Header

Antalya Sodex Fuarı ve İklim Kongresi, ilk kez birlikte düzenlendi

05 Aralık 2007 Dergi: Aralık-2007

İzlenimler
Antalya Sodex Fuarı ve İklim Kongresi, ilk kez birlikte düzenlendi

Sodex Antalya Fuarı artık iki yılda bir yapılacak
Bu yıl ilk kez birlikte eş zamanlı olarak düzenlenen Uluslararası Isıtma, Soğutma, Klima, Havalandırma, Yalıtım, Pompa, Sıhhi Tesisat, Su Arıtma ve Güneş Enerjisi Sistemleri Fuarı "Sodex Antalya" ve Ulusal İklimlendirme Kongresi "İklim 2007", 15Ğ18 Kasım tarihleri arasında Antalya Expo Center?da gerçekleşti. Sodex Antalya, hem profesyonellere hem de bu alanda kişisel çözümler arayanlara ev sahipliği yaptı. Hannover-Messe Sodex Fuarcılık tarafından organize edilen fuarda, aralarında İtalya, Çin ve Tayvan firmalarının da bulunduğu toplam 135 katılımcı (temsilcilikleri ile bu sayı 243?e ulaştı) yerini aldı.

Katılımcı firmaların yaklaşık dörtte biri soğutma, havalandırma, klima alanındaki ürünlerini sergilediler. Her beş katılımcıdan biri ise tesisat malzemeleri, donatıları alanında üretici, mümessil veya satıcı kuruluştu. ISK Sektörüne hizmet veren projeci, yazılımcı, müşavir kuruluşlar ve basın kuruluşları ise katılımcıların yaklaşık olarak onda birini oluşturdu. Sodex Antalya fuarının diğer önemli orana sahip katılımcı grupları ise ısıtma, yapı elemanları ve güneş enerjisi alanında faaliyet gösteren firmalardı. Arıtma sektörü de fuarda hatırı sayılır bir yer almıştı. Üniversite ve meslek örgütleri ile otomasyon alanında faaliyet gösteren kuruluşlar da fuarın katılımcı profilini tamamlıyordu. Bu profile baktığımızda, özellikle Antalya gibi turizmin, inşaat sektörünün ve seracılığın güçlü olduğu bir bölge için soğutma ve klimanın, tesisat ve yapı malzemelerinin, güneş enerjisi sistemlerinin ön planda olduğunu görüyoruz ve bu yönü ile beklentilerle aynı doğrultuda bir katılımcı profilinin oluştuğu ortaya çıkıyor.

Buna rağmen "Akdeniz" ruhu, Sodex Antalya fuarında da kendini gösterdi. Cömert coğrafya ve iklim koşullarının yaşayanlar üzerindeki etkisi, fuar organizasyonunun ve katılımcı kuruluşlarının çabasına cömert bir teşekkür olarak kendini göstermedi. İklim Kongresi ve fuarın birlikteliği şüphesiz ki hareketliliği artıran bir etken olmuştu ama 400 bin yatak kapasitesi ile Türkiye turizminin başkenti sayılan Antalya?daki turistik tesis işletmecileri, dört mevsimi bir arada mutfaklarda yaşatan sera işletmecilerini, yatırımcıları, aldığı devasa göç oranı ile canlılığını yitirmeyen inşaat sektörü yatırımcılarını ve uygulamacılarını düşündüğümüzde "iyi" ile yetinmek eksik kalıyor, "daha iyi" potansiyelini göre göre.. Daha iyisini sağlayabilmek için zaman gerekiyor. Bu zamanı kazandırabilmek ve Antalya?ya ISK sektöründe yeni teknolojileri, eğilimleri götürebilmek için fuarın iki yılda bir yapılmasına karar verildi. Fuarın kapanış anonsunda bir sonraki Antalya Sodex fuarının 2009 yılında düzenleneceği duyuruldu.

TMMOB, Makina Mühendisleri Odası Antalya Şubesi tarafından düzenlenen II. Ulusal İklimlendirme Kongresi de bir diğer mesleki davet olarak delegelerini ağırladı. Aynı çatı altında düzenlenen bu iki önemli organizasyonun açılış töreninde; MMO Antalya Şube Başkanı Mustafa Karaman, MMO Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Eniş, Antalya Vali Yardımcısı Sedat Oktar, Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcimen, Antalya Ticaret Odası Başkanı Kemal Özgen, Antalya Turistik Otelciler Birliği Başkanı Osman Ayık, Hannover Messe Fuarcılık Genel Müdürü Murat Demirtaş, Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Hikmet Rende ve İSKİD Başkan Yardımcısı A. Metin Duruk konuşma yaptı. Konuşmalardan bazıları ise şöyle;

"Havalandırması Bulunmayan Ortamların Hijyenik Olması Mümkün Değil"

Makine Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karaman, yaptığı konuşmada sektörle ilgili üç ana noktaya değindi: Bunlardan ilki; makine mühendislerine hesap yaptırılmadan yapılan montajların gereksiz ve fazla enerji tüketimine neden olduğu, bu nedenle montajların uzman makine mühendisleri tarafından projelendirilmesi, klima kapasitesinin belirlenmesi ve enerji tasarruflu klimaların tercih edilmesi gerektiği idi. İkinci nokta olarak; özellikle otel ve iş merkezlerinde kişilerin "konforlu" şekilde yaşamalarını sağlamak gerektiğini belirten Karaman, "Bina sahipleri ve işletmeciler, başlatılan projeye sadık kalmayarak odaların ve toplantı salonlarının sayısını artırıyor. Bu da belli sorunlara neden oluyor. İşletmecilerin, projecilerin, taahhütçülerin ve üreticilerin beraber çalıştığı bir proje neticesinde sağlıklı mekánlara ulaşabileceğini hepimiz biliyoruz" açıklamasını yaptı. Son olarak hastanelerdeki klima sistemlerine dikkat çeken Karaman, "Geçen kongremizde de belirttiğimiz gibi hastanelerde hijyen ortamların yaratılması gerekiyor. Normal klasik klimalar içerideki ısıyı kontrol ederken, hijyen klimalar ortamdaki canlı ve cansız mikroorganizmaları ve kirleticileri uzaklaştırıyor. Hastanelerde havalandırma olmalı, aksi takdirde hijyenik olması mümkün değil. Bugün sağlık hizmetlerimizde, hastanelerimizin yoğun bakım ünitelerinde, karantina odalarında ve ameliyathanelerde bir standart oluşturulmamış" açıklamasını yaptı. Hijyenik klima ve soğutma sistemlerinin nasıl olması gerektiği hakkında yasalarda yönetmelik ve denetim boşluğu olduğunu vurgulayan Karaman, Makine Mühendisleri Odası?nın bu konu ile ilgili mesleki denetim yapmaya hazır olduğunu belirterek, bu alandaki yasa boşluğu bir an önce giderilmeli" dedi.

"Hedefimiz; Türkiye?de A ve B Sınıfı Klima Santrali Üretmek"

"İklimlendirme, soğutma, klima imalatçılarının hedefleri ile ilgili görüşlerini bildiren İSKİD Başkan Yardımcısı A. Metin Duruk, "Ülkemizde enerji verimliliğine yönelik verimli ürünlerin üretilmesi ve ithal edilenlerin de asgari standartları taşıması gerektiğine inanıyoruz. İSKİD?in amacı; ülkemizde yüksek verimli ürünlerin kullanılmasını, çevre sorunlarını minimize eden ve enerji savurganlığımızı önleyen tedbirlerin alınmasını sağlamak. Bu doğrultuda; A ve B enerji sınıfı haricindeki klimaların Türkiye?ye ithal edilmesini engellenmek amacıyla ilgili bakanlıklarla görüştük, temaslarımız sürüyor. Ayrıca hedeflerimiz arasında Türkiye?de A ve B sınıfı klima santrali ve split klima üretimine başlamak da var. Avrupa Birliği?nde standartlar alanında yeni gelişmeler oluyor. Klima santrali üreticilerimiz de bu gelişmeleri takip ediyor. Avrupa Birliği önümüzdeki yıl, A ve B enerji sınıfı klima santralleri kullanacak. Standartları takip etmeyen klima santrali üreticileri de mecburen piyasadan çekilmek zorunda kalacakÉ"

"Antalya?da Doğalgaz Santrali Kuracağız"

Antalya?da yapılan enerji çalışmalarını katılımcılara aktaran Antalya Ticaret Odası Başkanı Kemal Özgen, doğalgaz hattını Göynük, Kemer, Tekirova, Çamyuva ve Belek?e kadar uzatacaklarını, otogar civarında kurulan ve evlere ulaşacak doğalgazı 75 bardan 1 bara düşürecek olan basınç merkezinin makinalarının İtalyan bir firmaya sipariş edildiğini ve kısa süre içinde ellerine ulaşacağını söyledi. Özgen sözlerine şöyle devam etti; "Antalya?da doğalgaz santrali kurmak için sanayinin dışında 120 dönüm arazi satın alındı. Altı adet gaz türbininden oluşacak santralin kademeli olarak üç farklı zamanda devreye alınması planlanıyor. Haziran 2008?de bir kısım montajı bitirilip, 200 megavata yakın kapasitede ilk enerji verilecek. Nisan 2009?da ikinci kısım devreye alınarak toplam 460 megavat kurulu güce ulaşılacak. Son kısım ise Eylül 2009 tarihinde tamamlanacak ve toplam 780 megavatlık kurulu güce ulaşılacak. Bu santral 21 aylık bir süre içinde tamamlanmış olacak". Özgen, ayrıca santralin 2009 yılına kadar tamamlaması durumunda TEDAŞ ile iyileştirme çalışmaları yapacaklarını da belirtti.

"Turizm Sektörünün Tamamlayıcı Unsurları Gelişmek ve Yenilenmek Zorunda"

Turizm, bir hizmet sektörü olduğundan verilen hizmetin bütünlüğü açısından konforun önemli bir yeri olduğunu belirten Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Osman Ayık, "İnsanların yaşadıkları ortamlarda rahat bir şekilde hareket edebilmeleri ve sürekli hijyen bir ortamda solumalarını sağlamak, konforun can alıcı noktalarındanÉ Dolayısıyla iklimlendirme, turizm sektörü için son derece önemli. Bu konunun detaylı bir şekilde anlatılması, tartışılması, yenilenmesi ve insanların özellikle yatırımcı ve işletmecilerimizin bilinçlendirilmesi gerekiyor. Bu bağlamda bakacak olursak, II. Ulusal İklimlendirme Kongresi aslında çok önemli bir açığı kapatacak" dedi. Ayık ayrıca turizmin Türkiye?de önemli sinerjilere kaynak olan sektörlerin başında geldiğini, bu nedenle Türkiye?de iklimlendirme, klima ve konfor konusunda bir ufuk açılacaksa, bu gelişmede turizm sektörünün de çok büyük bir payı olduğunu söyleyerek " Ciddi bir yatırım hamlesine başladığımız için bunun tamamlayıcı unsurları da gelişmek ve kendilerini yenilemek zorunda. Bu noktada Türkiye?deki iklimlendirme sektörü, her geçen gün gelişiyor. Bu durum da bizi sektör olarak yarattığımız sinerjiden dolayı ciddi anlamda sevindiriyor" açıklamasını yaptı.

"En Ucuz Enerji, Tasarruf  Edilen Enerjidir"

Konuşmasında Türkiye'deki yenilenebilir enerji kaynaklarının yeterince değerlendirilmediği ve üretilen enerjinin de verimli kullanılmadığına dikkatleri çeken Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Hikmet Rende, "Bizim için iki konu çok önemli. Bunlardan birincisi; Türkiye?de üretilen enerji, toplam enerjinin aşağı yukarı beşte biri kadarÉ Sudan elde edilebilecek elektrik miktarı toplamının ancak beşte birini, kömürden elde edilecek enerjinin sadece üçte birini elde ediyoruz. En az ve geride kalan rüzgár enerjisi ile üretilen enerji ise binde ikilerde bir yerdeÉ Güneş enerjisinin hiç hesabı yapılmamış. Türkiye?nin ortalama güneşlenme saati 2600. Avrupa çok daha geride, 500Ğ600 saatlerde olanlar var. Enerji, güç demektir, dışarıya bağımlılık demektir. Türkiye?deki olanakların kullanılması, var olan enerjinin daha çok üretilmesi, beşte birinden çok daha fazla oranlara götürülmesi gerekiyor. İkincisi ise; sistemler geliştirmemiz, üretmemiz lazım. Kullandığımız enerjinin % 20?sini üretirken, geriye kalan % 80?ini ithal ettiğimiz sistemlerle harcıyoruz. İthal edilen sistemlerin Türkiye?de geliştirilmesi gerekiyor. Verimlilik açısından çok yol kat etmemiz gerekiyor. Örneğin; Japonlar, 70-80?li yıllarda mekanik alanda Avrupalılardan çok geride olmalarına rağmen teknolojide çok ilerde oldukları için Avrupa?dan kopyaladıkları sistemleri, kendileri geliştirerek bugün Avrupa ile mücadele ediyor. Türkiye?de de Arçelik örneği var. Almanlarla işbirliği yapan Arçelik, onlardan ayrıldıktan sonra dünyada araştırma geliştirmede ön sıralarda yerini aldı. Demek ki bir sistemi alıp, geliştirebiliyoruz. İthal etmek ile kalkınmış olmuyoruz" dedi.

İklim 2007'nin Gündeminde Neler Vardı?

Sodex Antalya 2007 ile paralel olarak başlayan II. Ulusal İklimlendirme Kongresi?nde 7 oturumda 36 bildiri sunuldu. Bildirilerin dışında ayrıca Makine Mühendisi Kadir Pekdaş tarafından "Doğalgaz İç Tesisat Şartnamesi ve Uygulamaları" konulu bir seminer verildi. Seminer ve bildiri programı tamamlandıktan sonra Özkaymak Falez Hotel?de Sodex Antalya 2007 ve II. Ulusal İklimlendirme Kongresi?nin açılış kokteyli düzenlendi. Kongrenin ikinci gününde, ilk güne nazaran daha fazla bildiri sunuldu. Prof. Dr. Mustafa Acar yönetmenliğinde gerçekleşen "Isı Pompaları" ana başlıklı seminer programı kapsamında altı ayrı konu ele alındı. İlk seminer olan "Isı Pompalarında Etkinlik ve Performans Değerlendirme Kriterleri", Ege Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü?nden Prof. Dr. Arif Hepbaşlı tarafından sunuldu. Ardından sırayla; Mak. Müh. Korhan, Altınkaya "Jeotermal Kaynakların Isı Pompalarında Kullanımı", Mak. Y. Müh. Beyhan Şen, "Toprak ve Su Kaynaklı Isı Pompalarının Tanıtımı ve Uygulamaları", Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Günerhan, "Toprak Kaynaklı Isı Pompalarında Toprak Isı Değiştiricisinin Tasarım Esasları", Mak. Y. Müh. Erkut Beşer, "Isı Pompası ve Enerji Geri Kazanım Teknolojilerinin Kullanıldığı Villa İklimlendirme Sistemi" ve Prof. Dr. Ali Güngör "Isı Pompalı Kurutucular" seminerlerini verdi. Öğleden sonra gerçekleşen "Isı Pompası ve VRV Sistemler" semineri ise End. Müh. Turhan Karakaya?nın "VRV Sistemler" ve Mak. Müh. Nejat Kiper?in "Isı Pompası Sistemleri" oturumları olarak iki bölümde yapıldı. Günün son semineri "Endüstride Buhar Kullanımı ve Teknolojideki Gelişmeler" Mak. Müh. Cafer Ünlü tarafından katılımcılara sunuldu. Kongrenin üçüncü gününde toplam on bildirinin yanı sıra "Isıtma, Soğutma, Havalandırma Sistemlerinde Karşılaşılan Sorunlar, Çözüm Önerileri ve Enerji Verimliliği" konulu bir panel ve "Binalarda Enerji Verimliliği" isimli bir seminer de yer aldı. Kongrenin son gününde ise Dr. Veli Doğan ve Mak. Müh. Fethi Akalın tarafından "Klimada Sistem Seçimi" semineri verildi. İki bölümden oluşan seminerde Doğan, "Klimada Sistem Seçimi", Akalın ise "Klimada Sistem Seçimiyle İlgili Uygulama" konularını anlattı. Bildiriler tamamlandıktan sonra fuar ve kongre, Sheraton Voyager Antalya?da verilen akşam yemeği ile son buldu. Yemekte kongreye katkısı ve emeği olan sektör mensuplarına ödül verildi.

Isıtma Soğutma Havalandırma Sistemlerinde Karşılaşılan Sorunlar, Çözüm Önerileri ve Enerji Verimliliği Paneli

TMMOB Makine Mühendisler Odası Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Ahmet Eniş?in yöneticiliğini yaptığı "Isıtma Soğutma Havalandırma Sistemlerinde Karşılaşılan Sorunlar, Çözüm Önerileri ve Enerji Verimliliği" konulu panelde ilk konuşmayı teknik müdürler adına Cihat Yarar yaptı. Yarar, "Turizm sektörü, 1980?li yılların ikinci yarısından itibaren ivme kazanarak hızla büyümeye başlamış ve bugünkü durumuna gelmiştir. Bugünkü tabloya baktığımızda sektörün çok büyük aşama kat ettiği, büyümeye devam ettiği ve yatırımların da artacağı ortadaÉ Büyük istihdam yaratan ve binlerce yan sektörü de içinde barındıran turizm sektörünün hızlı büyümesi elbette ki bazı sorunları da beraberinde getirdi. Teknik alt yapıdaki sorunların nedenlerine indiğimizde ise bunun birkaç ayağı olduğunu söyleyebiliriz.

Hızla gelişen turizm sektöründe yer almak isteyen yatırımcılar, hiç vakit kaybetmeden bu büyümeye dáhil olmak için yatırım yapmaya başladı. Hızla projelerinin yapılıp inşaatın başlamasını bekleyen yatırımcılar, projecilerden neredeyse konut projesi yapacak kadar kısa bir sürede büyük kapasiteli projeler yapmalarını bekledi ve bu durum hala devam ediyor. Mimar ve mühendis mesleki birikimi ve yaratıcılığını kullanarak proje üretir. Eğer mimar ve mühendislere yaratıcılıklarını kullanmaları ve en doğru sistemi seçmeleri için yeterli zaman verilmezse, çıkacak sonuç ne estetik açıdan, ne fonksiyonellik yönünden, ne de alt yapı bakımından kimseyi tatmin etmez. Ayrıca projeyi mükemmel kılan detaylar projelendirilemediği için uygulamada da sorunlar yaşanır. Bu nedenle henüz inşaatın başındayken projeler değişikliğe uğramaya başlar. Hatta betonarmesi biten binaların bile projesi değiştirildiği için kırılıp yeniden yapıldığını hepimiz biliyoruz. Yatırımcı bir yandan bir an önce inşaatı bitirebilmek ve tesisini açarak gelir elde etmek isterken, kırıp dökmelerden dolayı yatırım maliyetini artırmış, işin bitme süresini de uzatmış oluyor. İnşaat kalitesine baktığımızda da benzer olumsuzluklara rastlamak mümkünÉ Yağmur altında yapılan sıva, bir an önce bitsin diye özenilmeden ıslak sıvaya yapılan boya veya seramik, fazla mesaiden uykusuz ve yorgun yapılan yalıtım iyi sonuç verir mi? Aynı olumsuz çalışma şartlarıyla yapılan elektrik veya mekanik tesisat işçiliği de beraberinde birçok montaj hatasını getirir. Proje ve işçilik hatalarını işletme sırasında telafi etmek teknik müdürün bilgi ve becerisine bağlıdır. Yatırımı planlarken nasıl bir hizmet sunmak istediğimizi iyi düşünmeli ve altyapı yatırımını da ona göre yönlendirmeliyiz. Dekorasyona verdiğimiz önemin çok daha fazlasını altyapıya vermek zorundayız. Yatırımcının daha sonra yapmayı düşündüğü kapasite artışlarını önceden projecilerle paylaşmaması ve altyapıyı idare edecek kapasiteye göre yaptırmaması büyük sorunlara yol açmaktadır. Bazen % 30-40?lara varan kapasite artışlarında bile aynı makine dairesi ve altyapı ile yetinilmeye çalışılmaktadır. Böyle bir durumda büyük sorunların yaşanılmaması kaçınılmazdır. Yatırımcıların tesis işletmeye açıldıktan sonra sürpriz sorunlarla karşılaşmaması için yapmaları gereken şey; konusunda uzman mimar ve mühendislerle çalışmaktır. Ayrıca henüz proje aşamasındayken şantiye ve özellikle işletme tecrübesi olan bir teknik müdürü işe başlatmalıdır. Projeciler de bu kişinin bilgi birikiminden ve işletme tecrübesinden faydalanmalıdır. Ancak o zaman ortaya çıkan eser, mükemmel veya mükemmele yakın olabilir.

Altyapıdaki sorunların ikinci ayağında proje ve taahhüt hizmetini veren kuruluşlar var. Projecilerin uzman olmadıkları konularda büyük projelere imza atmamaları gerekir. Günümüzde hatalarla dolu ve enerji tüketimi olan birçok yüksek bina var. Bunların bir kısmı makine ve cihaz seçiminden, bir kısmı da proje ve montaj hatalarından kaynaklanmaktadır. Tesisin işletme koşulları düşünülerek, senaryoyu doğru kurgulamak gerekir. Örneğin 150 dönümlük alana kurulmuş bir tatil köyüne su soğutmalı merkezi sistem önerilmemektedir. Böyle bir uygulamada enerji kayıplarının, tesisin ısıtma ya da soğutma yükünden fazla olabileceğini göz ardı edemeyiz. Enerjiyi verimli kullanabilmek için makine ve cihaz seçiminin değişik zamanlarda, farklı kapasitede çalışmaya olanak sağlayacak şekilde yapılması gerekir. Yılın 365 günü 24 saat hizmet veren işletmelerde, tesis hizmete açıldıktan sonra bazı hataları telafi edecek zaman bulamazsınız. Bir vana bile takamayabilir, borudaki kaynak hatasını gideremeyebilir ve örneğin hastanelerde tıbbi gaz tesisatında bir çalışma yapamayabilirsiniz. Hataların telafi edilebilmesi sürecinde, verilen hizmetin aksaması gerekmektedir. Hizmetin aksaması durumunda, söz konusu olan sağlık sektörü ise risk büyüktür ve insan hayatı söz konusudur. Turizm sektöründe ise misafir memnuniyetini olumsuz etkiler. Projeciler hesap yaparken, işletme ve bakım koşullarını, hava sıcaklığı ve nem oranını, en yoğun çalışma yüklerinin olduğu saatlerdeki gereksinimleri, enerji verimliliğini kısacası tüm parametreleri göz önünde bulundurup, tolerans vererek kapasite hesabını yapmalı ve projelendirmelidir. Teorik hesaplamalarla, uygulamadaki sonuçlar her zaman birbiriyle örtüşmez. Örneğin yüzde yüz taze hava ile çalışan bir klima santralinde sınır değerleri kabul ederek, klima santrali seçerseniz ve tozlu bir ortamda çalıştırsanız filtre sık sık tıkanır ve bu da ısıtma-soğutma kapasitesini düşürür. 3Ğ5 günde bir filtre temizliği yapmak işletme şartlarında mümkün olmadığı için de sıkıntı yaşanılması kaçınılmazdır. Eğer söz konusu yer ameliyathane ise pozitif basınç yerine negatif basınç oluşur ve bunun da riskleri büyüktür. Mimar projesini tasarlarken elektrik ve mekanik tesisat için yeterli ve uygun alanları düşünmeli ve bu konuda diğer projeler varsa ki mutlaka olmalıdır işletmeci teknik müdürden yararlanmalıdır. Birçok tesiste senelik bakım için yeterli ve güvenilir alan bırakılmadığını hepimiz biliyoruz. Durum böyle olunca bakım yapmak zor olduğu için aksatılıyor. Kazan borularını temizlemek için yeterli mesafe bırakılmayan tesislere, kapakları yarım açılan klima santrallerine ve elektrik panolarına çok rastladım. İş sağlığı ve güvenliği yönünden her türlü emniyet tedbiri düşünülmeli, projelendirmeli ve uygulatmalıyız. Aksi takdirde bunun sonuçları yaralanmalara ve ölümlere yol açmakta hesabını da projeciler değil, teknik müdürler vermektedir. Yapılacak proje ve montajların mutlaka standartlara uygun olması gerekmektedir. İnşaat bittiğinde projeden farklı olarak yapılmış birçok bina, revize edilmemiş ve binanın son durumu gösteren bir proje olmaması da diğer bir sorunumuzÉ Bu durumda elimizdeki projeler işe yaramıyor. Örneğin elektrik panolarında etiketleme olmadığı için hangi sigorta nereyi besliyor, hangi klima santrali nereye ait gibi soruların cevabını bulamıyoruz. Sorularımızın yanıtını ancak kanalları ve boruları takip ederek çözmeye çalışıyor veya şansımıza şantiyeden kalma eleman varsa ve aklında kalmışsa ondan öğrenmeye çalışıyoruz. Ayrıca bu konular teknik servis elemanına bağımlı kılınmamalıÉ

Altyapı sorunlarının üçüncü ayağında ise işletmelerin genel müdürleri yer alıyor. Genel müdürler, teknik bakımın önemini ve yapılmaması durumunda oluşacak sorunları maalesef çok iyi bilmiyor. Ayrıca teknik müdürlerin uyarı ve isteklerini ciddiye almadıkları için zaman zaman sıkıntılar yaşanmakta, yangından korunma sistemleri, kişisel koruyucular veya teknik servis elemanlarının eğitimleri gibi yapılması gereken harcamaları da tasarruf tedbirlerini gerekçe göstererek ertelemektedir. Teknik servis kadrosunu azaltmak yerine periyodik bakım ve onarımlar için ayda bir bakım personeli istihdam edilmesine sıcak bakılmalıdır. Teknik servisin bakım onarım harcamaları dikkate alınmalıdır, aksi takdirde zamanında yapılmayan periyodik bakımlar daha büyük maliyetlere yol açar. Teknik servis bölümü zamanında yaptığı bakım ve onarımlarla, enerji tasarrufuyla, mevcut altyapı ve elemanlarını verimli kullanma ile işletmeye para kazandıran bölümdür.

Elbette teknik müdür olarak bizlerin de hatası var. Mesleğimizin gerekliliklerini yerine getirirken hepimizin en iyi performansı gösterdiğini söyleyemeyiz. Yüklendiğimiz büyük sorumluluğun üstesinden gelebilmemiz için sürekli olarak kendimizi yenilemeli, geliştirmeli ve eğitmeliyiz. Teknik müdürler olarak hizmet kalitemizle çıtayı yükseltmeli bakım-onarım ve enerji giderlerimizi izlemeli, bunları idari amirlerimiz ile paylaşmalıyız. İşimizi yaparken olmazsa olmaz dediğimiz konularda yaptırım gücümüzü ve ikna kabiliyetimizi sonuna kadar zorlamalıyız. Dünyamızda enerji kaynaklarının günden güne azaldığını hepimiz biliyoruz. Bu bağlamda yeni yatırımlarda enerji tüketimi az ve çevreci olan son teknolojileri seçmeli, ısı geri kazanım ve otomasyon sistemlerini kurmalı, bilhassa tesisatlarımızda ısı yalıtımına önem ve özen göstermeliyiz. Bu sistemler ilk yatırım maliyetlerini artırsa bile, kısa zamanda geri gelecektir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının Ar-Ge çalışmaları için daha fazla kaynak ayırmalı ve kullanımını yaygınlaştırmalıyız.

Vemeks Mühendislik Genel Müdürü Dr. Veli Doğan:

"Hızlı konutlaşma ve kentleşme, sektörün hızlı büyümesi projelerde olması gereken belli standartlar yapılmamaya başladıÉ Büyük şehirlerdeki holdingler, şirketler, kurumsallaşmış firmalar proje istediği zaman ne isteyeceğini biliyor çünkü orada mutlaka çok bilgili, bilinçli bir makine mühendisi oluyor. Dolayısıyla sistem hatalarına rastlanmıyor ama cihaz seçiminde bazen yanıldıkları oluyor. Ancak Antalya için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Proje, o bölgedeki projeye bağlı olarak yapılıyor. Örneğin geçmiş yıllarda Alanya?da yapılan uygulama hatalarından nasibini alan yatırımcılar, bugün kimsenin merkezi sistem kurmanıza izin vermiyor. Önceden bu sorunu her odaya split klima takarak gidermeye çalıştılar, günümüzde ise VRV sistemleri tercih ediyorlar. Kapasitenin kaldırmaması gibi birçok sorunla karşı karşıya kaldık. Projelerin sahip olması gereken standartların önemi burada ortaya çıkıyor. Heykele verilen para, pompa için verilmiyor dolayısıyla otellerin altyapısı yetersiz kalıyor. Bir otelin dekorasyonundan çok altyapısı önemliÉ Yatırımcılar bu konuda maalesef bilinçsiz.

Proje yaparken zorluklar ilk önce mal sahibinden başlıyor çünkü otelin ve projenin kalitesini belirleyen kişi mal sahibi. Yatırımcının, hayatında hiç otel projesinde yer almamış bir mimarla çalışmasından dolayı da birçok sorunla karşılaşıyorsunuz. Örneğin; servis avlusu, soğuk odaların önünden geçiriliyor, güneybatıya tenis kortu koyuluyor, kazan dairesi aşağıya yerleştirilmiş trafoya yetişilmiyorÉ Biz bu hataları düzeltmeye çalışırken, mal sahibi de sinirleniyor. Oysaki hatanın kaynağı biz değilizÉ Konusunda uzmanlaşmış bir mimarla çalışmak çok önemli. Zaten günümüzde mimarlar otel, hastane, toplu konut, büyük iş merkezi mimarı olarak dallara ayrıldı.

Yurtdışında projeler belediyelerin belli kontrollerden geçiyor. Yangın sistemleri, sıhhi tesisat, havalandırma gibi birçok alanda uzmanlaşmış kişi var. Projeler, alanında uzman kişiler tarafından tek tek kontrol ediliyor. Proje uygun ise onaylanıyor. Maalesef bu kontrol mekanizması Türkiye?de çalıştırılamadı. Keşke eleman yetişse de bizi denetleseÉ O zaman yatırımcıdan kaynaklanan bütün sorunların önüne geçebileceğiz ama şu an maalesef bu mümkün değilÉ".

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Osman Ayık:

"Türkiye?nin hızlı değişmeye, zenginleşmeye ve gelişmeye ihtiyacı var. Görünen yapıya baktığımız zaman bunu yapabilecek yegáne sektörlerden bir tanesi de turizm sektörü. Dinamik bir yapıya sahip olan ve çağın gerektirdiği koşullara adapte olabilen bu sektör, hızlı gelişimiyle birlikte çeşitli sorunları da beraberinde getiriyor. Turizm sektörü jeneratör gibi devamlı enerji üretiyor ve bu enerji pozitif yöndeÉ Çeşitli sektörleri hareketlendiren bu pozitif enerji, özel talep alanları da açıyor. Kısacası, turizm talep etmeye, diğer sektörler de arzlarını geliştirmeye başladı. Örneğin; 20Ğ25 yıl önce iklimlendirme, klima ve konfordan bahsetmezken bugün gündemimizi oluşturuyor. Turizm sektörü ile birlikte yapısı ve karakteri değişen inşaat sektörü sayesinde de bugün yangın sistemlerinden otomasyona, iklimlendirmesinden klimasına kadar her detayı düşünülen nitelikli binalara sahibiz. Dışardan bakıldığında çok az eksiklikleri var ve her şeye rağmen bu bir başarı. Eksikliklerden dolayı yatırımcıların eleştirilecek yanları var ama yapılan her hatayı da yatırımcılara mal etmek çok doğru bir yaklaşım değil. Yatırımcılar şimdiye kadar talep etmemiş olabilir ama Türkiye?de mimarın, elektrikçinin, tesisatçının, makine mühendisinin birlikte çalıştığı kaç tane proje bürosu var? Böyle bir hizmeti satın almak isteseniz de kolay alamıyorsunuz. 2005 yılında yaptığım bir konuşmada; Antalya?da 400Ğ450 bin yatağın var olduğunu ve 2010 yılında bu sayıyı 500Ğ550 bine çıkarmayı hedeflediğimizi söylemiştim. Bugünkü duruma baktığımız zaman; hedefimize hemen hemen ulaşmış durumdayız. Turizm sektörü böyle hızlı gelişirken, ilgili sektörlerin de aynı ivmede hareket etmesi gerekiyor. Aksi takdirde diğer ülkelerle rekabet etmekte zorlanıyoruz hatta hiç şansımız kalmıyor.

Türkiye, teknolojiye sahip, petrol veya hammadde zengini bir ülke değil. Ülkemizi geliştirmek, zenginleştirmek, refaha kavuşturmak istiyorsak, öncelikle eğitime ağırlık vermeliyiz ve bilgiye saygılı olmalıyız. Sürdürülebilir olmamız için en önemli etkenlerden biri olan çevreye de saygılı olmalıyız. Bunun için yapılan her binadaki uygulama sürdürülebilirlik prensibine dayanmalı ve enerjiyi verimli kullanmalı. Binanın hem yapım hem işletme aşamasında verimlilik maliyetleri bizim için çok önemli. Bilgiyi bu noktalarda kullanırsak en doğru konsept ve mantıktaki binayı yapabiliriz. Yatırım maliyetlerimizin de belli bir düzeyde olması gerekiyor aksi takdirde bunun geri dönüşü bizim için de ülkemiz için de engel olabilir. Tek başımıza hizmet satan bir ülke olmadığımız gibi rekabet ettiğimiz birçok ülke de var. İnsanları ülkemize çekmek için belirli bir fiyat aralığımız olmalı. Bu fiyat aralığında hizmetimizi satarken para kazanmak, yatırdığımız parayı geri almak ve sonuçta ülkemizin ihtiyacı olan gelişmeyi sağlamak durumundayız. Bunların hepsi bilgi paylaşımıyla olur".

Prof.Dr. Ali Güngör:

"İklimlendirme alanında yapılan en saygın organizasyonlardan biri olan Ashrae toplantılarının prensibi; tartışılan veya sunulan konuların özümsenmesi, kabul gören konuların yetkili teknik incelemelerden geçirilmesi ve gerekli görüldüğü takdirde proje ve el kitaplarına yansıtılmasıdır. Burada önemli olan toplantılara katılmakÉ Bu nedenle salonlarımızın dolu olması gerekiyor. Bunu başarabilirsek, kongrenin işlevini de yerine getirmiş oluruz. Sektördeki problemlerin birlikte çözülmesi, belli araştırmaların yapılması, bitirme ve yüksek lisans tezlerinin bu alanda yapılması ve problemlerin çözümlerine ulaşılması açısından da toplantılarda sektör ile üniversitelerin diyalogları oldukça önemliÉ

Makine Mühendisleri Odası?nın Ashrae gibi teknik komiteler kurması gerekiyor. Ashrae?nin dergilere ilgili alandaki son bilgi ve teknolojileri aktaran, kongrelerin o konuda zenginleşmesini sağlayan, yapılan araştırma ve uygulamalar üzerinde inceleme yapan birçok komitesi var. Örnek vermek gerekirse; Ashrae, ısıtma-soğutma yükü hesaplamalarını inceliyor. Bugüne kadar uygulanan tekniklerin, bu teknikleri uygulayan projecilerin karşılaştıkları sorunların ve çözümlerin üzerinde yoğunlaşıp yanıt aranıyor. Seminer kapsamında bu konu gündeme getiriliyor ve sonuçlar belki o salondan çıkabiliyor ya da orada ortaya konulan sorunlar daha sonra teknik komite içinde ele alınarak problemin çözümü yönünde araştırmalara yönlendiriliyor. Bu kapsamda Ashrae kitaplarının dört senede bir güncelleştiğini de biliyoruz. Mesleğimizin dinamik bir projelendirme kurallar zincirine ihtiyacı olduğunu düşünürseniz, bizim de benzer platformlar yaratmamız gerektiğini görürsünüz. Odamız yayınlarının Ashrae modeli örnek alınarak güncellenmesi, yenilenmesi belki de eğitim aracı olarak vazgeçilmez hale getirilmesi gerekiyor. Burada yine ilgili üniversitelerin, derneklerin, sanayinin görüşü alınarak, istenen güncellemelerle süreklilik sağlanabilir ve yeni teknolojilerle zenginleştirilebilir. Ayrıca odamızın enerji yönetimi ile ilgili bir komisyon oluşturmasında ve merkezi görev almasında yarar var. Bu konuda da genel bir yayın çıkarılabilir çünkü odamızın bu konuda çalışma yapma potansiyeli var. Enerji verimliliğinde, sektör çalışanlarına önemli görev düşüyor. Yapılacak projelerin en son teknoloji ile ileriye dönük yapılması gerekiyor. Bu konuda enerjinin ve yeni teknolojilerin izlenmesi, otel yatırımcıların, projecilerin, işletmecilerin ve teknik elemanların eğitilmesi lazım. İyi sistem kurabilir ama sağlıklı işletilemezse hiçbir anlamı kalmaz".

Makina Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karaman:

"Tartışılması gereken öncelikli konular arasında; 5000?ün üzerinde yatırımı olan Antalya?nın turistik tesislerinde çıkan sorunların aynı şekilde konut projelerinde de oluşması ve hastanelerdeki hijyenik klima sistemlerinde meydana gelen aksaklıklar yer alıyor. Soruna baktığımız zaman; öncelikle otel sahibinin makine mühendisleri odası tarafından onaylanan projede çıkan sorunlar nedeniyle şikáyet ettiğini görüyoruz. Makine Mühendisleri Odası, gelen projelerin standartlara göre çizilip çizilmediğini, proje yetkisinin ve belgelerinin olup olmadığını kontrol eder ve onaylar. Hiçbir zaman projenin doğruluğunu kontrol etmez çünkü bu görev yapı denetleme şirketlerine aittir. Yapı denetim kanunu çıktığı zaman, denetim şirketlerinde çalışanların uzmanlık belgelendirilmesini Makine Mühendisi Odası yapıyordu. Ancak daha sonra bu yetki Bayındırlık Bakanlığı?na verildi. Kısacası; yapı denetim mühendislerini denetlemesi gereken kurum devre dışı bırakıldıÉ Ayrıca çizilen projeler kapasite artırmak amacıyla değiştiriliyor ve tekrar revize edilmiyor yani çizilen ve uygulanan projeler farklı oluyor. Dolayısıyla sıkıntılar yaşanıyor. Makine Mühendisleri Odası, meslektaşlarının mesleki kültürlerini artırmak adına meslek içi kurslara önem veren bir kurum. Meslektaşlarımız uzmanlaşmak istedikleri alanı bize bildirir, biz de gerekli eğitim programını düzenler ve programa katılanlarını belgelendiririz. Ayrıca yeni bilgi ve teknolojileri meslektaşlarımıza aktarmak amacıyla da eğitim çalışmaları yaparız. Ancak bu eğitim programlarına projecilerden yeterli katılım olmadığının altını çizmek istiyorum. Projecilerin yeni teknolojilere ve cihaz seçimlerine göre kendilerini yetiştirmesi açısından düzenlediğimiz eğitimlere mutlaka katılmasını istiyoruz, bunun için de her türlü katkıyı koymaya hazırız".

 

 


Etiketler