Artık kol da kırılmasın, yen içinde de kalmasın

05 Eylül 2014 Dergi: Eylül-2014
Çocukluğumuzda en büyük problemin “havuz” olduğunu öğrenmiştik. Hatırlayın havuzu doldurmaya çalışan musluğun karşısındaki darbeci, muhalif musluğu, bir yandan dolarken bir yandan boşalan mağdur havuzu… Ama daha çetin bir problemimiz varmış, sonra öğrendik. Aradan bir sürü yıl ışık hızıyla geçtikten sonra bir gün, ama bugüne hiç de yakın mesafede olmayan bir gün, HVAC&R TURKEY dergimizi hazırlıyoruz. Malum sadece yurtdışı dağıtımı olan ve “Türkiye iklimlendirme sektöründe her şey dört dörtlüktür, hatta beşliktir canım kardeşim” demeye çalışan, Türkiye HVAC sektörünün yurtdışına yönelik halkla ilişkiler çabası olan dergimiz HVAC&R Turkey’i hazırlarken MMO’dan da yazı istemişiz. Amacımızın Türkiye’nin mekanik tesisat sektörünün en parlak biçimde yansıtılması olduğunu söylemişiz, onlar da bir yazı göndermişler. Özetle iyimser olmaya çalışan ama Türkiye’de asansörlerin güvenliği konusunda denetimin yetersizliğine, asansör kazalarının önüne geçilemediğine ve bu konuda Oda’nın uyarılarına yer veren bir yazı olmuş. Dedik ki: “Doğruya doğru ama, bunu da ele güne bildirerek; valla Türkiye’ye gelecekseniz, geçmişiniz ve geleceğinizle vedalaşın, ölüm, bilmediğin bir ülkeye seyahatin fıtratındadır” diyecek halimiz de yok (zaten “fıtrat” sözü yabancı dile nasıl çevireceğiz). Karar verdik; “Kol kırılır, yen içinde kalır”… Yazıyı mevcut hali ile “yerli” dergide yayımlanmasına, elâleme bu kısımlarının bahsedilmemesine karar verdik. Aradan yıllar yine geçti ve hiçbir şey değişmedi; MMO hâlâ uyarıyor: “Kent Yağması ve Rant Politikaları, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Gerekleri ile İnsan Yaşamını Hiçe Saymaktadır. İş Ekipmanlarının Periyodik Kontrolleri Artırılmalı ve Kamusal Denetim İvedilikle Benimsenmelidir” başlıklı basın açıklamasında “Her gün ‘iş kazası’ sonucu yaşamını kaybeden beş işçiden ikisi inşaat çalışanıdır. Bu noktada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın görevinin ölümleri saymak ve kaza sonrası işyerlerine müfettiş göndermek değil kazaların önlenmesini sağlamak olduğunu belirtmek isteriz” diyorlar.
Bildiğiniz gibi daha birkaç gün önce İstanbul Mecidiyeköy’de eski Ali Sami Yen Stadı arsasında devam eden inşaatta, işçileri taşıyan asansör 32. kattan yere çakıldı, 10 işçimiz yaşamını kaybetti. MMO, “Çalışma yaşamıyla ilgili yapılan düzenlemeler, emeğin ve mühendisliğin aleyhine; işçi sağlığı ve iş güvenliği normlarının dışında, tamamen sermaye güçlerinin lehine olmuştur” diyor ama ben, şu konunun da altını çizmek istiyorum: Bu felaketin sonucunda sadece 10 ailenin ocağına ateş düşmüş olamaz, inşaat sektörü ve ona bağlı sektörler de zarar görür, yani Türkiye üzülür, Türkiye kaybeder. Yani yapılması gereken ve yapılmayanlarla bindiğimiz dalı keseriz. Ernest Hemingway’in “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” kitabının hatırlayamadığım bir baskısının kapak içi yazısında; “Her insanın ölümü, toplum için kayıptır. Bunun için çanlar kimin için çalıyor diye sorma, senin için çalıyor” yazıyordu. Patron olun, çalışanı olun, bir işin parçası olan her canın sorumluluğunu benliğinde taşımayan herkes para kazandığını sansa bile kazandığından fazlasını kaybeder diye düşünüyorum.
Bu yazı, “son dakika” yine bir başkasının yerini alan yazılarım arasında… Ama EURO 2016 elemelerindeki ilk maçına çıkan Türkiye’nin İzlanda ile maçının dramatik sonucu için atılan tweet’lerden iki örnek vermeden bitirmek istemiyorum:

“İzlanda şu an resmen hükümeti devirmeye çalışıyor! Savcılar göreve”
“İzlanda nüfusu 320.137, Türkiye’de lisanslı futbolcu sayısı 466.000”
Özetle sevgili okurlarımız; kaybetmek kader değildir!

Dr.Oya Bakır
oyabakir@dogayayin.com