Header

Avrupa’da Mimarlık ve Teknoloji Ödülü

05 Haziran 2003 Dergi: Haziran-2003
Artık binaların ömrü ve gelecekleri mimarlar ve mühendisler arasındaki etkileşimle ve bunun devamı olarak da işbirliği ile belirlenmektedir. Bu etkileşimin önemini farkeden yatırımcılar sermayelerini, inşa edilen yapının varlığı süresince optimum geri-dönüşü sağlayacak projelere yatırmaktadırlar. Ve çok kısa bir gelecekte bu optimizasyonu sağlamak sadece mimari açıdan uygun dış tasarımı yapmakla değil, aynı zamanda akıllı bina teknolojisini de hesaba katabilmekle mümkün olacaktır. Bu kavram, ‘ISH’ ve ‘Aydınlatma & Bina’ fuarlarının üzerinde önemle durduğu bir kavramdır. Bu yüzden, bu kavramın en iyi şekilde uygulanabildiği projeler için sunulmuş olan ‘Mimarlık ve Teknoloji’ ödülünün ortaya konmasıyla, fuarların dışında da mimarlık ve teknolojiye olan kooperatif yaklaşımın teşvik edilmesi amaçlanmıştır. Bu ödülün varlığı geçen yıl duyurulmuş ve bu yıl da ISH fuarında sunulmuştur.


Avrupa komisyonu, Avrupa Birliği stratejisinin kilit bileşeni olarak ve enerji sürekliliğinin güvenliği için binalardaki enerji verimliliğini desteklemektedir. Enerji kaynaklarının büyük bir bölümü binalar tarafından tüketilmektedir. Binalardaki enerji tasarrufu potansiyeli % 22 olarak hesaplanmıştır. Tasarruf açısından bu değer oldukça yüksektir.

Avrupa Birliği son zamanlarda yeni bir yönerge benimsemiştir. Bu yönerge esasına göre; bina sertifikası ve standartlarına sahip binalarda enerji performansı desteklenecek ve geliştirilecektir. Komisyon aynı zamanda gelişmekte olan araştırma ve tanıtım projeleri, pasif soğutma sistemleri, gün ışığıyla sağlanan aydınlatma, biyoklimatik mimari ve yenilenebilir enerji kaynakları gibi yeni yapı kavramlarını ve teknolojilerini de desteklemektedir.

‘Mimarlık ve Teknoloji’ ödülü, Frankfurt fuarı tarafından ortaya konulmuş ve desteklenmiştir. Komisyonun temel hedefi, binalarda enerji tasarrufunu ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını teşvik etmektir. Sunmuş oldukları ödülle vermek istedikleri mesaj ise estetik görünüm ve orijinal dizaynı, bina performansı ile özdeşleştirmektir.

Büyük binaların inşa edilmesini gerektiren talepler, özellikle de ofisler ve merkez bürolar gerektiren projeler, geleneksel kavramların artık yetersiz olduğunu göstermektedir. Mimarlık ve teknik yapı cihazları arasındaki paralel etkileşim ve biçim, işlevsellik ve teknolojinin birleşimi; enerji optimizasyonuna sahip, esnek, tüketime yönlendirilmiş binalar için önkoşullar yaratmaktadır. Buna karşın bugünkü kullanıcıların, modern ve geleceğe yönelmiş yapılar üzerindeki ihtiyaçlarını dikkate alan yeni planlama ve yürürlüğe koyma stratejilerine gereksinimleri vardır. Bu da, Avrupa’nın sunduğu ödülün arkasındaki kilit kavram için bir başlangıç noktasıdır. Sunulan ödül, mimari ve teknik yapı ekipmanlarının bütünleşmesi için gerekli olan motivasyonu ve sürekliliği sağlayacak potansiyele sahiptir.

Frankfurt fuarı yeni ‘Mimarlık ve Teknoloji’ ödülüyle birlikte, biçimin ve işlevselliğin uyumlu bir etkileşim içinde olması kriterini gözler önüne sermektedir. Bu ödülün; esneklik, sürdürülebilirlik, kullanılan malzemeler ve teknoloji açısından mükemmel şekilde bütünleşmiş yapısal çözümlere verilmiştir.

Günümüz dünyasında mimarlık ve teknoloji mutlak biçimde birbirine bağlıdır; planlamada ve modern binaların inşasında etkileşim içinde olmaları gerekmektedir. Yani ‘Mimarlık ve Teknoloji’ ödülü, çalışmalarını başarılı bir uyumla birleştirmiş olan mimar ve mühendislere verilmiştir.

25 Mart 2003 tarihinde bu ödüle layık görülen iki yapıdan birincisi DVG genel müdürlük binası, ikincisi ise SOLVIS sıfır-emisyon fabrikasıdır.

DVG (Datenverarbeitungsgesellschaft) GENEL MÜDÜRLÜK BİNASI

Bu yapı, Hannover şehrine ait bir yerleşim bölgesinin kenarına kurulmuş ve doğu-batı doğrultusunda, 380 (m) mesafeye sahip dört katlı ve taraçalı bir yapıdır.

Geleneksel olarak inşa edilmiş olan bu bina, hem estetiğe ve teknik fonksiyonlara hitabedebilecek biçimde eğik olan hem de hava şartlarına karşı koruma sağlayacak cam yüzeyli bir yapı ile örtülmüştür. Kalkan görevi yapan bu cam tabaka; 4 katlı ve yaklaşık 1300 çalışanı barındıran teraslı ofis binalarını, iletişim ve sosyal aktivite alanlarını, büyük ölçeklerdeki yeşil alanları örtmektedir.

Bu tasarımda dikkati çeken en önemli nokta, mimari bir yapı elemanı olarak kullanılan cam çatının aynı zamanda iç mekana ait mikroklima sistemini de geliştirmiş olmasıdır. Ofis alanlarının doğal yoldan havalandırılması, güneş enerjisinin pasif yöntemlerle kullanılması, aydınlatmaya harcanan enerjinin azalması ile birlikte doğal gün ışığının yoğun bir şekilde absorbe edilmesi, termo-aktif tavan sistemlerinin kullanılması, bir kojenerasyon ünitesi ve atık havanın bünyesindeki enerjinin geri-dönüşümüne dayanan bu yeni teknoloji, modern hizmet teknolojisinin tüm beklentilerini yerine getirmektedir. Bu projenin önemli olan diğer bir özelliği de, tüm yeşil alanın kapsamlı bir şekilde kullanılması ile hava kalitesi üzerinde sağlanan pozitif etkidir. Buna ek olarak, yeşil ve açık alanlar ve teras formunda olan değiştirilebilir oda dizaynları, toplantı alanlarıyla eşleşmiş olan yapıdaki esnekliğin oldukça yüksek olduğunu göstermektedir. Geleneksel ofis binalarıyla karşılaştırıldığında bu yapı; düşük bakım maliyetleri, çalışma mekanlarının kalitesi ve devamlılığı yüksek olan verimliliği ile ortalama-üstü bir yatırım için oldukça uygundur. Kısacası bu proje, kusursuz planlamanın ve mimarlıkla teknoloji arasındaki başarılı işbirliğinin tatmin edici bir örneğidir.

Bu bina tam olarak güneye yönlendirilmiştir ve sınırları doğudan batıya doğru uzanan bitkilerle dolu yeşil alanla hizalı olacak biçimde belirlenmiştir. 4 katlı ve 380 (m) uzunluğundaki blok, parmak şeklindeki bir düzenlemeyle güneye açılmakta ve yeşil alanla birleşmektedir. Bina, 3 tane camdan inşa edilmiş salonla örtülü olduğundan, güneş enerjisinden pasif yöntemlerle yararlanma stratejisi için optimum koşulları sağlamaktadır. Teraslarda bulunan yollar aracılığıyla çevredeki yeşil alanlara inen açık ofis peyzajı hem iletişimsel hem de iç mekan kullanımının esnekliği açısından oldukça işlevseldir. Binanın varolan olumlu şartlarını devam ettirebilmek ve dış enerjiye olan ihtiyacı minimuma indirebilmek için binanın yüzey alanı ve yapısı, tüm yıl boyunca güneş ve rüzgar potansiyelinden maksimum yararı sağlayabilecek şekilde tasarlanmıştır. 3 adet cam çatı bina kabuğu üzerinde asılıdır ve bu özellik sayesinde binanın iç ve dış ortamları arasında iklimsel bir tampon bölge yaratılmıştır. Binada bulunan atriyumlar, kış aylarında güneşten sağlanan ısıl kazanç ile ısıtmada harcanan enerjiyi minimize ederken, çalışma arası molalarının değerlendirilmesi ve toplantılar için de kullanılabilmektedir.

Atriyumlarda oluşturulan bu iklim, yıl boyunca Akdeniz bölgelerinin ve yeşil alanların varlığının avantajlarından maksimum yararı sağlamaktadır. Tavanlarda bulunan ve dış hava ile direk teması sağlayan açık alanlar ise, yaz aylarında atriyumların aşırı ısınmasını da engellemektedir.

Çatıların karmaşık geometriye sahip yapısı, binanın teraslı yapısını daha da geliştirmiştir. Yapının geometrisi, ötelenen bina kabuklarını takip etmektedir; böylece dört-köşeli camlar sadece düz değil, aynı zamanda geometrik olarak da özdeşlerdir.

Cam çatıların destekli çerçeveleri üç-eksenli ve birbiriyle özdeş çelik modüller içermektedirler. Bu çelik modüller, bir kablo ağıyla birbirine bağlandıklarından üzerindeki yükleri taşıyabilecek kapasiteye sahiptirler. Üç-eksenli destekleme sisteminin bağlı olduğu en önemli faktör eğimdir. Destekli çerçevenin aerodinamik formu, rüzgar tünelinde yapılan testlerin sonucunda belirlenmiştir.

SOLVIS SIFIR - EMİSYON FABRİKASI

Bu büyük projenin amacı, sera gazları emisyonunun olmadığı ofisler ve üretim alanları içeren, yüksek kaliteye sahip çalışma mekanları yaratmaktı.

Sıfır-emisyon; soğutma, havalandırma, aydınlatma ve ofis ekipmanları için tüketilen elektrik enerjisinin azaltılması ve pv-panelleri, güneş kollektörleri, kolza yağı ile çalışan kojenerasyon tesisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması ile sağlanmıştır.

27,5 (m) uzunluğa sahip üretim alanlarının çelikten yapılmış olan dış destek çerçeveleri sayesinde, ısıtılan ve havalandırılan iç hacim, çevrelenmiş toplam mesafenin % 15’ine tekabül eden 1,2 (m) mesafeye düşürülmüştür.

Buna ek olarak sütun desteklerin olmaması, üretim alanlarının daha esnek bir şekilde kullanılmasına olanak sağlamaktadır. İç mekanın merkezinde bulunan ve bina boyunca uzanan bir yol vardır. ‘SOLVIS Yolu’ olarak adlandırılan bu yol ve tüm ofis alanları, ısı depolanabilmesi amacıyla betonarmeden (demirle kuvvetlendirilmiş betondan) inşa edilmiştir.

Isıtma gereksiniminin düşük seviyelerde olması, hem iyi bir ısıl yalıtımla hem de ısı geri-kazanımlı bir havalandırma tesisinin kurulmasıyla sağlanabilmiştir. 27 [kWh/m2]’lik bir ısı gereksinimi oldukça şaşırtıcı bir başarıdır. Isı yalıtımı, dışta bulunan iki tabakalı bir ısı korunum sistemi ile garanti altına alınmıştır. Bina mekanik bir havalandırma sistemiyle donatılmıştır ve hava şartlandırmasına sahip değildir. Düşük seviyeli enerji tüketimi ile kastedilmek istenen; tesisin toplam ısıtma gereksiniminin 20 [kWh/m2] gibi bir değerde olmasıdır.

Sıfır-emisyon fabrikasının inşa projesi, büyük endüstriyel binalarda enerji kullanımını optimize etmek için günümüzde geçerli olan teknolojinin akıllıca kullanılmasını tanımlamaktadır. Hem ekonomik hem de ekolojik açılar dikkate alındığında, bu projenin çok başarılı olduğu gözlenmektedir.

SOLVIS sıfır-emisyon fabrikası projesi, mümkün olan maksimum sürdürülebilirlik altyapısına dayanmaktadır. Ayrıca, solar enerji olarak karakterize edilen geleceğin pazarlarından biri içinde istihdamın yaratılmasını da belgelemektedir. Kalan enerji gereksinimi sadece yenilenebilir kaynaklardan karşılanırken, enerji tüketimi de önemli ölçüde azaltılmıştır. Akıllı bina kavramını oluşturan özellikler; kış aylarında ısı yalıtımının ve yaz aylarında ise iç hava şartlandırılmasının optimize edilmiş olması ve ısıtılmaya, havalandırılmaya ihtiyaç duyulan mekanın hacminin azaltılmasıdır.

200 [m2]’lik bir alanı kaplayan termik kollektörler ve 60 (kW)’lık maksimum değere sahip bir güneş pili ünitesi, ısıtma ve elektrik için toplam enerji gereksiniminin % 30’unu karşılamaktadır. Bina içinde çeşitli konumlara yerleştirilmiş olan su serpme tankları, toplanan güneş enerjisinin depolanması amacına hizmet etmektedirler.

Kalan enerji gereksinimini, kolza yağıyla çalışan blok tipte bir ısıl güç santraliyle sıfır-emisyonun sağlanması aracılığıyla karşılanmaktadır. Üretim yapılan mekanlardaki hava, ısı geri-dönüşüm oranı % 80’lere varan yüksek performanstaki havalandırma üniteleriyle şartlandırılmaktadır. Tüm sıhhi tesisat servislerinin vakum drenajları taze su kullanımı açısından % 80 mertebelerinde bir tasarruf sağlamaktadır. Teknik özellikleri anlatılan bu iki yapı Avrupa’da ‘Mimarlık ve Teknoloji Ödülü’ne eşit derecede layık görüldüklerinden birincilik bu iki projeye verilmiştir.

25 Mart 2003 tarihinde yapılmış olan resmi ISH açılış töreninde birincilik ödülü dışında, bazı projelere yeni yetenek ödülleri, özel takdir ödülleri de verilmiştir. İkinci ‘Mimarlık ve Teknoloji’ ödülü ise 2005 yılında ISH’da ilan edilecek ve bunu takip eden yıl içerisinde ‘Işık ve Bina’ fuarında dağıtılacaktır.


Etiketler