Header

Anlamı sürekli değişime uğrayan, çekim gücü değişmeyen kavram: Lüks...

05 Aralık 2010 Dergi: Aralık-2010

"Lüks'ten ne anladığını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" dedirten şu yanar döner sözcüğün kökeni bile tartışmalı... Lüks sözcüğü, Latince ışık anlamına gelen "lux"ten gelir diyen de var, ?abartma, aşırılık? anlamına gelen luxus?tan gelir diyen de, sefahat anlamına gelen ?luxure?den gelir diyen de...

(Çok yapraklı nüfus kağıtlarına sahip olabilmiş yaştakiler hatırlayacaklar; gaz yağı yakarak ışık veren, ?lüks? denilen aydınlatma aracını. Lüks lambalar, işlevi itibarıyla ?ışık? anlamını da, gaz lambalarının yanında ?lüks? sayıldığı için ?ziyadesiyle değerli? anlamını da gayet güzel temsil ediyor.)

Bir serbest çağrışım testi yapılsa, pek çoklarının ilk anda söyleyeceği sözcükler; ?en pahalı, en kaliteli, en nadir? gibi sıfatlar, ?sanat eseri, mücevher, parfüm, cruise-gemi, puro? gibi isimler, ?Chanel, Gucci, Rolex, Cartier, Tiffany, Louis Vuitton, Moet Hennessy, Lexus? gibi markalar olabilir. Ama lüksün felsefesini didikleyenler açısından ?statü? ve ?prestij? gibi kavramlara yaslanan bu sözcük, ardındaki soyut yüklerle niteleniyor. ?Lüks, gereksizin kullanımıdır? (Pierre Larousse) veya

?Lüks, anası babası belli olmayan bir sevinç, derin bir kalp sızısı ve içli bir kuyruk acısıdır.? (Francis Quarles) gibi..

 

Lüks kavramı bir yandan zamana göre değişebiliyor, bir yandan toplumlara, sosyo-ekonomik sınıflara göre değişebiliyor. Bir zamanlar asansörlü evlerin, parke salonların, -ne demekse- ?Hilton banyolu? dairelerin, havuzlu villaların lüks kabul edilmesine karşın, zaman geçiyor ve lüks konut anlayışında residence?ler, penthouse daireler telaffuz edilmeye başlıyor. Bir zamanların lüks yemek anlayışı içinde kendine yer edinmiş ?cordon bleu?, şimdilerde 9.90 TL?ye herkesin buzluğunda... Hal böyle olunca lüks kavramı, bir yandan ?demokratikleşmeye? zorlanırken, öte yandan ?ayağa düşmekten? kendini korumaya çalışıyor. Kredi kartları çıktığından beri, lüks kavramının demokratikleşme süreci de, öznelleşme süreci de hız kazandı. Önceleri pek çokları için hayal süsü olan markaların ürünleri, kredi kartları sayesinde ?ömür törpüsü taksitlerle de olsa- orta sınıfın sahip olabilecekleri arasına katılıyor. Böylece ?yeni lüks? fırtınası tüketime damgasını vuruyor. Varsıl kesim, yani satın almaya kolay kolay kimsenin gücünün erişemeyeceği şeyleri satın alabilen kesim, bir yandan ayağa düşmemiş lüksün peşinde, klasikleşmiş lükslere yeni veya az keşfedilmiş olanlarını eklerken öte yandan lüks anlayışlarını farklı kavramların okyanuslarına taşımaya çalışıyor. Daha duygusal, daha sofistike söylemler vitrine çıkıyor; zamanı dilediğince kullanabilme, tembellik edebilme lüksü, gündelik hayatta olamayacak kadar yalınlaşma, yaşamı yavaşlatma lüksü gibi (Bakınız; Ferrari?sini Satan Bilge Sendromu).

?Fourier?e göre lüks, mal dünyasına ait değildir ve parasal işlemin bütünüyle dışındadır. İnsanoğlunun mutluluğu ele geçirme yetilerinden biridir o. Lüks, elde edilmesi gereken bir sonuçtur ?tıpkı bir iyilik gibi- sahip olunması gereken bir nesne değil..? *

 

Artık yeni lüksün peşindekilerin de, eski lüksün müdavimlerinin de işi zor.. Bir de en büyük lüksü, ?sadece zorunlu gereksinimlerini karşılayabilmeyi becermek? olarak görenler var. Ne diyelim cümlesine kolay gelsin, en çok da sonunculara..

 

* Thierry Paquot?un ?Lükse Övgü? kitabından..

 

 

Oya Bakır

oyabakir@dogayayin.com


Etiketler