Slider Altına

AB Yeni Yaklaşım Direktifleri ve Avrupa Normları Açısından Sıcak Su Kazanlarında Verimlilik ve Emisyon Sınırları -2-

05 Ocak 2005 Dergi: Ocak-2005
5. BACA GAZI ANALİZİ VE BACA GAZI EMİSYONLARI


5.1. Baca Gazı Sıcaklığı

Ocakta oluşan yanma gazları bacaya ulaşmadan önce, ısı enerjilerini mümkün olduğu kadar suya iletmeli ve bu sırada olabildiğince soğutularak bacaya verilmelidir. Baca gazı sıcaklığının düşürülmesi yakıt türüne ve kazanların konstrüksiyonlarına bağlı olarak çeşitli şekillerde sağlanabilir.

Duman gazlarının sıcaklığını düşürmek için, kazan dönüş suyu sıcaklığının düşürülmesi gerekmektedir. Buna paralel olarak kazan çıkış suyu sıcaklığı da düşürülmelidir. Aksi taktirde kazanın su tarafı yüzeylerinde ısıl gerilmeler oluşur ve bu gerilmeler suyla temas eden yüzeylerde deformasyonlara yol açarlar. Bu nedenle kazan giriş ve çıkışı arasındaki sıcaklık farkının maksimum 25 ûC olması istenir. Bu nedenle kazan üreticileri kazanlarını genellikle kazanın su tarafında 20 ûC sıcaklık farkı sağlanması esasına göre tasarımlandırırlar.

Baca gazı sıcaklığını düşürmek her zaman mümkün olmayabilir. Yoğuşmalı kazan ve düşük sıcaklık kazanları haricindeki standart kazan türlerinde, duman gazları içindeki su buharının yoğuşması ile oluşan asitler, kazanlarda ‘düşük sıcaklık korozyonu’ denilen bir korozyon türüne neden olurlar. Bu nedenle standart sıcak su kazanlarında duman gazlarının sıcaklığı, içerdikleri su buharının yoğuşma sıcaklığının altına düşmemelidir. Bu sıcaklık yakıtın cinsine yanma havasının miktarına bağlıdır. Özellikle doğalgazda, yakıt içindeki hidrojen oranının diğer yanabilir elemanlara göre daha yüksek olması nedeni ile, duman gazları içindeki su buharı oranı da yüksektir. Bu da daha yüksek çiğ noktası sıcaklığı demektir.( Belirli bir basınç ve karışımdaki gaz soğutulduğu zaman, gaz içindeki yoğuşabilir bileşenin yoğuşmaya başladığı sıcaklık çiğ noktası sıcaklığı olarak tanımlanır.) Çiğlenme sonucunda ısı transfer yüzeylerinin nemlenmesi ve kirlenmesi sonucu oluşan korozyonu önlemek için baca gazı sıcaklığının, kullanılan yakıtın çiğ noktası sıcaklığının altına düşürülmemesi gerekir. Aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi, düşük hava fazlalığı ile yanan doğalgazda, duman gazlarının çiğ noktası sıcaklığı yaklaşık 55 ûC iken, sıvı yakıtlarda bu değer 47 ûC civarındadır. Hava fazlalığı arttıkça bu değer azalır.

5.2. Baca Çekişi

Kazanlarda ocağa yeterli havanın verilmesi, yanma ürünü sıcak gazların ocak, kazan ısı transfer yüzeyleri ve bağlantı kanallarında dolaştırılması ve bacadan atılması için, yani alevin ve duman gazlarının akışı için gerekli ve yeterli basınç farkının yaratılması gerekir. Bu akış için gerekli basınç farkı baca çekişi olarak tanımlanır. Baca çekişi, küçük tesislerde doğal baca çekişi, duman gazlarının hareketi için nispeten büyük basınç farklarının gerektiği büyük tesislerde ise zorlanmış baca çekişi ile sağlanır. Zorlanmış çekiş için fan veya baca aspiratörü kullanılır.

Doğal çekiş, sıcak olan baca gazlarının yoğunluğunun, dışarıdaki soğuk havadan daha az olması nedeni ile bacada oluşan alçak basınçtır. Gazların yükselerek atmosferik ortama atılabilmesi için, baca çekişi, gazların akışı ile oluşan baca kayıplarını karşılayabilmelidir. Bu çekişi oluşturan ve gazlara etkiyen kaldırma kuvvetleri ise, bacaya atılan gazlarla ortam arasındaki sıcaklık farkının doğurduğu yoğunluk farkıyla doğru orantılıdır. Dolayısı ile duman gazlarının kazandan çıkış sıcaklığı, bu çekiş etkisini yaratacak mertebede olmalıdır. TS EN 303-2 standardı tarafından pozitif ve negatif baca çekişleri için istenen maksimim sınırlar grafik 9 ve grafik 10’da görüldüğü gibidir.

Kazanlarda ocağa yeterli havanın verilmesi, yanma ürünü sıcak gazların ocak, kazan ısı transfer yüzeyleri ve bağlantı kanallarında dolaştırılması ve bacadan atılması için, yani alevin ve duman gazlarının akışı için gerekli ve yeterli basınç farkının yaratılması gerekir. Bu akış için gerekli basınç farkı baca çekişi olarak tanımlanır.

Bacalar aynı zamanda, yanma ürünü olan duman gazlarının çevreye dağıtılması fonksiyonunu yerine getirdiklerinden, endüstrinin yoğun olarak bulunduğu yerleşim bölgeleri ile, dar vadilerin olduğu yakma tesislerinde çevre sağlığı açısından, duman gazı dağılma alanının daha fazla olduğu yüksek bacalar tercih edilmelidir.

5.3. Oksijen (O2)

Ocağa verilen hava içindeki O2’nin bir kısmı yanmaya katılırken, kalan kısmı yakıtın içinde bulunan H2 ile birleşerek su oluşumuna yol açar. Bu su, baca gazı sıcaklığına bağlı olarak baca gazı içinde nem veya kondensat olarak bulunur. Yanma gazları içinde gereğinden fazla bulunması fazla hava ile yanmayı gösterir ve fazla havanın yanmadan ve gereksiz yere ısıtılarak bacadan atılması demektir.

5.4. Karbonmonoksit (CO)

Baca gazı analizlerinde yanma hakkında bilgi veren en önemli parametrelerden biridir. CO oranının yüksekliği iyi bir yanma sağlanmadığının göstergesidir. Yanma havasının yetersiz olması yani, yanma ortamındaki O2‘nin yetersiz olması nedeni ile yanma sırasında yeterince CO2 oluşamaz ve gazlar CO olarak bacadan atılır.Kısacası CO oranının yüksekliği yetersiz yanmanın bir ifadesidir. Aşağıdaki grafik 12’den de görüldüğü gibi hava fazlalık katsayısı % 5’in altına düştüğü zaman tam yanma sağlanamadığı için CO oranı hızla artmaktadır.

CO, renksiz, kokusuz ve zehirleyici bir gazdır. Konsantrasyonunun yüksek olması halinde O2’nin kan tarafından emilmesine engel olduğundan oldukça tehlikeli bir emisyondur. Bu nedenle en büyük çevre kirleticilerden biri olarak bilinir ve bundan dolayı hükümetler tarafından çevreye verilen CO emisyonları ile çalışma yerlerinde bulunması gereken CO miktarlarına sınırlamalar getirilmiştir.

5.5. Karbondioksit (CO2)

Baca gazındaki CO2 oranının yüksekliği, yanma olayında yanma havası içindeki oksijenin büyük bir kısmının yakıt içindeki C ile reaksiyona girdiğinin, bir başka deyişle iyi bir yanma gerçekleştiğinin göstergesidir. Bu nedenle baca gazı analizlerinde CO2 oranının yüksek olması beklenir. Renksiz, kokusuz hafif ekşimsi tada sahip bir gazdır. Zehirli değildir ancak boğulmaya neden olan tehlikeli bir gazdır. % 15’in (150.000 ppm) üzerindeki konsantrasyonda solunduğunda bilinç kaybına yol açar.

Baca gazındaki CO2 oranının yüksekliği, yanma olayında yanma havası içindeki oksijenin büyük bir kısmının yakıt içindeki C ile reaksiyona girdiğinin, bir başka deyişle iyi bir yanma gerçekleştiğinin göstergesidir.

5.6. Azot oksitler ( NOx )

Azot oksitler, çevreyle etkileşimleri açısından kükürt oksitlerden çok daha geniş kapsamda etkileri olan gazlardır. Tüm çeşitlerinin tanımlanması için NOx formülü ile ifade edilen azot oksitlerin, asit yağmuru, yer seviyesinde ozon oluşumu, atmosferin üst seviyelerinde ozon tabakasının incelmesi, sera gazı etkisi ve fotokimyasal sis oluşumunda rol almaları sebebi ile çevre üzerinde çok belirgin olumsuz etkileri vardır.

Azotun kendisi ne yanıcı ne de yakıcı bir gazdır. 1300 ûC’ den daha yüksek sıcaklıktaki yanmada, yakıt içinde bulunan azot (N2), oksijen (O2) ile birleşerek azot oksit (NO) oluşturur. Bir müddet sonra, bu renksiz gaz O2 ile oksidize olarak azot dioksit (NO2) oluşturur. Fosil yakıtların yanması sonucunda oluşan (NOx)’lerin %95-98 gibi büyük bir kısmını NO’lar oluşturur. Bununla birlikte gerek atmosferdeki konsantrasyonu, gerekse özelliği nedeni ile insan sağlığı üzerine en fazla olumsuz etki gösteren ise azot oksitlerin %2-5’ini oluşturan azot bileşiği olan NO2’dir. NO2 suda çözünebilen ve ciğerleri tahrip eden bir gazdır. Solunduğu taktirde akut ciğer iltihabına yol açar. Aynı zamanda ozon formasyonuna sebep olur.

Yanma sonucunda bu gazların oluşması için iki kaynak vardır:

 Yakıt içinde bulunan azot

 Yakma havası içinde bulunan azot

1300 ûC’den daha yüksek sıcaklıktaki yanmada, yakıt içinde bulunan azot (N2), oksijen (O2) ile birleşerek azot oksit (NO) oluşturur.

Yakma havası içerisinde bulunan azotun özellikle 1300¡ C ve üstündeki sıcaklıklarda oksijenle reaksiyona girmesinin sonucunda ısıl azot oksitler oluşur. Yakıt içinde bulunan azot oksitler ise değişik mekanizmaların birlikte ilerlediği reaksiyonlarla gerçekleşir.

5.7. Kükürtdioksit (SO2)

Kükürt dioksit, özellikle asit yağmurlarına yol açması, dolayısı ile havada ve suda asit birikimi oluşması sebebiyle üzerinde durulan emisyonlardan biridir.Yakıtın içinde bulunan kükürdün, yanma havası içindeki oksijenle birleşmesi nedeni oluşur. Kükürt dioksit renksiz, keskin kokulu, boğucu ve zehirli bir gazdır. Suda çok rahat çözünür ve havadaki su damlacıkları ile okside olur, bu nedenle duman gazı içindeki kondensat ile birleştiğinde sülfürik asit (H2SO4) oluşumuna yol açar. Sıvı yakıtlı yanmalarda düşük sıcaklık korozyonu olarak adlandırılan korozyona neden olduğundan bu riskin oluşmaması için önlem alınmalıdır.

SO2 için sınır değer 5.000 ppm’dir.

5.8. Hidrokarbonlar (CxHy)

Hidrokarbonlar, havadaki diğer emisyonların birbirleri arasındaki reaksiyonlarda oynadıkları rol nedeni ile önem kazanan bir emisyon türüdür. Atmosfere yayılan toplam hidrokarbon emisyonunun yarıdan fazlası metan gazı tarafından oluşturulmaktadır. Çoğunlukla fosil yakıtların yanmaları sırasında tam olarak yanmayan metan gazının ( CH4 ) bacadan atılması sureti ile atmosfere yayılır. Atmosferdeki toplam hidrokarbon oranının yüksekliği, insan derisi üzerinde, gözde ve üst solunum yollarında tahriş edici etkiler gösterir.

Yanma gazlarındaki yanmamış hidrokarbonların oranı, yakıtın püskürtülmesinden ilk 20 saniye hariç olmak üzere, 10 ppm’i geçmemelidir (TS EN 267).

5.9. İslilik

İs, yakıt içerisinde bulanan karbonun oksijenle reaksiyona girememesinden dolayı yanmadan bacadan atılan karbon tanecikleridir. İslilik genellikle Bacharach ve Ringelmann skalaları ile ölçülür. EN 267 islilik için sınır değeri 1 Bacharach olarak vermektedir.

5.10. Su Buharı

Yanma olayının tanımlanması sırasında duman gazları ile birlikte çevreye bir miktar su buharı gönderildiğinden bahsedilmişti. Duman gazları içindeki su buharı genel olarak yakıt cinsine ve yanmanın şekline bağlı olarak değişir. Duman gazı içindeki su buharı oranının yüksekliği gerek kazan verimini olumsuz yönde etkilemesi ve gerekse de çevre havasındaki su buharı oranının artırması nedeni ile emisyon kategorisinde değerlendirilmelidir. Çevre havasındaki nem oranının normalin üzerine çıkması, yerel ölçüde yağış miktarının artması olasılığını önemli ölçüde artırmakta ve dolayısı ile ekili alanların zarar görmesi, toprak kaybı gibi çevresel sorunlara yol açabilir. Küresel ölçekte bakıldığında ise, atmosferdeki su buharı oranının artması, küresel ısınmaya yol açtığı için su buharı sera gazı olarak değerlendirilmektedir.

5.11. Emisyon Sınırları

Çevre kirliliği, günümüzün en önemli sorunlarından birisidir. Doğada karşılaşılan değişik kirlenme cinsleri arasında hava kirliliği, insanı en çok rahatsız eden kirliliktir. Tarihsel açıdan insanoğlunun ilk karşılaştığı kirlilik, hava kirliliği olup, bu hususta alınan ilk önlemler, yasaklamalar, kanun ve yönetmelikler hava kirliliği konusunda yapılmıştır. Endüstrinin hızlı gelişimi, hava kirliliğinin giderek önem kazanmasına neden olmuştur. Başlangıçta bölgesel olarak görülen birçok hava kirliliği problemi, ozon tabakası, asit yağmurları, sera olayı gibi olayların ortaya çıkması ile uluslararası sorun haline gelmiştir. Özellikle son yıllarda yoğun sanayileşmenin olduğu bölgelerde ortaya çıkan hava kirliliğinin insan sağlığını ve çevre dengesinin bozulmasını tehdit etmesi nedeniyle, ulusal ve uluslararası düzeyde çeşitli önlemlerin alınmasını gerekli kılmıştır.

Tanım olarak hava kirliliği, havada katı, sıvı ve gaz şeklindeki yabancı maddelerin insan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zararlı olabilecek derişiklik ve sürede bulunması olarak verilir . Hava kirliliğinin insanlar, hayvanlar, bitkiler ve cansız yapılar üzerine etki şekli farklı derecelerde olabilmektedir. Ayrıca bu etki yaş ve cinsiyete göre de değişebilmektedir. Etki açısından canlıların ve cansızların hava kirliliğine maruz kalma süresi önemli olup, bazı kirleticilerin etkisi uzun zaman sonra ortaya çıkabilirken, bazı kirleticilerin etkisi ise kısa sürede önemli hasarlara neden olabilmektedir.

Hava kirliliğinin oluşumu ve çözümü çok sayıda mühendislik dalını yakından ilgilendirmektedir. Hava kirliliğinin daha başlangıçta oluşumu ve giderilmesi, özellikle makina ve tesisat mühendisliği açısından önem kazanmaktadır. Pratik açıdan bakıldığında, hava kirliliği konusunda çalışan makina ve tesisat mühendisleri esas olarak; 

Endüstriyel bir işlem için hava kirliliği yönetmelik ve kanunlarının öngördüğü koşulları gerçekleştirmek, 

Tozların çevrede bulunan canlılar, cihazlar, tesisatlar ve yapılar üzerine yaptığı olumsuz etkileri azaltmak, 

Çeşitli işlemler için gerekli olan temiz gaz veya havanının hazırlanmasını sağlamak, 

Yararlı madde, ısı veya enerji geri kazanmak, 

Yangın, patlama veya diğer tehlikeleri azaltmak, fonksiyonlarından bir veya birkaçı için endüstriyel gaz temizleme tesisatları ile ilgilenirler.

Yanma sonucu oluşan emisyonların atmosfere verilmesi insan ve çevre sağlığı açısından önemli sorunlara yol açtığından devletler düzeyinde emisyon sınırları konulmasına yol açmıştır. Bu sınırların belirlenmesinde iki kriter dikkate alınmaktadır:

 Yer seviyesindeki zararlı madde konsantrasyonu

 Baca gazı içindeki zararlı madde derişikliği

Emisyonların hemen hemen tamamı çevre ve toplum sağlığı açısından tehlikeli olmakla birlikte sera etkisine yol açan emisyonlar global ısınmaya yol açtıklarından tüm dünya için çok ciddi bir tehlike oluşturmaktadırlar.

Türkiye’de hava kalitesi konusunda biri taslak halinde olmak üzere iki adet yasal düzenleme vardır. Bunlardan birincisi 1986 yılında yayınlanan Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği, diğeri ise Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan taslak halindeki Isınma Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğidir. Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği, 2 Kasım 1986 tarih ve 19269 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik her türlü faaliyet sonucu atmosfere yayılan is, duman, toz, gaz, buhar ve aerosol halindeki emisyonları kontrol altına almak, insanı ve çevresini hava alıcı ortamdaki kirlenmeden doğacak tehlikelerden korumak, hava kirlenmeleri sebebi ile çevrede ortaya çıkan umum ve komşuluk münasebetlerine önemli zararlar veren olumsuz etkileri gidermek ve bu etkilerin ortaya çıkmamasını sağlamak amacıyla ve çevre kanunları hükümleri gereğince çıkarılmıştır.Ne yazık ki, çevreye emisyon vererek çevre kirliliğine yol açan sanayicilerin ve araç sahiplerinin yeterli çevre bilincine ulaşmaması ve bu yönetmeliğin uygulanması ile ilgili yeterli düzeyde takibat yapılmaması nedenleri ile yönetmelikten beklenen sonuçlar alınamamıştır. Bu yönetmelikteki sınırlamaların dışında, kazan standartları tarafından belirlenen emisyon sınırları vardır.

5.11.1. Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği

Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliğinde endüstri tesisleri için; 

Kirletici vasfı yüksek tesisler,

 İzne tabi tesisler 

İzne tabi olmayan tesisler

olmak üzere, üç kaynak grubu tanımlanmıştır. İzne tabi olan ve olmayan tesisler için emisyon kısıtlaması bakımından bir fark yoktur. Yönetmelikte yakma tesisleri için getirilen kısıtlamalar aşağıda olduğu gibidir:

A. Katı Yakıt Yakma Tesisleri Toz Emisyonları

a. İslilik

Qy ²150 kW olan tesisler

[Qy:Yakıt ısıl gücü,

Tesis: kurum, kuruluş, işletme, makine, alet ve diğer yer değiştirebilir teknik düzenlemeler kastedilmektedir.]

Yeni tesis için islilik değeri max. 2 (Ringelman skalasına göre)

Eski tesis için islilik değeri max. 3 (Ringelman skalasına göre)

150 kW < Qy ² 600 kW olan tesisler

Yeni tesis için islilik değeri max. 150 mg/m

Eski tesis için islilik değeri max. 200 mg/m

b. Oksijen Miktarı(Hacimsel olarak)

Izgaralı, büyük su hacimli kazanlar için max. %7

c. Karbonmonoksit Miktarı

Karbonmonoksit miktarı max. 250 mg/m

d. (NOx) Emisyonları

Azotoksit emisyonları, baca gazı geri besleme veya ikincil hava ile yakma yolu ile alev sıcaklığının düşürülmesi vb. teknik tedbirlrle düşürülmelidir.

(Qy²50 MW olan tesisler için bir sınır değer verilmiyor.)

e. Halojen Bileşikleri Emisyonları

(Qy²300 MW olan tesisler için bir sınır değer verilmiyor.)

f. (SOx) Emisyonları

Aşağıdaki şartlar sağlandığı taktirde ‘kükürt arıtma tesisine gerek yok:

Qy²300 MW için

Eşdeğer SO2 max. 2000 mg/m3 (% 5 oksijen değeri esas alınarak)

B. Sıvı Yakıt Yakma Tesisleri

Toz Emisyonları

a. İslilik;

Qy ² 2 MW olan tesisler

Yeni tesis için islilik değeri max. 3-Fuel oil 2,4,5 için

(Bacharach skalasına göre)

islilik değeri max. 4 -Fuel oil 6 için

(Bacharach skalasına göre)

Eski tesis için bu değerlere 1 eklenir.

b. Ni miktarı; 12 mg/kg değerini aşan yakıtlar için (fuel oil veya başka sıvı yakıtlar):

Arsenik,kurşun, kadmiyum, krom, kobalt, nikel ve bunların bileşik haldeki toz emisyonu max. 2 mg/m (% 5 oksijen değeri esas alınarak)

c. (CO) Emisyonları

CO miktarı; max. 175 mg/m3 (%3 oksijen değeri esas alınarak)

d. (NOx) Emisyonları

(Qy²50 MW olan tesisler için bir sınır değer verilmiyor.)

e. (SOx) Emisyonları

Aşağıdaki şartlar sağlandığı taktirde kükürt arıtma tesisine gerek yok:

Qy ² 300 MW için

f. Eşdeğer SO2; max. 1700 mg/m3 (%3 oksijen değeri esas alınarak)

C. Gaz Yakıt Yakma Tesisleri

Qy²100 MW için

Toz emisyon değeri max. 10 mg/m3 (%3 oksijen değeri esas alınarak)

5.11.2. Isınmadan Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Isınma Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ise, ‘ısınma amaçlı konut, toplu konut, kooperatif site, okul, üniversite, hastane, resmi daireler, işyerleri ve sosyal dinlenme tesislerinin vb.) yakma tesislerinin (soba ve kazan) satandardını ve kullanılacak katı, sıvı ve gaz yakıtların kalite kriterlerini belirlemek, yakıtların yanması sonucu havaya atılan is, duman, toz, gaz, buhar ve aerosol halindeki emisyonların hava kalitesi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak ve denetlemek’ amacıyla hazırlanmıştır. Taslak halinde olan ısınmadan kaynaklı emisyon yönetmeliğinde söz konusu kazan standartlarında tanımlanan emisyon sınırları dikkate alınmıştır. Avrupa Birliği’nde bir çok konuda ortak yasa ve yönetmelikler uygulanırken, emisyon kısıtlamaları konusunda her ülkenin kendine özgün çevresel koşullarının olabileceği dikkate alındığından farklı sınır değerler kabul edilmektedir.

A. Almanya

120 kW’a kadar olan kazanlarda 120 mg/ kWh NOx değerinin aşılmadığı bir deney sertifikası ile belgelenmelidir.

B. Avusturya

Emisyonların hemen hemen tamamı çevre ve toplum sağlığı açısından tehlikeli olmakla birlikte sera etkisine yol açan emisyonlar global ısınmaya yol açtıklarından tüm dünya için çok ciddi bir tehlike oluşturmaktadırlar. Bu konuda 19 Ağustos 2004 tarihinde(internet baskısı) Milliyet gazetesinde yayınlanan bir haber de oldukça ilgi çekicidir: ‘Avrupa Çevre Ajansı (EEA) tarafından hazırlanan bir çalışmada, küresel ısınmanın Avrupa'da dünyanın diğer kesiminden daha hızlı olduğu ve soğuk kış mevsimlerinin bu kıtada 2080'e kadar hemen hemen tamamen görülmemeye başlayabileceği bildirildiÉ. Küresel ısınmanın Avrupa'ya etkisi üzerine EEA tarafından hazırlanan bu ilk raporda, bir yılda görülen iklime bağlı felaketlerin ortalama sayısının önceki on yılla karşılaştırıldığında ikiye katlandığı vurgulanarak, bu durumun ekonomik maliyetinin de yılda 11 milyar dolar civarında olduğu bildirildiÉ. İklim değişikliklerinin, (Avrupa'yı geçen yıllarda vurduğu gibi) sellerin ve kuraklıkların daha sık görülmesine yol açabileceği vurgulanan raporda, bunun da tarıma zarar vereceği ve bitki türlerinin yok olmasına yol açabileceği kaydedildi.’ Konunun önemi nedeni ile gelecek sayıda sera gazı emisyonları sorununa daha ayrıntılı olarak değinilecektir. y

KAYNAKÇA:

1. K.ONAT-O.F.GENCELİ-A.ARISOY-Buhar Kazanlarının Isıl Hesapları Denklem Matbaası-1988

2. O.F.GENCELİ-Buhar Kazanları Konstrüksiyon ve Yardımcı Elemanları

KİPAŞ DAĞITIMCILIK-1985

3. T.Hikmet KARAKOÇ- Brülörler ĞDemirdöküm Teknik Yayınları No:7 -2000

4. TS EN 303-1 : Kasım 2000 Kazanlar Bölüm 1: Cebri Çekiş Brülörlü Kazanlar- Terimler ve Tarifler, Genel Özellikler, Deneyler ve İşaretleme

5. TS EN 303-2 OCAK 2001 Kazanlar- Bölüm 2: Cebri Çekiş Brülörlü Kazanlar- Püskürtmeli Yakıt Brülörlü Kazanlar İçin Özel Şartlar

6. TS EN 303-3 ŞUBAT 2001 Kazanlar- Bölüm 3: Merkezi Isıtma Kazanları- Gaz Yakan- Kazan Gövdesi ve Cebri Çekişli Brülörden Meydana Gelen Sistem
7. TS EN 303-5 NİSAN 2001 Kazanlar-Bölüm 5: Katı Yakıtlı Kazanlar Elle ve Otomatik Yüklemeli, Anma Isı Gücü 300 kW'a Kadar-Terim ve Tarifler, Özellikler, Deneyler ve İşaretleme

8. TS EN 303-6 MART 2000 Kazanlar - Bölüm 6: Cebri çekiş brülörlü

anma ısıl girdisi 70 KW 'ı geçmeyen atomize edilmiş sıvı yakıt brülörlü kombine kazanların kullanım sıcak suyu işletimi için temel özellikler

9. TS EN 304 ŞUBAT 1996 Kazanlar-Sıvı Yakıt Püskürtme Brülörlü Deney Kuralları

10. M.BİLGİÇ- Endüstri Kazan Dairelerinde Enerjinin Etkin Kullanılması İçin; Yakıttan Baca Gazına Kadar Dikkate Alınması Gereken Hususlar- TTMD Dergisi, Temel Bilgiler, Tasarım ve Uygulama Eki Sayı :8

11. M.İLBAŞ, İ.YILMAZ, A.YILDIRIM-Ocak Sıcaklığının NOx Emisyonu Üzerindeki Etkisinin Nümerik olarak İncelenmesi www.mmo.org.tr

12. A.ÖZGENÇ, Sıcak Su Kazanlarında CE İşaretlemesi (I), DOĞALGAZ Dergisi, EKİM 2004

13. A.ÖZGENÇ- AB Yeni Yaklaşım Direktifleri ve Avrupa Normları Açısından Sıcak Su Kazanlarında Verimlilik ve Emisyon Sınırları-I TERMODİNAMİK DERGİSİ, ARALIK 2004

14. www.kimyamuhendisi.com

15. www.rshm.saglik.gov.tr

16. www.isisan.com.tr

17. www.cevre.gov.tr

Ali ÖZGENÇ

Makina Mühendisi


Etiketler


Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum