Slider Altına

‘Mikro kojenerasyon üniteleri, enerji sektöründe yeni bir dünyanın habercisi’

Dünyada giderek artan enerji ihtiyacına yönelik yeni arayışlar hızla sürerken gündemin ilk sıralarında bu alana yönelik yatırımlarıyla DemirDöküm dikkat çekiyor.

Yeni sistemler dünya gündeminde tartışılırken; DemirDöküm, dünyada özellikle konut ısıtmalarında kullanımı teşvik edilen ‘kendi elektriğini kendin üret, hem ısın, hem kullan, fazlasını devlete sat’ yaklaşımı üzerinde şekillenen ‘Mikro Kojenerasyon Üniteleri’ için yatırımlarına başladı.

Yatırıma yönelik olarak, 1973 yılından bu yana Almanya’da faaliyet gösteren Rabien Energy şirketi ile imzalanan anlaşma sonrası görüştüğümüz DemirDöküm Genel Müdürü Bülent Lütfü Kızıltan, verimli enerji kullanımına ilişkin yeni ürün ve teknoloji projelerini bizlerle paylaştı.

DemirDöküm, ısıtma sektöründeki ‘dünya oyunculuğu’nu yeni yatırımlarıyla sağlamlaştırıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde hükümetler tarafından kullanımı teşvik edilen mikro kojenerasyon üniteleri konusunda ilk yatırımcılardan biri olmak isteyen DemirDöküm, Rabien Energy  ile yatırım anlaşması yaptı.  DemirDöküm Genel Müdürü Bülent Lütfü Kızıltan, tüm dünyada ve özellikle Avrupa’da artan enerji fiyatları nedeniyle, hükümetlerin alternatif enerji kaynakları için teşvikler verdiğini belirterek, planlanan projelerle ilgili bilgiler verdi:

Elektrikte dışa bağımlılığı azaltmak için Almanya ve diğer AB ülkelerinde mikro kojenerasyon projeleri desteklenmektedir

Türkiye’de satın aldığımız doğalgazın yaklaşık yüzde 50’sini elektrik üretmek için harcıyoruz. Ayrıca devletin elektrik üretmek için çok büyük yatırımlar yapması gerektiği de unutulmamalıÉ Elektrik santrallerinden dağıtılan elektriğin  ideal şartlarda yüzde 4’ü yetersiz altyapı ve hat kayıplarına gidiyor. Ama ülkemizde bu oran yüzde 15 seviyelerinde. Elektriğin tüketileceği yere yakın yerlerde üretilmesi bu kayıpları ortadan kaldırabilir. Elektrikte dışarı bağımlılığı azaltmak  için Almanya’da devlet tarafından yasa ile desteklenen kojenerasyon projeleri teşvik edilmeye başlandı. Almanya’nın teknik alt yapısı sisteme uygun olduğu için, evlerde üretilen elektrik hatlara geri verilebiliyor ve devlet bunun karşılığında üreticiye 12 Euro cent/kWh bedel ödüyor. İleride ülkemizde de aynı sistemin altyapısının kurulacağına ve bunun da kısa sürede gerçekleşeceğine inanıyoruz.

AB ülkelerinde de uygulanacak bu projeye yönelik olarak,  özel şirketler ünitelerin üretimi ve pazarlanması konusunda çalışmalarına başladılar. Çünkü AB ülkelerindeki tabloya baktığımızda bu sistemlerin yaygınlaşması kaçınılmaz gözüküyor. Kullanım olarak genelde konutlarda tercih edilen bu üniteler, küçük ölçekli güç çevrimini içeriyor. Ünite, bir yandan konutun ihtiyacı için elektrik üretirken, aynı zamanda konutun ısıtılmasını da sağlıyor. Eğer üretilen elektrik, konutun ihtiyacının üzerinde ise, ana elektrik sistemine aktarılabiliyor. Bu ünitelerin  kullanımı yaygınlaştıkça, çok büyük yatırım harcamaları gerektiren santrallere gereksinim de azalacak. Tüm avantajları ile mikro kojenerasyon ünitelerini, enerji sektöründe yeni bir dünyanın habercisi olarak kabul ediyoruz.

1.2 milyon Euro bütçeli  Ar-Ge yatırımı

Dünyada enerji gereksiniminin giderek artması ve enerji fiyatlarının yükselmesiyle birlikte bu alanda  hem enerji üreten, hem de konutun ısıtma ihtiyacını karşılayan mikro kojenerasyon üniteleri için 1.2 milyon Euro bütçeli  Ar-Ge yatırımı yapma kararı aldık. Rabien Energy firmasıyla yaptığımız anlaşmaya göre proje, ‘Ar-Ge’ ve ‘yatırım-üretim’ çalışmaları olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilecek. Projenin Ar-Ge çalışmalarının 2007 yılında tamamlanmasını takiben, üretim için çalışmalara başlayacağız.  Mikro kojenerasyon yatırım projemizin esas amacını kısaca tanımlarsam; küçük üretim merkezleri yaratarak elektriği üretmek, üretim sırasında ortaya çıkan ve büyük santrallerde kaybolan ısıyı evimizin ısınmasında, su ısıtmada ve  soğutmada kullanmaktır.  Projedeki ‘mikro’ kelimesi ‘ev ölçekli’ bir sistem olmasından kaynaklanıyor.

Şu anda prototip yapma aşamasındayız. Mikro kojenerasyon ünitelerini ilk olarak Almanya pazarına sunacağız.  Çünkü Almanya’nın regülasyonuna göre kişisel olarak elektrik üretip satışı yapılabiliyor. Belirttiğim gibi teknik alt yapı da ve pazar yapısı da bu sisteme uygun. Sisteme ilişkin teknik ve yasal alt yapı şu anda ülkemizde yok ama çok kısa bir sürede adaptasyonun sağlanacağını düşünüyorum. Bu konuya ilişkin kanuni ve yönetsel düzenlemelerin en kısa sürede yapılmasını bekliyoruz. TEYDEB kanalı ile AR-GE Fonları’ndan da yararlanacağız. Yatırımların tamamlanmasıyla 36 milyon Euro ciro elde etmeyi planlıyoruz. Sadece bu yatırımla kalmayıp, yeni enerji kaynaklarının yaratılması yönündeki yatırımlarımıza, hidrojen teknolojisine ve güneş enerjisine dayalı yatırımlar ile devam edeceğiz.

Yeni projeler

Dünya bilim çevreleri tarafından ‘Çevre Oscarı’ olarak adlandırılan Dünya Enerji Ödülü sahibi Dr. Ahmet Lokurlu ile bir ay içinde bir anlaşma imzalamayı planlıyoruz. Patenti kendisine ait olan sistem, güneş enerjisinin ısıtma ve soğutma amaçlı kullanımı içeriyor. Bu teknolojinin evsel uygulaması için birlikte yapılacak Ar-Ge projesiyle üretim ve pazarlaması bize ait olacak yeni bir sistem tasarlayacağız. TÜBİTAK’la ‘Yakıt pili çerçeve projesi’ konusunda çalışıyoruz. Bu projede, geleceğin enerji kaynağı olarak gösterilen Hidrojeni ısıtma ve elektrik üretiminde kullanacağız. Bu sistemi ilk üreten biz olmak istiyoruz. Ortadoğu Teknik Üniversitesi ile ‘Kimyasal Isı Pompası’ üzerine çalışmalarımız sürüyor. Tüm anlaşmalar ve çalışmalarla Ar-Ge alt yapımızı günden güne güçlendirmeyi hedefliyoruz. Çünkü dünya markası olmayı hedefliyoruz.

2010 yılında ısı sektöründe Avrupa’nın ilk 3 şirketinden biri olmayı hedefledik.

İnşaat sektörü yaşanan ekonomik krizler ve depremlerden ciddi yaralar aldı ve 2004 yılı sonuna kadar ciddi bir küçülme yaşadı. Ancak son dönemde toplu konut yatırımları, doğalgaz kullanımının yaygınlaşmasına ilişkin yatırımlar inşaat sektörünün çapını bir anda büyüttü. Çünkü yıllardır biriken potansiyel bu yatırımlarla açığa çıktı.  Şu anda pazar, bizim sektörümüzdeki bir firma için çok güzel bir saha, ama oynayabilene tabii ki. Çünkü hem kaliteye hem teknolojiye hem insana yatırım yaparak ülkemiz insanına en iyisini sunmak hem de yurtdışında ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek birikim ve alt yapı gerektirir.  

2010 yılında ısı sektöründe Avrupa’nın ilk 3 şirketinden biri olmayı hedefledik. Bu hedefi koymak bizim gibi yurt içinde ilk günden bu yana liderliğini sürdüren bir firma için gerekliydi. Şu anda tüm ekibimizle hedefe kilitlendik. 2010 yılı çok kısa bir zaman gibi gözükebilir. Ama tüm değerlendirmeleri yaparak rakiplerimizi inceledik, konumumuzu biliyoruz ve her yıl yüzde 33 büyüme gösterirsek bu hedefe ulaşmamamız için hiçbir nedenin olmadığını gördük. Son iki yılda yüzde 54 ve yüzde 38 oranında bir büyüme gerçekleştirdiğimizi göz önüne alırsak, önümüzdeki dönemlerde bu hedef bize çok yakın gözüküyor.  Büyümemiz sadece elimizdeki mevcut ürünlerin kapasitesini arttırarak olmayacak. Belirttiğim gibi Ar-Ge yatırımlarımızla ve bu doğrultuda pazara ilk defa bizim tarafımızdan sunulacak  yeni konsept ürünlerle büyümemizi gerçekleştireceğiz.

Hazırlayan ÖZDEN ÖZKAN

Etiketler


Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum