Header

Auer Genel Müdürü Rıfat Öztaşkın; Türkiye Deneme Tahtası Değil, Biz Piyasaya Verdiğimiz Ürünlerin Deneme Ürünler Olmasını İstemiyoruz

05 Ekim 2000 Dergi: Ekim-2000
TERMODİNAMİK: Bize Auer'in tarihinden, bugünlere nasıl geldiğinden ve yeni yönetim anlayışınızdan bahsedermisiniz ?

RIFAT ÖZTAŞKIN: Auer 1957 yılında Auer-Fransa ve o dönemde İstanbul?da gaz dağıtımı için bulunan Elektrigaz şirketlerinin ortaklığıyla Ağustos ayında yabancı sermayeli Türk firması olarak kurulmuş. Yönetim ve çoğunluk hisseleri Auer- Fransa?nın. ilk zamanda 1957'den 60'a kadar havagazı dağıtımında kullanılan döküm parçalar üretilmiş, daha sonra havagazıyla birlikte Türkiye'ye LPG'nin girişi Auer'i ana üretim konusu olan gazlı cihazların üretimine yönlendirmiş. Ocaklar, Fırınlar üretmiş. 1963 'de Türkiye?nin ilk fırınını da Auer üretmiş. O zamanlar fırınlara isimler veriyorlar; Sevinç, Saadet, Sevgi gibi. O yıllarda Türkiye'de böyle bir üretimi yapabilecek 2-3 firma ancak var. Bunlar ne yazık ki bugün hayatta değil. Bu arada Volkan isimli çok büyük askeri karavanalara yönelik ocaklar da üretilmiş. bu üretimler 1977'ye kadar devam etmiş. 1975'den sonra Türkiye?nin içine düştüğü anarşi ortamı, hükümetlerin yabancı sermayeler üzerindeki baskısı, grevler yabancı ortakları bezdirmiş, birde kuruluşundan beri şirketin yönetim kurulu başkanı olan Pierre Bussac'ın vefat etmesi altı ay geçmeden onun yerine bakan Türk yöneticin de vefat etmesi sonucu Auer-Fransa Türkiye?den ayrılmaya karar vermiş. Bunun üzerine Yapı Kredi Bankası Auer şirketini satın almış. O dönemde Yapı Kredinin en büyük ortağı Çukurova da değil. 1982 yılında Yapı Kredi'nin çoğunluk hissesi Çukurova'ya geçiyor.Auer'in Yapı Kredi iştiraki olmasıyla daha ciddi yatırımlar başlıyor, daha önce fabrika müdürü olan Nejdet Sunay Genel Müdür atanıyor. 1977'den 1994 yılına kadar bu görevde kalıyor. 1987 yılında şohben imalatına başlanıyor. O yıllarda yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle grup içindeki imkanların bankacılığa kaydırılmasıyla bir süre pazarda etkin olamıyor. 1989 yılında Türkiye'de doğalgaz ilk defa Ankara'da kullanılmaya başlanmasıyla Auer öncü olarak bu sektöre giriyor. Auer'in ana konusu bireysel ısıtma, bireysel ısıtma dediğimizde ya bunu kombi ile yada sobayla sağlıyorsunuz. 1989'da kombileri ithal ederek, sobaları da imal ederek doğalgaz pazarına giriyor. Doğalgaz sobasının hem bacalı hem de Hermetik olması çok önemli, ilk Hermetik sobayı da yapan şirket. O günden bu yana doğalgazlı ürünlerimiz değişerek ve gelişerek devam ediyor. 1994 yılına kadar doğalgaz sadece Ankara'da var ve Ankara'ya yönelik ciddi bir pazar payı oluşuyor. Bu pazarın oluşmasında Pazarlama Müdürümüz Erol Çınar'ın da çok büyük payı var. Ankara'da bu iş çok da, Rüzgarlı'da ki tesisatçıların işi değil, biraz daha farklı bir iş. Çünkü doğalgazlı bir cihaz satıyorsanız bir mühendislik hizmeti vermeniz lazım, bir proje yapmanız ve gaz dağıtım şirketine onaylatmanız lazım, projeye uygun olarak hatlarını çekmeniz lazım, cihazın montajını yapmanız lazım, alıp da satılıp bitirilecek bir iş değil. Hem Rüzgarlıdan hem de bu işe hevesli kişilerden bayi ağı oluşturduk. Bizim hala en büyük pazarlarımızdan biri Ankara, daha sonra 1993 yılında İstanbul'a doğalgaz geldi ama arkasından da 1994 krizi geldi. Bu sektöre çok büyük bir darbe vurmuştur 94 krizi, herkes kombisini dışardan ithal ediyordu çünkü. Doğalgazın kendisi çok pahalı hale geldi. Bu nedenle İstanbul?a doğalgazın gelmesi Ankara kadar bizi heyecanlandıramadı. Bizim yaptığımız ürünler insanların daha çabuk vazgeçebileceği ürünler, bir de bizim ürünlerimizin diğer ürünler kadar yenileme ihtiyacı olmuyor. 1995 yılından sonra yeniden gelişen Auer bizim alışkanlıklarımıza uygun daha yüksek kapasiteli sobalar imal etti. Avrupa'da böyle değil, bizde salona kurulan tek bir sobayla bütün evi ısıtma alışkanlığı fosil yakıtlı sobaların kullanımından kalan bir alışkanlık, oysa ki doğalgazla yakıtı evin her yanına dağıtabilirsiniz ve daha konforlu bir ortam sağlarsınız ama maalesef tek merkezden ısıtma alışkanlığımız bizi yüksek kapasiteli sobalar imal etmeye yönlendiriyor. Kombilerimizi ithal ettiğimiz firma Türkiye'de kendi organizasyonunu kurunca bir değişiklik yaparak İtalyan Herman şirketiyle çalışmaya başladık. Çok kaliteli, çok güzel ürünler üretiyorlar. Biz de bu sayede Türkiye'ye her yıl yeni bir ürün veriyoruz. Geçen yıl dünyanın en küçük kombisi Mikra'yı, bu yıl doğalgazın Anadolu?ya yayılmasıyla daha ekonomik bir cihaz gereksinimini karşılayacak olan Pratica'yı pazara sunduk. 2001 yılına da yeni bir ürün hazırlıyoruz. Bu ürün daha fonksiyonel, daha elektronik, tüketicinin sıcak su ihtiyacını daha iyi şartlarda sağlayacak, daha üst düzeyde yeni bir kombi. Biz piyasaya verdiğimiz ürünlerin deneme ürünler olmasını istemiyoruz, Türkiye bir deneme tahtası değil. Biz bütün ürünlerimizin son kontrolden geçmiş, yabancı tüketicilerinin onayını almış, ürünler olmasına dikkat ediyoruz. Soba da 2000 yılında yeni bir ürünümüz olacak.Şu anda üretilen 6500 Kcal'lik Hermetik ürünümüzün yanına Ekim ayında 4000 Kcal'lik bir Hermetik soba daha ekleyeceğiz. Estetik görünüşüyle, kalitesiyle bundan önceki Auer çizgisini koruyan bir ürün olacak.

TERMODİNAMİK: Türkiye?de Doğalgazın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

RIFAT ÖZTAŞKIN: Bu gün bir tek hattan Bulgaristan'dan gelen bazı yerlerde daha yüksek kapasiteli gibi görünen bu hat trakyayı geçerek İstanbul, İzmit, Bursa, Eskişehir ve Ankara'yı besliyor. 1993' de İstanbul'a geldiğinden beri hiç bir değişiklik yok. Çok kısıtlı bir bölgede kaldı maalesef. Önümüzdeki projelere baktığımızda Karadeniz altından gelecek olan "Mavi Akım" projesi var, Türkmenistan doğalgazı var. Bakü-Ceyhan hattıyla bazen karışan çok karışık bir proje onun dışında İran doğalgazı var. Bir de ufukta görünen Mısır'dan doğalgaz alımı var. Proje olarak çok büyük görünen bu işler ne kadar güvenilir, Türkiye bu projelerin altından ne kadar kalkabilir, çok belirgin değil açıkçası. Bunların içinde en yakın gerçekleşebilecek olan İran hattı. İran'la yapılan "Al veya Öde" anlaşması gereği İran gazı sınıra kadar geldiğinde bizim alıp ödememiz gerekiyor. Onlar 2000 yılı Nisan ayında gazı yaktılar ve maalesef Türkiye bu hazır gazı alabilecek durumda değil. Çünkü hattını tamamlayamadı, gelecek yılın başında tamamlanacağı söylenen bir çalışma var. Bir taraftan " Mavi Akım " projesi gereği Ankara - Samsun arasına hat döşeniyor. Bu projenin ciddi bir sorunu olan Karadeniz'in aşılması sorununun çözümü çokta anlaşılır değil. Denizin altına boru döşemesi çok pahalı olduğu için Türkiye' de ki hattın bitimine iki üç ay kala başlayacağız diyorlar. Bence sorun bu hatların döşenmesinde de değil, bitse bile başka sorunlar başlayacak, şu anda o sorunlar hiç tartışılmıyor. Doğalgazın Türkiye'de yaygınlaşması sırasında kurulan bir düzen var; BOTAŞ gazı getirip şehire teslim ediyor. Şehir içi dağıtımının yapılması için çok ciddi bir alt yapı yatırımının yapılması gerekiyor. Yasal olarak bu işi kimin yapacağı pek belli değil. İstanbul' da İGDAŞ olsun Ankara' da EGO olsun, İzmit' de İZDAŞ olsun özel izinlerle örgütlenmiş dağıtım şirketleri. Yeni gaz verilecek şehirlerde kim yetkili, kim dağıtımı yapacak belli değil. Eskişehir ve Bursa' da dağıtımı BOTAŞ yapıyor ama istemiyor. O şehirlerde dağıtım yapmak isteyen bazı özel girişimler var. Belediyeler bu işe hevesli ama yasal olarak belirsizlik var. Bir kere bunun süratle aşılması lazım. İlk etapta devreye girecek şehir, İran'dan dolayı Erzurum olarak görünüyor ama şehir şebekesini kimin yapacağı belli değil, bir çalışmada yok. Erzurum bir İstanbul değil ama yinede sokak, sokak dağıtımı düşünürsek çok ciddi bir iş olduğunu anlarız. Nisan ayında gaz gelecekse geç bile kalındı. Aynı şekilde İzmir' de de sorun var. Çanakkale, Balıkesir' e kadar gelen hatın İzmir' e bağlantısı devam ediyor. Yeteri kadar gaz yokmuş gibi görünüyorsa da bu projeler gerçekleştirilirse ciddi bir gaz alımımız olacak, şehir şebekelerinin tamamlanması lazım ki insanların kullanımına açalım bu gazı. Çok ciddi yatırımlar yapılan bir kısmı gerçekleştirilen bir kısmı ihaleye çıkmış gaz hatları var, Konya, Kayseri, Samsun, Trabzon gibi. Bu projelere yatırılan paralar sonunda gaz dağıtımına dönüşmezse hiç bir şey ifade etmez.

TERMODİNAMİK: Siz ve bayileriniz bu gelişmelere hazırmısınız, hazırlanmak için neler yapıyorsunuz?

RIFAT ÖZTAŞKIN: Bizim işimiz gazla olduğu için ürünlerimiz de bilgi olmadan alınıp satılacak ürünler değildir. Mutlaka o bölgedeki seçtiğimiz bayilerimizi, elemanlarını eğitmek zorundayız. Bu işle uğraşan herkesin dikkatli ve eğitimden geçirilmiş olması lazım. Oralardaki bayi arkadaşları eğitirken satış sonrası ilk çalıştırmayı yapacak daha sonra doğabilecek problemlere müdahale edebilecek yetkili servis ağını da kurup onları da eğittik. Biz doğalgaz gelmeden hazırlıklarımızı tamamladık, bu gün gaz verilsin bizim bayi ve servis arkadaşlarımız çalışmaya başlarlar. Bu şehirlere bir an önce gazın gelmesi gerektiğini geçen kış Erzurum'a ve Kayseri'ye gittiğimde gördüm. İnanılmaz bir hava kirliliği var. Daha önce Ankara' da ve İstanbul'da hava kirliğini yaşadık, doğalgazın gelmesiyle sağlıklı havaya kavuştuk. Bu şehirlerde gazın gelmesiyle sağlıklı bir havaya kavuşurlar.

Etiketler