Slider Altına

AB'de Enerji Verimli Binalar için Uzun Vadeli Startejiler

05 Ekim 2011 Dergi: Ekim-2011

1.    GİRİŞ

Avrupa Ekonomik İyileştirme Planı kapsamında başlatılan Enerji-Verimli Binalar (EeB) PPP programı, 2010-2013 yılları arasında Avrupa İnşaat Sektörünün ve ilgili sektörlerin, yeni ve mevcut binalardaki enerji tüketimi ve CO2 salımlarını azaltmaya yönelik yeni teknolojilerin araştırılması amacıyla 1 milyar Euro bütçe ayrılmıştır. Bu girişim, bir yandan Avrupa vatandaşlarının yaşam kalitesini yükseltirken, bir yandan da şehirlerin ve yerleşim alanlarının verimliliğini artırmaya yönelik uzun vadeli bir startejinin ilk adımını oluşturmaktadır.

Bu Yol Haritasına, özel sektör tarafından Endüstri Danışma Kurulu aracılığıyla katkı sağlanmıştır. Özel sektör, ?Avrupa Enerji-Verimli Binalar Derneği? (E2BA) ile temsil edilmekte ve Avrupa komisyonunun EeB PPP (Private-Public Partnership) konusundaki muhatabı olarak kabul edilmektedir. Bu yazıda, Avrupa ?Enerji Verimli Binalar derneği?nin temsil ettiği sektör ve bu konunun toplumsal paydaşları tarafından belirlenen uzun vadeli strateji ve Yol Haritası kapsamındaki araştırma öncelikleri anlatılmaktadır.

2.     Yol Haritası

2.1.    Strateji Başlıkları ve Dayanakları


Avrupa Birliği? ndeki endüstriyel istihdamın % 30?u İnşaat sektöründe bulunmaktadır; % 95?i KOBİ?lerden oluşan 3 milyon işletme toplam üretimin % 10,4?ünü gerçekleştirmektedir. AB topluluğu içerisinde, yaklaşık 48,9 milyon işçi direk veya indirek olarak inşaat sektörüne bağlı bulunmaktadır. İnşaat sektöründe, bina inşaatı (konut veya ticari) en büyük sektör olma özelliğini korumaktadır: 2007 verilerine göre, EU27 bölgesinde yıllık 1,519 milyar (1.5 trilyon) EURO büyüklüğüne ulaşmıştır. AB İnşaat sektörü, her gün, insanların, yaşadığı, çalıştığı veya dinlendiği binlerce yapı inşa etmekte ve/veya yenilemektedir. Günümüzde, inşaat sektörü, en çok enerji tüketiminin binalarda gerçekleştiğinin (yaklaşık % 40) ve en yüksek Sera Gazı Emisyonuna (AB toplam CO2 emisyonunun  % 36?sı) neden olduğunun farkında ve sorumluluklarının da bilincindedir. Bu nedenle, Mart 2007?de Avrupa Komisyonu 2020 hedeflerini ilan etmiştir:

·    Enerji verimliliğini artırarak toplam enerji tüketiminde % 20 oranında azalma sağlanması (2005 seviyelerinde dönüş)

·    Yenilenebilir Enerjinin Toplam enerji tüketimindeki payını % 20?ye çıkarmak. (2005 yılında % 11.5 oranında)

·    Sera Gazı emisyonlarının % 20 azaltılarak 1990 seviyelerine çekilmesi.

Avrupa Ekonomik İyileştirme Planı?na uyumlu olarak Binalarda Enerji Verimliliği ve bu konulardaki yenilik potansiyelini etkileyen stratejik hedeflere şu politikaların yürürlükte olması ile ulaşılabilecektir:

·    Büyüme ve istihdam ile ilgili AB Lizbon Stratejisi

·    Binalarda Enerji Performansı Direktifi?nin yenilenmesi.

·    Avrupa Enerji Verimliliği Eylem Planı-2020 yılına kadar % 20 tasarruf sağlanması.

·    Yenilenebilir Enerji Kaynakları Beyaz Kitabı.

·    Enerji Verimliliği Eylem Planı- ?Daha azıyla daha çok elde etmek?

·    Yenilenebilir Enerji kaynaklarından elektrik eldesi direktifi.

·    Enerji tüketiminde son kullanıcı cihazların eko-tasarımı direktifi

·    Cihazların etiketlenmesi direktifi.

·    Avrupa Stratejik Enerji Teknolojileri Planı.

·    Çevre Teknolojileri Eylem Planı

·    AB Sürdürülebilir Gelişme Stratejisi

·    Uluslararası Antlaşmalar ve Kyoto Protokolü.

·    2010 Stratejisi ve İletişim.

3.     Gelecek Senaryolarının Önemli Unsurları

Burada bahsedilen, yakın gelecekteki araştırma önceliklerinin belirlenmesi, uzun vadeli yol-haritası çalışmasının bir parçasını oluşturmaktadır. Burada bahsedilen Yol-Haritası vizyonu E2B kavramı üzerine kurulmuş ve şu ifadeyi formüle etmektedir: ?2050 yılına kadar, binaların ve yerleşim alanlarının çoğunluğu sıfır enerji ve sıfır CO2 emisyon binaları haline gelecektir. Önemli sayıda bina ise pozitif enerji yapıları olacaklardır; böylece yenilenebilir enerji kaynakları, teknolojik dağıtım sistemleri ve akıllı yönetim sistemleri entegre edilerek birer enerji santralı gibi çalışabileceklerdir.?

Enerji tüketimi ele alındığında 2050 yılındaki bina düzenlemeleri için aşağıdaki örnek senaryolar tanımlanabilir:

Yüksek yerleşim veya çalışma yoğunluğuna sahip bölgeler aşağıdaki karakteristik özelliklere sahip olacaklardır:

·        Başka bir bölgede, yenilenebilir ve/veya CO2 salımı sıfır olan bir kaynaktan elde edilen elektrik enerjisi yüksek verimlilikle kullanılacaktır.

·        Sürdürülebilir elektrik, ısıtma ve soğutma enerjisi bina veya bölge bazında üretilecektir.

·        Gaz (metan ve/veya hidrojen), gelişmiş brülör ve yakıt hücreleri kullanıldığı takdirde, bileşik ısı ve elektrik ihtiyacı bulunan durumlarda önemli bir alternatif oluşturmaktadır.

·        Lokal enerji yönetimi, küçük ölçekli enerji kompanzasyonu (ısıl ve elektriksel) maliyeti optimize etmek amacıyla büyük ölçekli kullanıma entegre edilmektedir.

·        ?Maliyet? sözcüğü, optimizasyonu basit ve sosyal açıdan kaydadeğer kılmak için hem iç hem de dış etkenlerle de ilişkilendirilmektedir. Enerji fiyatları ve kazançları çok fazla değişkenlik arzettiğinden, bu sayede kompleks enerji sistemleri ekonomik olarak işletilebilmektedir.

·        İç ortam konforu garanti edilebilmektedir.

·        Enerji kullanımı, kullanıcı konforu, performans ve paydaşların elde ettikleri kazanımlar ile ölçeklendirilecektir.

 

Şehir yerleşimleri şu karakteristiklere sahip olacaklardır:

·        Büyük ölçekte, sürdürülebilir enerji üretimi, bina ve bölge bazında; bazı üreticiler ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi satıcısı olabilecekler.

·        Isıtma ve soğutma amaçlı enerji ihtiyacı, tamamıyle, lokal olarak elde edilen ve depolanan güneş ve yenilenebilir kaynaklardan karşılanacaktır.

·        Güneş enerjisi yapısal mimarinin ayrılmaz bir parçası olacaktır.

·        Enerji yönetimi ve (ısıl ve elektriksel) kompanzasyon sıradan uygulamalar olacaktır.

·         Gaz (metan ve hidrojen) çok özellikli durumlarda kullanılacaktır.

Düşük nüfuslu bölgeler şu karakteristiklere sahip olacaklardır:

·        Şehir yerleşimleri karakterinde olacaklar, yalnızca enerji dağıtım terminalleri olmayacak.

·        Çeşitli güneş santralleri ve rüzgar tarlaları bağlantılı olarak İhtiyaç fazlası üretim olacaktır. Önemli elektrik satıcıları arasında yer alacaklar.

Tarihi alanlar şu karakteristiklere sahip olacaklardır:

·        Herhangi bir bölge karakterinde işletilebilir olacak; fakat yapıların görünür kısımlarının enerji sistemleri yüzünden değişime uğramayacak ve yapıyı oluşturan malzemelerin korunduğundan emin olunacaktır.

·        Tarihi binalar (kilise, müzeler, v.s), genellikle özel bir enerji kimliğine sahiptirler; bu sebeple ana bina yapısından keskin bir şekilde ayrılmaktadırlar.

Bugünün verilerine dayanan ticari ve evsel binaları layıkıyla ele alan gelecek senaryoları AB bina stoğunun enerji tüketiminin % 63?ünü temsil etmektedir.

Mevcut Binalardaki Eğilim: Doğal Dönüşüm Adımları

Bina kesiminin enerji tüketicisi durumundan, enerji üretici durumuna dönüşümü değişim adımlarıyla direk ilişkilidir; genellikle doğal dönüşüm adımları olarak anılırlar. Bunlar: 1) Enerji altyapısının yenilenmesi; 2) Yeni bina ilavesi; 3) Binaların yenilenmesi; 4) Büyük onarım ve bakımlar; 5) Isıtma, Havalandırma ve İklimlendirme (HVAC) sistem yenilenmesi; 6) Eskilerin yıkımı. Avrupa çapında bulunan 160 milyon konut ve ticari bina kabaca 16 kategoride toplanabilmektedir; bu yapılar, büyük malikanelerden apartman dairelerine, müstakil evlere kadar sıralanabilir. Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde, konutların ev sahibi tarafından kullanım oranı büyük farklılıklar göstermekte, şöyle ki; Batı Avrupa Ülkelerinde % 50?den düşük ve bazı yeni üye ülkelerde ise % 90?lardan yüksek olabilmektedir.  Yerleşim bölgeleri dikkate alındığında, gelecekle ilgili senaryolar şehirlere ve yoğun yerleşim bölgelerine doğru bir göç beklentisiyle hane halkı sayısında azalma öngörmektedir. Bu durum, 2030 ?lu yıllara doğru konut stoğunda net artış olacağının işaretlerini vermektedir.  Diğer yandan, mevcut bina stoğuna ilave olunan yeni bina adedinin ise mevcut stoğa oranı yıllık % 1,5 olduğu tahmin edilmektedir. Mevcut bina stoğundan eksilen bina adedinin oranı ise yıllık % 0,2-0,5 civarındadır. Bu eğilimin gelecekte de devam edeceği tahmin edilmektedir. Bir yılda yenilenen eski binaların mevcut binalara oranı ise kabaca % 2 civarındadır. Her yıl, mevcut binaların % 5?inin ısıtma sistemi yenilenmektedir. Benzer ?doğal değişim? konut dışı binalarda da, bina kullanım amacına bağlı olarak (okul, ofis, hastane, mağaza, v.s.) farklı oranlarda gözlemlenmektedir.

 

Yerleşim Bölgelerinde Enerji Talebindeki Eğilim ve Enerji Tedariki

Günümüz rakamlarıyla, binalardaki birincil enerji tüketimi AB ?deki toplam enerji tüketiminin % 40?ına karşılık gelmektedir. Bunun yanısıra, konutlarda tüketilen enerjinin büyük bölümü ise ısınma, sıcak su eldesi, aydınlatma ve konfor soğutması amacıyla kullanılmaktadır.  Şekil 1.?de de görülebileceği gibi konutsal amaç dışında tüketilen enerjinin toplam tüketimin üçte birine karşılık gelmektedir.  Konutlarda kullanılan elektrikli cihazlardaki ve soğutma ihtiyacındaki artışa bağlı olarak elektrik enerjisi talebi gün geçtikçe artmaktadır. Yalıtım uygulamalarındaki artış sayesinde ısıtma amaçlı enerji tüketiminin toplam tüketim içindeki oranının düşeceği öngörülmektedir. Bu durumda, birincil enerji tüketimi daha çok sıcak su eldesi amacıyla gerçekleşecektir. Her durumda elektrik nakil sistemlerinin güçlendirilmesi ihtiyacı ortaya çıkacaktır.  Ticari binaların da daha çok elektrik talep eden alanlar olması bu düşünceyi desteklemektedir. Burada, ısıtma, gitikçe küçülen bir faktör olarak görülmektedir; soğutma ihtiyacı zamanla daha da ön plana geçmektedir.  Aydınlatma ise diğer önemli bir enerji tüketim noktasıdır. Buna göre, artan elektrikli cihaz kullanımı ve soğutma ihtiyacına bağlı olarak elektrik talebinin gelecekte artmaya devam edeceği söylenebilir. Sonuç itibarıyle, yerleşim alanlarında enerji kullanım sistemlerinin sayısı ve çeşitliliğinin günden güne artacağı tespitini yapmak mümkündür.. Bununla birlikte, dikkate alınması gerekli bir nokta ise tüm bu teknolojilerin eşdeğer miktarlarda elde edilebilmelerinin mümkün olmadığıdır. Enerji tedariğindeki güvenlik sorunları nedeniyle, gelecek yıllarda enerji kaynakları çeşitliliğinde değişmeler olacaktır. Bu durum ise yerleşim alanlarındaki enerji sistemlerini etkileyecektir.


Etiketler


Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum