Slider Altına

“de facto iktidarlar” her zaman meşru olmayabilir

05 Ocak 2009 Dergi: Ocak-2009
Bir başka deyişle; bir şeyin “de facto” varlığı, onun meşruluğuyla ilgili bir kabulün bulunmadığı veya meşruluğunun bazen de reddedildiği halde, uygulamada oluşu demektir. Özellikle darbe yoluyla iktidarı ele geçirmiş yönetimler için uluslararası ilişkiler ve uluslararası hukukta bu tanıma yer verilir.

Meşruluğunun zaman içinde kabul edilebilir olması ile “de facto” olarak tanımlanan durum için bu kez “de jure” ifadesi kullanılır, yani yasal olarak kabul edilmiş, “meşru” olur. Tabii ki “de facto” durum, çoğu kez meşrulaşabilir bir temele sahip değildir. Uluslararası ilişkiler alanındaki kullanımının haricinde pek çok alanda bu tanıma rastlarız. Bunun için yaygın verilen bir örnek; “Q Klavyelerdir”. 


Dr. İhsan Yener tarafından bilimsel temellere dayalı standart bir Türk klavyesi geliştirilmesinin mücadelesi verilmiş, 1955'te yabancı uzmanların da yer aldığı bir ihtisas komisyonunca oluşturulmuş “F Klavye”, Bakanlıklararası Standardizasyon Komitesi tarafından ''Standart Türk Klavyesi'' olarak kabul edilmiş, Türkiye'deki tüm daktilo makinelerinin Milli Klavyeye dönüştürülmesi kararı alınmış, 1963 yılında Gümrükler Kanunu'na eklenmiş ve 1974 yılında Türk Standartları Enstitüsü tarafından Zorunlu Standart olarak kabul edilmiştir. “Klavye İnkılabı” olarak anılan bu standardizasyonun geliştirilebilmesi için Türkçe'de kullanılmakta olan tüm kelimelerin istatistiği, TDK'nın kılavuzundan yararlanılarak çıkarılmış. 29934 kelime içinde hangi harften kaçar adet bulunduğunu tespit edilmiş, parmakların fiziksel güçleri ve hareket özelliklerini hesaba katılarak harfler yerleştirilmiş. Bu sayede, bu alanda düzenlenen uluslararası şampiyonalarda 28 kez dünya şampiyonu olmuşuz ve 14 dünya rekoru kırmışız. Dr. Yener bu konuda şu anektodu aktarıyor: "Hatta Fransızlar itiraz etmişlerdi ilkinde, 'Türkler yarışma için özel olarak tertip edilmiş bir klavye kullanıyorlar' diye. 6 saat süren tartışmalardan sonra, Fransızlara 'siz de yapın o halde özel bir klavye' dediler." Ee, sonra ne olmuş, Gümrük Kanunu’nda yer almasına rağmen, yani Türkiye’ye daktilo, bilgisayar satmak isteyen kuruluşların ürünlerini “Standart Türk Klavyesi” ile pazarımıza sunması beklenirken, bu koşulun dayatılmaması sonucu olsa gerek, Türkiye pazarını “Q Klavye”nin orasına burasına bir kaç Türkçe harfin iliştirilmiş şekli ablukaya almış. Bugün için Q Klavye, Türkiye’de “de facto” bir hakimiyete sahiptir.


İşte bunun gibi pek çok örnek “de facto” olarak hayatımızı işgal etmektedir. Buna “ben yaptım oldu” anlayışı veya “oldu bittiye getirmek” de diyebiliriz. Bu durum, legal olmayanı legal olandan daha güçlü görmek gibi, ahlaki olmayanı ahlaki olandan daha izlenmeye değer görmek gibi bir sonuca da paralellik gösteriyor. Ama “küreselleşen köy”ümüzü her ne kadar “de facto dünya hükümeti” ile yöneten ve küresel ekonomik gücü küresel siyasetin yegane dinamosu haline getiren yepyeni dünya düzenimiz bu doğrultuda güçleniyorsa da bu eğilim sadece küresel ekonomik gücün tekeline doğru itiliyor. Yani artık sadece kendi evreninin merkezi olabilecek ölçeklerdeki oluşumlar, “de facto” durumların koşul koyucuları olamayacak. Yeni dünya düzeninin yeni fazında, irili ufaklı güçler en tepede toplanırken ve tüm dünya bu güce bağımlı hale gelirken, “güçsüzlükte eşitlik”(!) sağlanması bile mümkün. Kimsenin kimseye “sen benim kim olduğumu biliyor musun” demesi gerekmeyecek, zira herkes, herkes gibi bunu söyleyenin de aynı duvarın tuğlalarından biri olduğunu çok iyi bilecek.


Not: Bugün için 4X4, “de facto” olarak bir ciptir. Ama hatırlayacağınız gibi aslında bir çarpım işlemidir ve sonucu “16”dır. 


Ulusal ve uluslararası gelişmelerin sektörümüze erinç ve esenlik getirmesi dileklerimizle...


Oya BAKIR

oyabakir@dogayayin.com


Etiketler


Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum