Slider Altına

‘Türkiye’de Doğalgaz Temin ve Tüketim Politikalarının Değerlendirilmesi’ İle İlgili Rapor Kamuoyuna Sunuldu

05 Şubat 2005 Dergi: Şubat-2005
Makine Mühendisleri Odası’nın Enerji Çalışma Grubu tarafından hazırlanan ‘Türkiye’de Doğalgaz Temin ve Tüketim Politikalarının Değerlendirilmesi’ ile ilgili rapor düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuna sunuldu. Toplantıda konuşma yapan Makine Mühendisleri Odası Başkanı Emin Koramaz özetle şu bilgileri verdi:

‘Doğalgazın bizdeki öyküsü, özellikle Türkiye’ye ilk geldiği dönemde fuel oil vb. birçok yakıta göre ucuzluğu, kullanım kolaylığı, stoklama sorununun olmayışı gibi göreli üstünlükleri ile başladı. Bu durum doğalgaza talebi hızla artırdı. Önümüzdeki yıllarda, doğalgazın elektrik enerjisi üretiminde ve doğalgaz kullanımına yeni geçecek çok sayıda kent ve sanayide daha yaygın bir biçimde kullanımı planlanmaktadır. Bu nedenle doğalgaz talebinin artması bekleniyor. Ancak bu noktada çarpık ve abartılmış talep tahminleri esas alınarak Türkiye’nin, ihtiyaç ve tüketebileceğinin çok üzerinde doğalgaz ithalatını öngören sözleşmelerin imzalanmış olmasına kamuoyunun dikkatini çekmek istiyoruz. Diğer yandan Doğalgaz tüketimi içinde elektrik enerjisi üretimi için kullanılacak Doğalgazın payı 2002’de % 67, 2003’de % 64 gibi yüksek oranlarda seyretmektedir. Sonuçta elektrik enerjisi içinde Doğalgazın %45’lere kadar varması gaz ve enerji sektöründeki çarpık politikaları ortaya koymaktadır. Dünyanın diğer ülkelerinde doğalgaz kullanımı içinde elektrik enerjisi üretimi bu denli yüksek bir öncelik almamaktadır. İthal bir enerji kaynağı olan doğalgazın elektrik enerjisi üretimi içindeki payının bu denli yükselmesi ekonomik ve politik bağlamlarıyla rasyonel değildir. Enerji sektöründe kamu yatırımlarının gecikmesi ve yetersizliğinin hep ‘kamu kaynaklarının sınırlılığı’ gerekçesine bağlandığını hatırlayalım. Oysa bu gerekçe geçersizdir. Sorun kısa ve uzun vadeli doğru bir enerji planlamasının ve bu planlamaya uygun yatırımların zamanında yapılmamasından, mevcut enerji üretim tesislerinin yönetim ve denetiminde yeterli eşgüdüm olmamasından kaynaklanmaktadır.

Bütün siyasal iktidarlarca ‘kamu kaynaklarının yetersizliği vb.’ gerekçelerle, Dünya Bankası, IMF ve bugün AB politikaları doğrultusunda ‘yatırımların kamu tarafından değil, özel sektör aracılığıyla yapılması’ yaklaşımı egemen olmuştur. Enerji üretiminde kamusal planlama, kamusal üretim ve yerli kaynak kullanımını reddeden özelleştirme politikaları ülkemizi enerji alanında da darboğaza sokmuştur. Elektrik enerjisi üretimi amaçlı kamu yatırımlarının aksama, gerileme ve gecikmesinin temel nedeni budur. İthal doğalgaza dayalı yeni enerji santralleri ulusal kaynakları devre dışı bırakıp enerjide ülke ve tüketici aleyhine ekonomik sonuçlar yaratıyor

Makina Mühendisleri Odası olarak, elektrik üretiminde doğalgaza ve ithal kömüre dayalı yeni enerji santrallerine ihtiyaç olmadığını vurguluyoruz. Aynı şekilde, termik santraller için yapılacak yeni yatırımların ulusal enerji kaynağı olan yerli kömüre dayandırılması, ülke ve toplum çıkarları gereğidir. Önerdiğimiz bu politikanın yerli kaynakları mevcuttur. Böylece yurt içi kömür üretimi katma değer ve istihdam yaratacak ve elektrik üretim maliyeti alternatif yakıtlara göre daha düşük olacaktır. Bilinmelidir ki, linyitle çalışan santrallerin maliyetleri doğalgazdan düşüktür. Ancak bu santraller doğalgaz santralleri lehine çok düşük kapasitede çalıştırılmaktadır. Oysa bu santrallerin tam kapasite çalıştırılmaları durumunda üretim maliyetlerinin daha da düşeceği kesindir. Yerli doğalgaz üretimi artırılmalıdır. Zonguldak taşkömürü sahalarındaki metanın kullanım imkanları sağlanmalıdır. TPAO’nun Karadeniz’deki doğalgaz arama çalışmaları desteklenmelidir. Doğalgazla ilgili politika ve önceliklerin belirlenmesinde etkin konumda olacak Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun çalışmalarına Meslek Odalarının düzenli katkısı sağlanmalıdır. Kentsel dağıtım şebekelerinde, bina servis bağlantılarında, bina iç tesisatlarında, gazın yıllardır kullanıldığı kentlerdeki uygulamaların ve deneyimin ışığında, bütün ülke çapında geçerli ve zorunlu olacak standart ve şartnameler, EPDK koordinasyonunda gaz şirketleri, meslek odaları ve uzmanlık örgütlerinin katılımıyla hazırlanmalı ve bir an önce uygulamaya konulmalıdır.’

Etiketler


Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum