Slider Altına

“Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz”

05 Kasım 2008 Dergi: Kasım-2008
Bu cümle, şüphesiz herkesin ama bütün makine mühendisleri ve özellikle makine mühendisi adaylarının görmesini salık vereceğimiz “Devrim Arabaları” filminin afişinde yer alıyor. Parlak bir başarının, başarısızlık olarak algılatılması yolu ile cezalandırılışını yalın bir anlatımla sinema filmine dönüştüren Tolga Örnek, bu çalışmasıyla sinema sanatından önce ulusal hafızamıza ışık tutuyor. Öyle ya, pek çok kişi ilk Türk otomobilinin Anadol olduğunu sanıyor, üstelik ithal komponentlerin montajından ibaret olması ile eleştirilmiş bulunan Anadol’u.. Devrim otomobilini (meğerse 4 adetmiş) duyanlar varsa da pek çoğu, Türk mühendisliğinin el yapımı ilk Türk otomobili Devrim’in hayal kırıklığı yaratan hazin bir öykü olduğunu anımsar. Gerçeğin ne olduğunu bilmek, sadece Devrim otomobilleri hakkında “malumat sahibi olmak” için değil, bugün için Türk mühendisliğinin en önemli gereksiniminin ne olduğunu görebilmek açısından büyük önem taşıyor.

Tarih 16 Haziran 1961. Otomotiv Endüstrisi Kongresi’nin ardından verilen davette ülkeyi kalkındırma üzerine “entelektüel sohbetler” yapılırken ve teknoloji gerektiren konularda biz Türklerin “maalesef yeterlilik gösteremeyeceği” fikri çerçevesinde yazıklanılırken, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, bu ülkenin isterse “otomobil bile” yapabileceğini söyler. Basının taktığı lakabıyla Cemal Ağa, Emin Bozoğlu ile görüşür ve dönemin en kuvvetli mühendislik alt yapısına sahip kurumlarından TCDDY’nin baş mühendislerinden Gündüz Serter’e; tümüyle yerli üretim bir otomobil yapılması görevi bildirilir. İçinde Necmettin Erbakan’ın da bulunduğu bu süreç, "Türk insanının makûs talihine karşı bir meydan okuma" gibidir. Devrim otomobilinin 29 Ekim törenlerine yetişmesi gerekmektedir, süre 130 gündür. (Düşünün ki Devrim Arabaları filmi 147 günde çekilmiş.) 23 mühendis çalışma mekanı olarak seçilen Devlet Demiryolları'nın Eskişehir'deki Cer Atölyesine (bugünkü TÜLOMSAŞ) geldiğinde kariyerlerini, aile hayatlarını bir yana koydu, bilgi ve deneyimlerini bir araya getirdi, Türk mühendisliğinin; özgüven, inanç ve azimle ülke refahına hizmet etmesine çalıştı.

Neredeyse Cemal Gürsel dışında herkes projeye karşıydı. Çok uluslu sermayenin, bu yerli otomobil “hayalini” baltalamak için bürokratik çevreden ve basından taraftarları vardı. Basında projenin başından itibaren “toplu iğne dahi üretemeyen” bir ülkenin yerli otomobil hayali ile milletin parasının sokağa atıldığı fikri işlendi. Projenin 1 milyon 400 Liralık bütçesi 900 Liraya indirildi ve proje grubuna bir değil iki araba üretmeleri gerektiği  bildirildi. Oysa aynı yıl Tarım Bakanlığı bütçesine “at neslinin ıslahı için” 25 milyon Lira aktarılmıştı.

Eskişehir’deki geceyi gündüzle birleştiren çalışmalar, otomobil endüstrisinde söz sahibi olan Amerikalıları yakından ilgilendirmekteydi. Bu çalışmalara şöyle bir göz atmaya gelen iki Amerikalı arasında geçen şu konuşma memleketin kaderinde neyin önemli olduğunun altını çizmektedir: “Ne dersin, yapabilecekler mi?”, “Yapabileceklerine inanmaları, yapmalarından daha önemli”. 

Direksiyondan vitesli, 4 silindirli, tüm parçaları el işçiliği ile üretilen “aile otomobili” Devrim için ayarlı direksiyon da önerilmişti ama bu kabul edilmedi. İki yıl sonra Cadillac firması ayarlı direksiyonu “büyük bir yenilik” olarak takdim etti.

29 Ekim 1961’de, nakliye esnasında güvenlik gereği yakıt depoları boşaltılan ve kortej karmaşasında benzin ikmali yapılamayan Devrim otomobillerinden ilki, Cemal Paşa’yı Anıtkabir’e götürmek üzere hareket etti, 100 metre gitti ve durdu. Cemal Paşa, diğer otomobille tören alanına gitti.

Ertesi gün bütün gazetelerin söz birliği etmişçesine “100 metre gidip bozuldu”, “Devrim yolda kaldı” başlıkları atıldı. Cemal Paşa’nın diğer Devrim otomobiline geçerek Hipodrom’daki geçit törenine katılmış olması, otomobillerin teknik herhangi bir sorunu olmadığı, Türk mühendisliği tarafından tamamen yerli otomobil üretilmiş olduğu konu edilmiyordu. Bu başarı adeta örtbas edildi.

1961 yılında 4 adet üretilen Devrim Otomobillerinden üçü saldırıya uğramış, preslenerek yok edilmiş, sadece biri günümüze ulaşmıştır. Bugün Tülomsaş Müzesi bahçesinde bulunan Devrim Otomobili halen çalışır durumdadır.


Oya BAKIR

oyabakir@dogayayin.com


Etiketler


Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum