam Havalı Sistemler

Günümüzde binalarda yaygın olarak kullanılan 8 adet havalandırma stratejisi bulunmaktadır. Bu stratejiler; Karışım Havalandırması, Yer Değişim Havalandırması ve Kişisel Havalandırma, Hibrid Havalandırma, Katmanlı Havalandırma, Korunmalı Kullanılan Alan Havalandırması, Bölgesel Egzozlu Havalandırma ve Piston Havalandırmasıdır [11]. Havalandırma sistemleri için ısı salımı ve çekişinin ana metodu ısı yayınımıdır ve enerji dağıtım aracı havadır. Binalardaki farklı hava akımı dağıtımı ve havalandırma sistemlerinin bir incelemesi [11]’de görülebilir. Karışım, yer değişim ve kişisel havalandırma sistemleri bu yazıda daha detaylı incelenmiştir.

3.1.      Karışım Havalandırması

Karışım havalandırması kirlenmiş ve ılık (veya serin) oda havasını temiz ve daha serin (veya daha ılık) besleme havası ile seyreltmeyi amaçlamaktadır. Amaç eşit dağılımlı bir sıcaklık elde edip kullanılan alanda kirletici madde dağıtımını sağlamaktır [12]. Karışım havalandırması ile bir alanı ısıtmak veya soğutmak mümkündür. Aynı zamanda rutubeti giderilmiş ve iklimlendirilmiş dış hava (temiz hava) sağlamak da mümkündür. Isıtma ve soğutma için tipik besleme havası sıcaklık aralığı en yüksek 34°C en düşük 14°C’dir [11]. Elde edilen ısıtma ve soğutma etkisi havalandırma oranına bağlı olarak değişecektir. Aynı zamanda Danimarka gibi bazı ülkelerde izin verilen en yüksek besleme havası sıcaklığı yönetmelikler aracılığıyla 35°C ile sınırlandırılmıştır [13]. Düzgün karışım sağlanabilmesi için besleme ve oda havası arasındaki en yüksek sıcaklık farkının 10°C’den fazla olması tavsiye edilmemektedir [12]. [14]’e göre, 90 W/m2’lik bir soğutma yükü karışım havalandırma sistemleri ile karşılanabilmektedir.

3.2.      Yer Değişim Havalandırması

Yer değişim havalandırması kirlenmiş oda havasının temiz hava (iklimlendirilmiş dış hava) ile yer değiştirmesine dayanmaktadır [11]. Serin temiz hava zeminin yakınında veya zeminde düşük bir hızla (0.25-0.35 m/s  [15]) beslenmektedir ve beslenen hava momentum ve kaldırma kuvveti etkisi ile yükselmektedir [11, 15]. Soğuk ve nemden arındırılmış ve iklimlendirilmiş dış havayı yer değişim havalandırması ile sağlamak mümkündür. Fakat yer değişim havalandırması ile oda havasından daha ılık havayı sağlamak da mümkün olabilir.  (örneğin, besleme havasının kısa devre yapması sebebiyle kullanılmadan önce boş bir odayı ısıtmak yaygın değildir ve tavsiye edilmez [16]). Genellikle besleme havası sıcaklığı 18°C’ye kadar düşer [11]. Zemin yer değiştirme akımı sisteminin karşılayabileceği soğutma yükü [15]’e göre 30-35 W/m2, [14]’e göre 50 W/m2’dir.

3.3.      Kişisel Havalandırma

2 toplam hacim hava dağıtma prensibinin yanı sıra (karışım ve yer değişim havalandırması), diğer bir hava dağıtma stratejisi de kişisel havalandırmadır ve bu havalandırma oda havası ile karışmadan önce oda içerisinde iskân halinde olanların yakınına temiz ve serin havayı sağlamayı amaçlamaktadır [12,17]. Toplam hacim iklimlendirme sistemlerine kıyasla kişisel havalandırmanın en büyük avantajı solunumda temiz, serin ve kuru havayı sağlamasıdır [17, 18]. [11]’e göre, besleme havası sıcaklığı soğutmada 20°C’ye kadar düşebilir ve ısıtma modunda 28°C’ye çıkabilir, fakat hissedilen hava kalitesinin (PAQ) artırılmış besleme havası sıcaklığı ile problem yaratabileceği [19,20] ve havalandırmanın etkinliğinin seçilen besleme havasının lokasyonuna ve terminaline göre azalabileceği unutulmamalıdır.

İstenen havalandırma değerleri EN 15251:2007 [21] (bu standart şu anda revizyon aşamasındadır [22]), CR 1752:1998 [23], ve ASHRAE 62.1-2013 [24] baz alınarak hesaplanabilir.

4.Kirişler

Bu sistemler “soğuk kirişler” olarak bilinse de, yakın zamanda yayımlanan bir el kitabı [25] bu sistemlerden “kirişler” olarak bahsetmiştir ve bu makalede de aynı terminoloji kullanılacaktır. Kirişler (pasif ve aktif) suyu enerji dağıtım aracı olarak kullanıp bir mahali ısıtıp soğutabilen (duyulur ısı) oda havası sirkülasyon cihazlarıdır. Aktif kirişler ayrıca bir mahale koşullandırılmış birincil hava sağlayabilirler (ana klima santraline bağlıdırlar) [25]. Pasif kiriş uygulamalarında ise taze hava mahale ayrı bir havalandırma sistemi ile sağlanır.

Kirişler, oda havasını direkt olarak nemlendiremezler veya oda havasından nem alamazlar çünkü kuru (yoğuşmasız) ortam şartlarında çalışırlar. Fakat aktif kirişlerle odanın havalandırma gerekliliğinin karşılanabilmesi için gizli ısı kontrol edilmesi mümkündür [25]. Odaya ısı verilmesi veya odadan ısı alınması taşınım yolu ile gerçekleşmektedir.

4.1.Pasif Kirişler

Pasif kirişlerin performansı doğal taşınıma dayanmaktadır [25]. Pasif kirişlerde, santralden enerji dağıtım aracı sudur. Pasif kirişler ile bir mahalin ısıtılması veya soğutulması mümkündür ama mahale taze hava beslenmesi mümkün değildir. Pasif kirişler ile ısıtma mümkün olsa da, çoğunlukla soğutma için kullanılmaktadır ve bu yüzden ayrı bir ısıtma sistemi kullanılması gereklidir [25]. Ayrıca havalandırma gereklilikleri tamamlayıcı bir sistem ile karşılanmalıdır (örneğin bir klima santrali aracılığıyla) [25]. Pasif kirişlerin toplam duyulur ısının 40-80W/m2’ye kadar olduğu koşullarda kullanılması tavsiye edilir [26].

4.2.Aktif Kirişler

Aktif kirişlerin performansı endüksiyon tarafından ortaya çıkan taşınıma dayanmaktadır [25]. Aktif kirişler ile bir mahali ısıtmak, soğutmak ve o mahale taze hava beslemek mümkündür. Aktif kirişlerde enerji dağıtım aracı hem hava (klima santralinden gelen taze hava) hem de ısıtma veya soğutma santralinden taşınan sudur. Aktif kirişler genellikle toplam duyulur ısının 120W/m2’den daha az olduğu konfor şartlarında kullanılırlar [25,26]. Optimum çalışma aralığı (sabit iskân durumunda) 60-80W/m2’dir [26]. Isıtma durumunda optimum çalışma aralığı 25-35W/m2’lik ısıtma yükü iken, maksimum ısıtma yükü 50W/m2’dir [26]. Kirişlerin spesifik ısıtma ve soğutma kapasiteleri [26]’da W/m olarak bulunabilir. Pasif ve aktif kirişlerin test edilmesi ve sınıflandırma prosedürleri sırasıyla EN 14518:2005 [27] ve EN 15116:2008 [28] verilmiştir.

5.Diğer Sistemler

Binaların ısıtma ve soğutmasında kullanılan diğer bir terminal ünite tipi de fancoil üniteleridir. Fancoiller ile ilgili bilgilere [6,14 ve 29]’dan ulaşabilirsiniz.

Diğer terminal ünitelerin tanımlamaları, karakteristikleri, çalışma prensipleri ve diğer bilgiler bu makalenin konusu değildir (radyatörler, radyant tüpler, konvektörler vb.) ve bu bilgilere [14,29]’da ulaşılabilir.

6.Tartışma ve Sonuç

Tablo 1’de seçilen terminal ünitelerinin imkânları, sınırları ve karakteristikleri (ısıtma ve soğutma kapasiteleri, ısı transfer mekanizmaları ve enerji dağıtım araçları) özetlenmiştir.

Farklı terminal ünitelerin performansının değerlendirilebilmesi için dinamik bina simülasyon yazılımları, Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (CFD) ve deneysel metotlar kullanılabilir. Bu araçlar ile terminal ünitelerin enerji performansları, sıcaklık ve nem alanları ve mekânda yaşayanların termal konfor seviyesi hesaplanabilir.

Bu makalede bahsi geçen karakteristiklere ek olarak, bir terminal ünite seçiminde birçok faktör vardır (kurulum ve işletim giderleri hariç):

  • Seçilen ısıtma ve soğutma stratejisinin (terminal ünite) bina ısıl konforunda kayda değer bir etkisi olacaktır. Farklı terminal ünitelerin farklı uygulamalarda gürültü, hava akımı, dikey hava sıcaklık farkları gibi limitleyici faktörleri olacaktır. Binada yaşayanlara optimum ısıl konforu sağlayabilmek için uluslararası standartlar (EN 15251:2007 [21], EN ISO 7730:2005 [30], ASHRAE 55-2010 [31]) takip edilmelidir.
  • Her bir terminal ünite ilişkili; havayı taşıyan ve diğer yardımcı ekipmanların (pompalar, fanlar, valfler, damperler, sensörler vb.) enerji tüketiminin de göz önünde bulundurulması oldukça önemlidir. 
  • Enerji kaynaklarının uygunluğu (yerine, doğal kaynaklara, merkezi ısıtma veya soğutma ağına vb. bağlı olarak) ve terminal ünitesi ile bağlantı ihtimalleri dikkate alınmalıdır.
  • Kontrol imkânları ve prensipleri (örneğin, bireysel oda ve alan kontrolü, debi bazlı, besleme sıcaklığı, ortalama sıcaklık, hava sıcaklığının bir fonksiyonu olarak, işletme sıcaklığı veya dış sıcaklık kontrolü) ve terminal ünitelerinin dinamik davranışları dikkate alınmalıdır. Mesela, havalandırma sistemleri sabit oda sıcaklığını korumaya çalışırken, TABS belli bir sıcaklık akısına izin vermekte ve işletme sıcaklığını sabit bir değerde tutmak yerine konfor aralığında tutmaktadır [4]. Dinamik davranışa diğer bir örnek ise TABS ve radyant panel arasındaki farktır. Burada radyant panel, ciddi ölçüde düşük termal kütlesi sebebiyle, TABS yapısından daha hızlı bir şekilde odadaki termal koşulları etkileyebilecektir.

Bir alanda hangi terminal ünitenin kullanılacağına karar verirken, bu makalede belirtilen tüm bu noktalar (bina sakinlerinin ısıl konforu, ulaşım ve yardımcı enerji tüketimi, ısı kaynaklarının muhtemel kullanımları, kontrol ve dinamik davranış) ve imkânlar, kısıtlamalar ve kapasiteler dikkate alınmalıdır.

Referanslar

[1] International Energy Agency. (2015, February 22). Retrieved from International Energy Agency’s Energy in Buildings and Communities Programme: http://www.iea-ebc.org/

[2] IEA EBC Annex 59. (2015, February 22). Retrieved from High Temperature Cooling & Low Temperature Heating in Buildings: http://www.annex59.com/

[3] Babiak, J., Olesen, B. W., & Petráš, D. (2009). Low temperature heating and high temperature cooling. Brussels: REHVA - Federation of European Heating, Ventilation and Air Conditioning Associations.

[4] Olesen, B. W. (2012). Using Building Mass To Heat and Cool. ASHRAE Journal, 44-52.

[5] Olesen, B. W., Michel, E., Bonnefoi, F., & De  Carli, M. (2000). Heat Exchange Coefficient  Between Floor Surface and Space by Floor Cooling -  Theory or a Question of Definition. ASHRAE  Transactions, Part I, 684-694.

[6] Liu,  X.,  Jiang,  Y.,  &  Zhang,  T.  (2013). Temperature and Humidity Independent Control  (THIC) of Air-conditioning System. Springer-Verlag  Berlin Heidelberg. doi:10.1007/978-3-642-42222-5

[7] Olesen, B. W. (1997). Possibilities and Limitations of Radiant Floor Cooling. ASHRAE Transactions, Part I, 42-48.

[8] Simmonds, P., Holst, S., Reuss, S., & Gaw, W. (2000). Using Radiant Cooled Floors to Condition Large Spaces and Maintain Comfort Conditions. ASHRAE Transactions, 695-701.

[9] ISO 18566. (2013). Building environment design - Design, test methods, control and operation of radiant heating and cooling panel systems. Geneva: International Organization for Standardization.

[10] ISO 11855. (2012). Building environment design - Design, dimensioning, installation and control of embedded radiant heating and cooling systems. Geneva: International Organization for Standardization.

[11] Cao, G., Awbi, H., Yao, R., Fan, Y., Sirén, K.,  Kosonen, R., & Zhang, J. (2014). A review of the  performance of different ventilation and airflow  distribution systems in buildings. Building and  Environment(73), 171-186. doi:10.1016/j.buildenv.2013.12.009

[12] Müller, D. (Ed.), Kandzia, C., Kosonen, R., Melikov, A. K., & Nielsen, P. V. (2013). Mixing Ventilation - Guide on mixing air distribution design. Brussels: REHVA - Federation of European Heating, Ventilation and Air Conditioning Associations.

[13] DS 469, 2nd edition. (2013). Heating- and cooling systems in buildings. Charlottenlund: Danish Standards. (in Danish).

[14] Recknagel, H., Sprenger, E., & Schramek, E.-R. (2011). Taschenbuch für Heizung und Klimatechnik. München: Oldenbourg Industrieverlag. (in German).

[15] Awbi, H. (2003). Ventilation of Buildings (2nd  ed.). London: Spon Press.

[16] Skistad, H. (Ed.), Mundt, E., Nielsen, P. V.,  Hagström, K., & Railio, J. (2004). Displacement  ventilation in non-industrial premises. Brussels:  REHVA - Federation of European Heating,  Ventilation and Air Conditioning Associations.

[17] Melikov, A. K. (2004). Personalized ventilation. Indoor Air, 14 (Suppl. 7), 157-167.

[18] Melikov, A. K., Skwarczynski, M. A.,  Kaczmarczyk, J., & Zabecky, J. (2013). Use of personalized ventilation for improving health,  comfort, and performance at high room temperature  humidity. Indoor Air(23), 250-263.

[19] Fang, L., Clausen, G., & Fanger, P. O. (1998).  Impact of temperature and humidity on the perception of indoor air quality. Indoor Air, 8(2),  80-90.

[20] Fang, L., Wyon, D. P., Clausen, G., & Fanger, P.  O. (2004). Impact of indoor air temperature and  humidity in an office on perceived air quality, SBS  symptoms and performance. Indoor Air, 14 (Suppl.  7), 74-81.

[21] EN 15251. (2007). Indoor environmental input parameters for design and assessment of energy performance of buildings addressing indoor air quality, thermal environment, lighting and acoustics. Brussels: European Committee for Standardization.

[22] Olesen, B. W. (2012). Revision of EN 15251:  Indoor Environmental Criteria. REHVA Journal,  6-12.

[23] CR 1752. (1998). Ventilation for buildings - Design criteria for the indoor environment. Brussels: European Committee for Standardization.

[24] ASHRAE. (2013). ASHRAE Standard 62.1, Ventilation for Acceptable Indoor Air Quality. Atlanta: American Society of Heating, Refrigerating and Air-Conditioning Engineers.

[25] Woollett, J., & Rimmer, J. (Eds.). (2014). Active and Passive Beam Application Design Guide. Brussels: REHVA - Federation of European Heating, Ventilation and Air Conditioning Associations.

[26] Virta, M. (Ed.), Butler, D., Gräslund, J., Hogeling, J., Kristiansen, E. L., Reinikainen, M., & Svensson, G. (2007). Chilled Beam Application Guidebook. Brussels: REHVA - Federation of European Heating, Ventilation and Air Conditioning Associations.

[27] EN 14518. (2005). Ventilation for buildings - Chilled beams - Testing and rating of passive chilled beams. Brussels: European Committee for Standardization.

[28] EN 15116. (2008). Ventilation in buildings - Chilled beams - Testing and rating of active chilled beams. Brussels: European Committee for Standardization.

[29] ASHRAE. (2012). ASHRAE Handbook - HVAC Systems and Equipment. Atlanta: American Society of Heating, Refrigerating and Air-Conditioning Engineers.

[30] EN ISO 7730. (2005). Ergonomics of the thermal environment - Analytical determination and interpretation of thermal comfort using calculation of the PMV and PPD indices and local thermal comfort criteria. Brussels: European Committee for Standardization.

[31] ASHRAE. (2010). ASHRAE Standard 55, Thermal Environmental Conditions for Human Occupancy. Atlanta: American Society of Heating, Refrigerating and Air-Conditioning Engineers.

Bu makale, 2015 World Engineering Conference and Convention (Kyoto, Japan)’da sunulmuştur.