Slider Altına

“Türkiye’nin mutlaka kendi insan yapısını, özellikle teknik insan alt yapısını daha nitelikli, daha donanımlı hale getirmesi lazım”

05 Ocak 2009 Dergi: Ocak-2009
Hiçbir mühendis “ben diplomamı aldım, benim öğrenme sürecim bitti” deme lüksüne sahip değildir

en Tesisat Market ve Termodinamik dergilerinizi üç şapkamla takip ediyorum; Her şeyden önce İTO Başkanı şapkamla. Son derece önemli bir sektörde hem bilgilendirme hem yeni bilgilerle yönlendirme anlamında son derece önemli yayınlar yapan, sektörün kendi içindeki haberleşmesini sağlayan ve bu anlamda oldukça önemli bir vazifeyi ifa eden iki dergimiz olarak görüyorum. İkincisi mühendis kimliğimle takip ediyorum. Ben 1988 Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nden mezun bir makina mühendisiyim. Bizim mesleğimizde en önemli şey insanın kendi kendini yenilemesi, yenilikleri takip etmesidir. 
Çünkü mühendislik, özellikle makina mühendisliği, son derece yeniliğe açık, yeniliklerin birbirini kovaladığı, sektördeki gelişmeleri, yenilikleri takip etmediğinizde, çok kısa bir zaman içinde mühendislik vazifesini ifa edemeyeceğiniz bir alan. Hiçbir mühendis “ben diplomamı aldım, benim öğrenme sürecim bitti” deme lüksüne sahip değildir. Bu öğrenme sürecinin devamını sağlayan en önemli etmen de, sizlerinki gibi büyük bir özveriyle yayınlanan meslek dergileridir. Bu bağlamda bir mühendis olarak da sizin okuyucunuzum ve çok faydalanıyorum. 
Üçüncü şapkam ise benim de ısıtma soğutma havalandırma alanında neredeyse on beş yıla yakın bir geçmişe sahip şirketimle gelen ISK sektöründeki işadamı kimliğim. Mekanik tesisat alanında faaliyet gösteren şirketime, şu anda ne yazık ki çok daha az vakit ayırabiliyorum ama ne zaman gitsem, bütün mühendislerimizin masasının üzerinde dergilerinizi görüyorum. Gereksinim doğrultusunda birden çok aboneliğimiz var. Bundan yola çıkarak gerçekten bir ihtiyaca cevap verdiğini görüyor ve tebrik etmek isterim.


Türkiye’nin mutlaka kendi insan yapısını, özellikle teknik insan altyapısını daha nitelikli, daha donanımlı hale getirmesi lazım

Kriz hakkında çok şey söyleniyor. Küresel ve Türkiye ekonomisi için güncel değerlendirmelerden önce şunu söylemek istiyorum: Bugün Türkiye’nin geleceği -kriz olsun veya olmasın- bazı temel noktaları kavramamıza ve o noktalara yatırım yapmamıza bağlı. Bu noktaların başında da; donanımlı olmak, bilgili olmak ve yüksek katma değerli üretim yapmak geliyor. Yüksek katma değerli üretimden, sadece markalı üretim veya birim maliyeti değerli olan üretimi kastetmiyorum. Bunun yanında da akıl olarak, bilgi olarak size özgü özellikler olarak o ürüne neler katabildiğinizle ilgili bir katma değerden bahsediyorum. O ürüne katabildiğiniz yenilikçilik, inovasyon o ürüne katabildiğiniz en önemli katma değerdir. Burada da insan unsuru resmin içine giriyor. Türkiye’nin mutlaka kendi insan yapısını, özellikle teknik insan altyapısını daha nitelikli, daha donanımlı hale getirmesi lazım. Bunu yaptığımız ölçüde dünyadaki yerimiz yukarıya doğru çıkar. Yoksa her zaman için, gelen etkilere tepki veren bir ülke halinde kalırız. Bugün kriz olur, biz krize tepki vermeye çalışırız, yarın dünya düzelir, biz işler düzeldi sanırız. Bunlar günlük koşuşturmalardır. Bizim elbet bu günlük koşuşturma ile ilgili planımız, programımız, krize karşı tedbirlerimiz, yöntemlerimiz olmalı. Ama asıl Türkiye’nin yapması gereken, daha uzun vadeli, daha sabır gerektiren ama sonuçta getirisi çok daha fazla olan bir alana; insana yatırım yapmak, teknik insana yatırım yapmak olmalı. Her bireyimizi yaptığı işte kendine has katma değer, inovasyon, yenilik üretebilen insanlar haline getirmek önemli. Türkiye’nin en büyük çıkmazı, yapılmış olanı tekrar etmektir. Biz yapılmışı alıp, aynısını yapmaya devam ediyoruz. Ama onun üzerine bir şeyler koyabilmemiz, bireysel katkı üretebilmemiz lazım. Bu, yetişmiş insan gücü ile mümkün. Mesleki eğitim çok önemli. Bugün Türkiye’de mesleki eğitim alanında açığımız var, bunu kapatmamız lazım. Orta kademede, iyi yetişmiş, mesleğini bilen, bileğinde altın bileziği olan insanlara ihtiyacımız var. İkincisi mühendislik alanında bir şeyler yapmak lazım. Evet, bugün Türkiye’de çok iyi mühendisler yetişiyor, çok güzel eğitimler alıyorlar, üniversitelerimiz dünyanın en saygın üniversiteleri arasında. Ama belki bizim açığını kapatmamız gereken nokta, gençlerimizin üniversitelerde aldığı teorik eğitimi ne şekilde pratiğe dökebileceklerini, bu edindikleri bilgileri ne şekilde kendi çalıştığı şirketlerde ürettiği ürün veya hizmete aktaracağını çözümlememiz. Bunun yaygın bilinen ifadesi; üniversite-sanayi işbirliği. Bu alanda da Türkiye’nin bir şeyler yapması lazım. 

İTO olarak sosyal sorumluluk projelerine ağırlık verdik; eğitim, bunların başında geliyor

İTO’nun mesleki eğitim çerçevesinde her zaman girişimleri, çalışmaları olmuş. Bizim dönemimizde de İTO olarak sosyal sorumluluk projelerine ağırlık verdik. Eğitim, bunların başında geliyor. Geçen yıl başlanan ÖZİMEK projesi ile İstanbul Valiliği ve İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte 10 binden fazla gencimize mesleki eğitim verdik. Bu programın tüm bütçesi İTO tarafından karşılandı. 
Her yaştan insanın katılabildiği bu eğitim programı ile yetiştirilen işgücünün bir kısmı, yine İTO aracılığı ile istihdama kazandırılmıştır.



Toparlanma 2009 sonunda başlar, 2010’da hızlanır

Türkiye ekonomisini dünya ekonomisinden bağımsız değerlendirmemek gerekir. Ekonomistler, dünya ekonomisinin 2009’da yüzde 1-2 arasında büyüyeceğini düşünüyor. Batı ülkelerinde sıfır veya negatif, gelişmekte olan ekonomilerde ise yaklaşık yüzde 2 ile 3 arasında büyüme bekleniyor.
Dünya ekonomisinde küresel ticaretin, 1982’den beri ilk kez daralması bekleniyor. Elbette bu doğrudan doğruya Türkiye’yi etkileyecek. Hem büyüme hem de dış ticaret anlamında negatif olarak etkileyecek.
Dünya ekonomisinin 2010’da bir toparlanma sürecine gireceği gözüküyor. Şunu söyleyebiliriz; 2009’un son yarısında Türk ekonomisi, belli bir toparlanma sürecine girecektir ve 2010’da da bu toparlanma süreci hızlı bir şekilde artarak devam edecektir. Önümüzdeki yıl hem dünyada hem de Türkiye ekonomisinde talep daralması, büyük bir ihtimalle sürecek, tüketici fiyatları gerilemeye devam edecek. Bu, üzerimizdeki enflasyon baskısının azalacağı anlamına geliyor. 
Dünyadaki büyük merkez bankaları faiz indirimlerini sürdürüyor. Türkiye’de de Merkez Bankası’nın aynı trendi izleyeceği sinyali alıyoruz. 2009’da da Merkez Bankası’nın makul ölçüde faiz indirimi bekleniyor.

Küresel Etkiler

Elbette bu küresel ticaret hacmindeki yavaşlama, bunun Türk ekonomisine etkileri, buna bağlı olarak da dünya petrol fiyatlarındaki gerileme, ihracatımızı bir miktar azaltacaktır ama cari işlemler açığı üzerinde de olumlu bir etki yaratacaktır. Dünya, tam olarak krizin boyutlarını ve etkilerini hesaplayabilmiş durumda değil. Hükümetler ve merkez bankaları bugünkü veri ve resme göre karar alıyor. Belli bir zaman geçtikten sonra bugünkü resmin eksik veya yanlış olduğunun ortaya çıkması halinde 2009 rakamları revize edilebilecektir. 2009, iç talebin çok fazla genişlemeyeceği bir yıl olacak. Şirketler, daha verimli, rahat ve likit çalışabilmeleri için gereken tedbirleri alacaktır. 
Dünyada krizin derinleştiği Ekim ve Kasım ayları geride kaldı. Türkiye’de finans krizi riskinin yüksek olmadığı ortaya çıktı. Ancak küresel mali krizin Türk reel sektörünü derinden etkilemesine izin verilmemelidir. Bunun için de kamu yatırımlarının artırılması, istihdam yükünün hafifletilmesi, vergilerin ötelenmesi ve uygun şartlarda kredi temini anahtar öneme sahip.
Piyasanın canlandırılabilmesi için; doğrudan istihdam sağlayıcı kamu harcamalarının artırılması çok önemli. Kamu yatırımlarını artırarak devam ettirmek gereklidir. İşveren üzerindeki yükün de hafifletilmesini bekliyoruz. SSK işveren primlerinde yapılan 5 puanlık indirim çok büyük fayda sağladı. Bu dönemde imkanlar ölçüsünde yeni indirimler yerinde olacaktır. Ayrıca, işten çıkarma yerine, çalışma süresini geçici olarak azaltarak farkın İşsizlik Fonu’ndan karşılanmasını içeren Kısa Çalışma Formülü, işçi ve işvereni kısa süreli de olsa rahatlatabilir. Öte yandan, vergilerin ötelenmesi ve özellikle KOBİ’lere uygun kredi sağlanarak finansman sorunlarının azaltılması gereklidir.
Global gelişmeler göz önünde bulundurularak alınacak başka önlemler de var: Geçici vergiler Mayıs’a ertelenmeli. Peşin vergiler uygun ölçüde taksitlendirilmeli. Üretimde kullanılan hammadde ile enerji maddeleri üzerinden alınan ÖTV ve KDV bir süre için indirilmeli. Reel sektör kredileri için bir Kredi Garanti Fonu oluşturulmalı. Dahili girdi kullanımı ödüllendirilmeli. Enerji zamları ertelenmeli. Ayrıca özel sektörün devletten alacaklarının geciktirilmeden ödenmesi de çok önemlidir.
 


Kriz korkusunu gidermeliyiz

Geçen iki aylık süreçte ülkemizde para piyasalarında kaynak açısından ciddi bir sorun yaşanmadı. Son gelişmeler iş aleminin ihtiyaçlarının gözetildiğini ve bizim önerilerimizin de ciddiye alındığını gösterdi. Gelir ve Kurumlar Vergisi ile KDV borçlarının taksitlendirilmesi, Eximbank kredilerinin artırılması, bankaların döviz mevduatları için Merkez Bankası’nda tuttuğu zorunlu karşılıkların yüzde 9’a çekilmesi hep bu mantığın ürünü. Bugün giderilmesi gereken sorun ise kriz endişesi ile yatırım ve harcamalardan kaçınma korkusu ve dolayısıyla talep yetersizliğidir.
Zor günleri sadece kişisel çabalarla değil, kişisel ve kurumsal çabaların bir araya geldiği büyük bir dayanışma gücüyle aşmayı hedefliyoruz. Çünkü biliyoruz ki; La Fontaine’nin dediği gibi, “Birleşik olmayan her güç cılızdır”.

Özimek Ücretsiz Mesleki ve Teknik Eğitim Kursları

İstanbul İl Özel İdaresi, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Ticaret Odası İşbirliği Kapsamında Mesleki ve Teknik Öğretim Okullarında Meslek Kursları ile Geliştirme ve Uyum Kursları Açılmasına İlişkin Esasları Düzenleyen Çerçeve Protokol 6 Haziran 2007’de imzalanmıştır. Başlangıçta 15 meslek lisesinde, 44 branşta, 500 öğrenciye sertifika vermek olan hedefimiz bu alandaki büyük ihtiyaç ve İstanbulluların üç büyük kuruma olan güveni sayesinde şu anda 70 meslek lisesinde, 82 ayrı branşta, 6.500’ü mezun, 10.000 kursiyere ulaşmış durumdadır.
Bu kursların amacı; kişileri mesleki ve teknik öğretim okul ve kurumlarından faydalanmak suretiyle, istihdam imkanı olan görevlere hazırlamak veya halen çalışmakta olduğu sektörde yeni teknolojilere uyumlarını sağlamak suretiyle mesleklerinde gelişmelerini sağlamaktır. 
Proje kapsamı ve içeriği bakımından son derece önemli olup, Mesleki Eğitim konusunda Cumhuriyet tarihimizin en önemli çalışmaları arasında gösterilmektedir.
ÖZİMEK projesinin bir başka başarı göstergesi ise ÖZİMEK mezunları arasında yapılan anket çalışması olup, söz konusu anket çalışmasına katılan mezunlarımızdan %25’i iş bulduğunu, %15’i daha iyi koşullarda farklı bir işyerinde çalışmaya başladığını, %37’si ise iş yerinde statüsünün veya maaşının arttığını belirtmiştir.
İstanbul, Türkiye ekonomisi içindeki büyüklüğüne ve payına bağlı olarak en çok istihdam yaratılan bölge (il) konumundadır. İstanbul yoğun ve çeşitli ekonomik faaliyetleri ile her nitelikte işgücüne istihdam yaratmaktadır. 
Yukarıda bahsi geçen sorunlara çözüm üretebilmek için 5302 sayılı yasanın 6. maddesinde aldığı yetki ve sosyal sorumluluk bilinci ile, İl Özel İdaresi 2007 için 3.116.119.00 YTL, 2008 için 3 milyon YTL ödenek ayırarak, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Ticaret Odası işbirliği ile mesleki ve teknik eğitim kurslarını başlatmıştır. 
Daha önce benzer proje çalışmaları uygulanmış ve halen devam edenler vardır. İstanbul Ticaret Odası’nın ve İŞ-KUR Bölge Müdürlüğü’nün işsizlik konulu raporları ve analizleri dikkate alınarak kurs verilmek üzere 44 branş belirlenmiştir. 16 Haziran 2007’de imzalanan protokol ile uygulamaya başlanan projede 2007 yılı için, 25 okulda, 44 branşta- 500 kursiyer hedeflenirken İstanbul’un üç büyük kuruma güveni ve bu konudaki ihtiyacı sonucu şu an 70 okul- 82’si aktif toplam 100 branş ve yaklaşık 10.000 kursiyeri mezun olmak üzere toplamda 12.000 kursiyere ulaşılmıştır. 
Kurslarımızın her birinin eğitim saati en az 260 saat ve üstü olacak şekilde planlanarak, alınacak belgelerin Avrupa Birliği’nde akredite belge olma yolu açılmış olup ayrıca bitirenlerden kalfalık sınavına girmek isteyenlerin de gereken asgari eğitim saatini doldurması sağlanmıştır. 
Kurslar, eğitim durumuna göre akşamları veya hafta sonları yapılmaktadır. En az ilkokul mezunu olup, kendisine en yakın meslek lisesine aynı branştan en az 18 kursiyerin talebi ile açılabilmektedir. 
Kurslarımızdan mezun olan kursiyerlerimize Milli Eğitim Bakanlığı’nın mevzuatına uygun olarak sertifika verilmektedir. İstanbul Ticaret Odası mezun olacak kursiyerlerimiz için İTO bünyesinde bir özgeçmiş (CV) havuzu oluşturulmaya başlanmıştır. Böylece işadamlarının eleman alırken sertifikalı kursiyerlerimize öncelik vermesi sağlanacak olup, ayrıca mezun olan kursiyerlerimize iş bulmak için İstanbul Ticaret Odası bünyesinde bulunan 87 ayrı meslek komitesi üyesi iş adamları ile görüşülmektedir. 
İstanbul İŞ-KUR İl Müdürlüğü’nün projeye dördüncü paydaş olarak dahil edilmesi, hem İŞ-KUR’un mesleki eğitime ait kaynaklarını projeye yönlendirmek, hem kurslarımızdan mezun olanlara iş bulma konusunda kolaylık sağlamak, hem de İstanbul’da mesleki eğitim konusunda ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak hedeflenmiştir. 
ÖZİMEK kurslarımızda İSMEK'in bazı branşlarındaki öğretmenleri de eğitilmiştir.  

Etiketler


Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum