Slider Altına

“Durum vahim ama düzeleceğine inancımız tam...”

05 Mart 2009 Dergi: Mart-2009

Amacım; Türkiye’de mekanik tesisat projelendirme hizmetlerini çağdaş ve bu 

konuda ileri ülkeler seviyesine ulaştırmak ve her zaman bu sektörde öncü olmaktır


963 yılında İstanbul’da dünyaya geldim. Lise öğrenimimi İstanbul Erkek Lisesi’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimime İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’ne devam ettim. Son olarak İstanbul Üniversitesi İşletme fakültesi İşletme İktisadı Enstitüsü’nde MBA sertifikamı alarak iş hayatına atıldır.Sektörde lider konumdaki çeşitli firmalarda değişik kademelerde görev aldıktan sonra kendi firmam olan GN Mühendislik Ltd. Şti.’ni 1993 yılında kurarak  mekanik tesisat projelendirme hizmetleri konusunda odaklandım ve halihazırda mesleğimi bu doğrultuda yönlendirmekteyim. GN Mühendislik’i kurmamdaki ana amaç, Türkiye’de mekanik tesisat projelendirme hizmetlerini çağdaş ve bu konuda ileri ülkeler seviyesine ulaştırmak ve her zaman bu sektörde öncü olmaktır diyebilirim. Ben genel olarak yenilikleri, devamlı gelişmeyi ve araştırmayı seven bir karaktere sahip olduğumdan, öğrenmenin ve kendini geliştirmenin sınırı olmadığını bu meslekte her geçen gün yeni bir şeyler öğrenerek anladım ve her geçen gün bilgi dağarcığıma yeni bir şeyler katmanın heyecanı içindeyim. Karakterim nedeniyle de bundan büyük keyif almaktayım...



 

Sektörel dernekler, odalar ve TSE işbirliğine giderek ulusal standartlarımızı çağdaş hale 

getirmek üzere komisyonlar kurmalı

Bir hizmeti alırken en önemli şey bu hizmetin iyi tariflenmesidir. Çünkü herhangi bir objeyi alırken veya fiyat ve kalite olarak onu değerlendirirken bir tarifi veya standardı olmalıdır. Ben tasarımcılığa ilk başladığım zamanlarda Bayındırlık Bakanlığı Mekanik Tesisat Proje Hazırlama Teknik Şartnamesi vardı. Devlet için ile yaptığımız işlerde bugün bile karşımıza bu eski şartnameler çıkıyor. Ben daha çok özel sektöre proje hazırlayan firmalarda çalıştığım için, bu teknik şartnameler konusunda bir uzmanlığım olmadı. Fakat incelendiğinde çok eskide kalmış bir dökümantasyonla karşı karşıya kaldığınızı anlıyorsunuz, on yıllardır hiçbir ilave ve/veya iyileştirme yapılmamış olduğu anlaşılıyor. Bu dökümanların, günümüz koşullarında çok hızlı gelişen teknolojiye, değişen ihtiyaçlara, artan yakıt fiyatlarına ve küresel ısınma gibi bazı zorunlu olgulara paralel olarak aynı dinamik yapıda olması gerek. Bunların ihtiyaçlara cevap veremeyecek nitelikte oldukları, artık ömürlerini tamamladıkları ve acilen değişmesi gerektiği apaçık ortadadır.

Bir mekanik tesisat projesinin neleri, hangi safhaları kapsaması gerektiğini tanımladığı için TTMD’nin yayımladığı Mekanik Tesisat Proje Hazırlama Esasları kitabını bu anlamda yararlı bir yayın olarak görüyorum. Fakat bu yayın bir ilkti ve amatör bir ruhla hazırlanmış. Üzerinde çalışılarak geliştirilmesi gerektiği kanısındayım. Ayrıca, TTMD Mekanik Tesisat Proje Hazırlama Esasları adındaki yayını hazırlayan TTMD Proje komisyonu üyelerine yıllarca unutulmuş bir konuda somut bir adım atmış olmaları nedeni ile teşekkür ediyorum. Burada esas konu bu tip bir yayının gerekli olup olmadığı ve gerekliyse neden gerekli olduğudur. Bunun cevabı ise bence basittir: şiddetle gereklidir ve bu tip bir yayın standartlaşarak tüm mekanik tesisat tasarım firmaları tarafından uygulanmalı, bunun sonucunda tüm firmaların tasarım hizmetleri ortak bir standarda ve dolayısı ile kaliteye oturmalı, bunun sonucunda da tasarım firmaları verdikleri hizmetlerden hak ettikleri ücretleri almalıdır. Burada başka bir problem ortaya çıkmaktadır. Tüm dünyada ASHRAE, CIBSE, NFPA, VDI gibi mühendislik dernekleri ülkelerinin standartlarının hazırlanmasında aktif ve etkin bir rol oynamaktadırlar. Fakat TTMD’nin bu konuda bir etkinliği olduğunu söylemek yanlış olur. Hatta Makine Mühendisleri Odası’nın bile böyle bir etkinliğinin olmadığını açıkça görmekteyiz. Bence sektörel dernekler, odalar ve TSE işbirliğine giderek sadece mekanik tesisat sektörü ile sınırlı kalmayarak tüm ulusal standartlarımızı ele alarak çağdaş hale getirmek üzere komisyonlar kurulmalı ve bu konuda somut adımlar atılmalıdır.

 

Önerilen markalar, adil bir şekilde malzeme ve enerji sarfiyatı gibi teknik kriterler baz alınarak ve seçenekli olarak belirtilmeli

Projelerde marka belirtilmesi, gelişmiş ülkelerde de uygulanan gayet normal bir olgudur. Fakat bununla birlikte suistimallerin ve firma kayırmalarının önüne geçilmesi için cihaz spesifikasyonlarının bir standarda oturtulması gerekmektedir. Bunun için devlet sektöründe hala yıllar önce hazırlanmış olan ve günümüze kadar hiçbir ilave veya iyileştirme yapılmamış olan T.C. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Birim Fiyat Tarifleri kullanılmaktadır. Bu eski şartname istenilen özellikleri sağlayamadığı gibi üretici firmaların çağdaş koşullarda malzeme üretmesine de bir anlamda köstek olmaktadır. Çağdaş ülkelerde bu teknik şartnameyi hazırlayan ve ihtiyacı olanlara bedeli karşılığı temin eden bağımsız firmalar bulunmaktadır. Elektronik ortamda temin edilen bu teknik şartnameler, cihazları güncel şekilde genel olarak tarif etmekte olup isteyen tasarım firmaları bunu baz olarak alarak geliştirebilir ve kendilerine özel çok daha gelişmiş teknik şartnameler oluşturabilirler. Bunun da eksikliği Türkiye’de hissedilmektedir. Bu nedenle tek geçerli yol olarak kaliteyi tariflemek için marka belirtilmesi karşımıza çıkıyor. Fakat önerilen markaların adilane bir şekilde malzeme ve enerji sarfiyatı gibi teknik kriterler baz alınarak özellikle tek seçenek sunulmadan belirtilmesi, bence olmazsa olmaz koşuldur.



 

Mesleki Sorumluluk Sigortası çok gerekli bir uygulamadır

Türkiye hariç tüm ülkelerde gerekli ciddiyette uygulanan ve başarılı sonuçlar doğuran önemli konulardan biri de ‘Mesleki Sorumluluk Sigortası’dır. Mesleki sorumluluk sigortası hakkını vererek uygulanırsa, iyi tasarım firmaları ile daha alt seviyede tasarım firmaları kategorize edilecek ve piyasada tasarım hizmetleri ücretlendirme sistemi kendiliğinden oluşacaktır. Türkiye’de bu işe halen sıcak bakılmıyor; sadece yabancı yatırımcılar tarafından talep ediliyor. Fakat bence bu sistem, çok gerekli bir sistemdir.

Tasarım firmasının sorumluluğu fizibilite etüdünden başlayarak işin kabulüne kadar devam eder. İşin her safhasında tasarım firmasının işin içinde olması gerekir. Proje müellifi olunca hele mesleki sorumluluk sigortası istenmiş ise bunun sınırları yasalar ile belirlenmiştir. Hiç kimse proje müellifinin onayını almadan tasarım üzerinde değişiklik yapamaz, cihaz karakteristikleri ile oynayamaz, teknik şartnamelerde değişiklik yapamaz. Yaparsa Telif Hakları Yasası’na göre yaptırımları ve sorumlulukları vardır. Ayrıca mesleki sorumluluk sigortasından doğan haklarını işveren kaybeder. Çoğu işveren veya temsilcisi, ne yazık ki bu konunun farkında değil..


Türkiye’de EN standartları üzerine mühendisleri eğitmek için bir çalışma yapılmıyor 

Türkiye’de standartlar ve normlar konusunda da bir karmaşa hakimdir. Her tasarımcı kendine göre bir standart sistemi kullanıyor veya hiç kullanmıyor. Örneğin kimileri ASHRAE, kimileri DIN, kimileri ise BS standart sistemini kullanıyor. Bunun temelinde TSE’nin yıllardır geri kalması ve standartlarını yenilememesi yatıyordu. Fakat günümüzde değişik bir hareketlilik söz konusu. TSE, Avrupa Birliği’nin talebi doğrultusunda daha ne olduğunu anlamadan EN standardizasyon sistemini kabul etmek zorunda kaldı. Bu öyle çabuk oldu ki pek çok EN standardı Türkçe’ye çevrilmeden, İngilizce olarak, hatta orijinalinden fotokopi çekilip sadece kapağı değiştirilerek resmi gazetede apar topar yayınlandı ve yasalaştı. Bu standartların kanunlaşması demek bunları bizim de alıp aynen uygulama yükümlülüğü altına girmemiz demektir. Bu da bizim için daha sonra kötü niyetle veya haklı olarak bir işveren ile adli sorunlara girmemiz riskine sebep olabilir. Yani “ben bu standartları tanımıyorum veya beğenmiyorum; başka ülkenin standardını kullanacağım” diyemezsiniz artık, bu standartlar yasalaşmıştır. Tüm AB üyesi ülkelerdeki mühendisler de aynı şekilde standartlar yeni olduğundan tam konuya hakim değiller ve bu nedenle risk altındalar. Bu ülkeler ile Türkiye arasındaki en büyük fark, mesleki örgütlerin konuya bakış açısı ve davranışlarıdır. Diğer Avrupa ülkelerinde her meslek örgütü yeni standartları tanıtmak adına seminerler düzenlemekte, standartlara yardımcı yayınlar hazırlamakta ve sektörlerindeki mühendisleri eğitmektedirler. Türkiye ise bu standartları kanunlaştırarak kabul etmekte fakat hiçbir şekilde mühendislerini eğitmek üzere bir organizasyona gitmemektedir. Bu yaklaşımı anlamak bence mümkün değildir..

 

Türkiye’de insanlar hak ettikleri refah seviyesine ne yazık ki erişmiş değiller

Geliflmifl ülkelerde standartlara, yasalara uyulmakta; Türkiye’de ise ne yazık ki uyulmamaktadır. Geliflmifl ülkelerde insan haklarına uyulmakta, insanlar birbirlerine saygılı davranmakta dolayısı ile tüm yetiflmifl meslek sahibi insanlar hak ettikleri saygıyı görmektedir. Fakat ülkemiz için ne yazık ki aynı fleyleri söylememize imkan yok.. Türkiye’de insanlar hak ettikleri refah seviyesine ne yazık ki eriflmifl değiller, fakat geliflmifl ülkelerde bu konu çoktan halledilmifltir.. Bu konu için çok fazla konuflmaya gerek yok, son zamanlarda iyice ortaya çıkan yönetim zafiyeti ile doğru orantılı giden bir konu bu diye düflünüyorum. Konuyu tarihten bir olay ile anlatmak daha anlamlı olacak sanırım: 2. Dünya Savaflı’nda Londra Alman Hava Kuvvetleri tarafından yoğun flekilde bombalanırken gazeteciler, zamanın İngiltere Baflbakanı Churchill’e sorarlar “Sayın Baflbakanım, durumumuz hakkında ne düflünüyorsunuz?” Churchill biraz düflünür sonra kararlı şekilde cevap verir: “Durum çok vahimdir. Fakat durumumuzun düzeleceği konusunda inancımız tamdır.”



Etiketler


Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum