Slider Altına

‘ Büyük Yatırımların Hayata Geçmesi Doğru Proje Yönetimiyle Mümkündür’

05 Haziran 2006 Dergi: Haziran-2006
Günümüz şartlarında projelerin tüm detaylarına hakim olmak, yatırımcıların kendi uzmanlık alanları olmadığı taktirde oldukça zor ve masraflıdır. Tüm bu noktalar göz önüne alındığında, proje yönetiminde planlama, uygulama, kontrol ve danışmanlık hizmetleri sunan yapılanmalara ülkemizde büyük ölçüde ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz. Bu süreçte Türkiye’de eksikliğini hissettiğimiz gerekli tüm hizmetleri tek çatı altında çözüm ortaklarıyla birlikte sunuyor; Acıbadem Proje Yönetimi... Acıbadem Sağlık Grubu’nun tüm yatırımlarını planlamak, uygulamayı yapmak, medikal yerleşim ve proje finansmanı konularını yürütmekle işe başlayan Acıbadem Proje Yönetimi, 2004 yılından bu yana tüm yatırım alanlarında hizmet verebilmek üzere yoluna bağımsız bir şirket olarak devam ediyor.

Birçok büyük projeyi ‘anahtar teslim’ tamamlayan Acıbadem Proje Yönetimi’nin çalışmalarına ilişkin görüştüğümüz Acıbadem Proje Yönetimi Mekanik Grup Yöneticisi Mak. Yük. Müh. Özay Kas, Türkiye’de sağlık sektöründe ilk defa Acıbadem Hastanelerinde uygulamaya başladıkları kojenerasyon sistemi ile ilgili bilgileri de bizlerle paylaştı

Proje yönetimi: Bir hayalden yola çıkarak, hayalin gerçekleşmesine kadar olan bütünleşik süreçler topluluğudur

Acıbadem Proje Yönetimi, yaklaşık yedi yıl önce sadece Acıbadem Hastanelerinin yeni yatırımlarının planlanması ve tamamlanması arasında geçen süreci yürüten, mimar ve mühendislerden oluşan bir departmandı. 2004 yılına sektörden gelen talepler doğrultusunda, edindiğimiz tecrübeyi sektörle paylaşmamız gerektiğini gördük ve hem tüm diğer yatırımcılara, hem de tüm yatırım alanlarına hizmet verebilmek amacıyla bağımsız bir şirket olduk. Acıbadem Proje Yönetimi, bir taahhüt firması veya bir proje firması değil

Proje yönetimi denildiği zaman; yatırım kararı alma süreci de dahil, proje sürecinin tüm aşamalarında ortaya çıkacak riskleri önceden belirleyecek ve yönetecek bir anlayış içinde yatırımcının belirlediği ve talep ettiği çerçevede, kontratların hazırlanmasından, sistemlerin test edilip devreye alınmasına kadarki tüm sürecin yönetilmesi anlaşılmalıdır.

Kısaca proje yönetimini şu cümleyle özetlemek isterim: Bir hayalden yola çıkarak, hayalin gerçekleşmesine kadar olan bütünleşik süreçler topluluğudur. Yani hayal edilen bir hastaneyi, oteli ve benzeri yapıları anahtar teslim verebilmek demektir. Bu tanıma göre baktığımızda proje yönetimini oluşturan ana süreçler şunlardır: Fizibilite, tasarım, kaynak (hizmet/ürün) temin, yapım (inşaat)’dır. Her ne kadar hayalden yola çıkıp, binayı tamamlıyoruz desek de bazen yatırımcının ya da iş sahibinin istediği doğrultusunda işin belli bir kısmında devreye girip devreden çıkabiliyoruz. Her zaman yatırımcının yanında yer alan, onun için faydalı olunacak kararların alınmasını sağlayan, uygun, verimli, fonksiyonel, ekonomik çözümler sunan taraftayız diyebilirim.

Bir binayı veya tesisi komple kurabileceğimiz, birlikte çalıştığımız, proje ve taahhüt hizmeti sunan çok fazla çözüm ortağımız var. Bu nedenle de aynı anda birkaç proje yapabiliyoruz. Çalışma tarzımız ve ekibimizle aynı anda 10-15 projeyi yürütebiliyoruz. 2004 yılından itibaren çalışma tekniklerimizi değiştirerek, bilgisayar destekli çalışmaya başladık. Bilgisayar destekli ilk pilot çalışmamızı Acıbadem Bursa Hastanesi’nde yaptık. 2005 yılının Şubat ayında Acıbadem Bursa Hastanesi’nin kaba inşaatın tamamlanmasının ardından 28.500 m2’lik hastane binası 12,5 ayda tamamlandı ve ilk ameliyat yapıldı.

Tüm çalışmaları İstanbul’daki merkezimizden yönlendirdik, periyodik ziyaretler yaptık.

Bu projenin titiz bir çalışmayla ve bu kadar kısa bir sürede tamamlanması, bilgisayar programının desteğiyle oldu. Tabi sahada çok yoğun bir insan gücü de yer aldı. Aynı bilgisayar destekli çalışmamızı diğer projelerimizde de uygulamaya devam ediyoruz.

Ana süreçlere göre organize edilen bir yapıda en küçük detayların bile atlanması ihtimali en aza indirilir. Hastane içinde dolaşırken bize çok doğal gelen, olması gerektiği gibi olmuş dediğimiz noktalar planlanırken çok dikkatli olunması, belirtilen kriterlere uygun olması gerekir. Örneğin; bir hastanenin asansör kuyusunun boyutu belirtilen ölçünün 2 cm altında olursa, asansörün içine sedye sokulamaz ve katlar arasında hasta transferi yapılamaz.

Eğer koridor genişliği belli bir ölçünün altında olursa o koridordan sedye veya yataklar döndürülemez. Bunlar basit ama önemli örneklerdirÉ Proje yönetim firması olarak, ana hatlar dışında üzerinde çalıştığımız ince detaylar da vardır.

Tüm amacımız bir sonraki projemizde daha fonksiyonel daha rahat kullanımlı hastaneler, mekanlar yaratmaktır. Uzmanlık alanımız sağlık tesisleridir ancak sadece hastane binaları yapmadığımızı da belirtmek isterim. Sektörümüzde bilindiği gibi sağlık tesisleri, hizmet binaları içinde üst noktada yapılardır. Bir sağlık tesisi yapabildiğiniz taktirde bir oteli de, bir üniversite kampüsünü de rahatlıkla yapabilirsiniz.

Gerekli konfor koşullarına ulaşabilmek enerji maliyetlerini oldukça artırıyor

Acıbadem Sağlık Grubu, hızla büyüyen bir yapıya sahip olmasının dışında, borsada işlem gören tek sağlık kuruluşudur. Bu hastanelerde sunulan hizmet çıtasının yüksek olması, konfor koşullarının da çok iyi olmasını gerektiriyor. Aslında tüm sağlık kuruluşlarında hastaların sağlık seviyelerine ek olarak konfor seviyelerinin yüksek tutulması hayati önem taşıyor. Özellikle binaların iç hava kalitesinin yüksek olması amacıyla bina içlerinde ciddi bir taze hava sirkülasyonu olması gerekiyor. Bu tür binalarda havalandırma, soğutma yükünün fazla olması, enerji tüketimlerinin-elektrik- oldukça yüksek olmasına neden oluyor.

Acıbadem Bursa Hastanesi’ne yönelik şu örneği vermek isterim: Hastanenin 28.500 m2 alanında bir saatte dolaştırılan taze hava miktarı 500.000 m3’tür. Bu durum her mevsimde aynı konfor seviyesine ulaşabilmek için aynıdır ve bu miktarda taze hava hastanede dolaştırılıyor. Binadaki iç hava kalitesi kriterlerini, ve uygun standartları yakalamak için sistemin böyle kurulması zorunludur... Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın teknik konulardaki yönetmeliklerinin yetersiz olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle uygulamalarımızda uluslararası standartları kriter olarak kabul ediyoruz. Elbette kabul ettiğimiz kriterler Sağlık Bakanlığı’nın talep ettiği koşulları da karşılıyor. Mekanik tesisat sistemleri için ASHRAE’den, DIN normlarından, İngiliz Sağlık Bakanlığı’nın memorandumlarından veya daha katı disiplinleri olan, farklı ülkelerin standartlarından faydalanıyoruz. Bu standartlar içinde en sert disiplinleri, prosedürleri uyguluyoruz. Çünkü ana hizmet konumuz insan sağlığıÉ Acıbadem Sağlık Grubu’nun dört hastanesi bugünkü değerlere bakıldığında, yılda 27.000.000 kW/h elektrik tüketiyor. Bu rakam Türkiye’nin toplam tüketiminin beş binde biridirÉ İç hava kalitesi dışında konfor için kullandığımız ısıtma sistemi -yazın 33 ûC’de bile binada sıcak su dolaştırıyoruz- için de çok ciddi oranda doğalgaz tüketiyoruz.

Elektrik ve doğalgaz maliyetlerini aşağıya çekebilmek için yeni yöntemler aradık

Elektrik ve ısı enerjisinin eş zamanlı birlikte üretildiği kojenerasyon sistemleri, Türkiye’de doğalgazın kullanılmaya başlamasının ardından yaygınlaştı. Kojenerasyon cihazlarının elektriksel ve ısıl verimleri açısından baktığımızda, hastane binalarının elektrik ihtiyaçlarının ısıtma ve sıcak su ihtiyacından fazla olduğunu görürüz. Bunun temel nedeni, gerekli iç hava kalitesinin ve konforun sağlanması için soğutma gruplarının, klima santrallerinin, pompaların ve diğer tüm mekanik ünitelerin, toplam elektrik ihtiyacının yarısından fazlasını kullanmasıdır. Elektrik tüketim değerleri, hastane binalarında mevsimsel olarak da değişiklik gösterir. Yaz aylarında tüketim miktarı kış aylarının 1.5-2 katıdır. Bunun en büyük nedeni soğutma ihtiyacının mevsimlere göre değişimidir. Son yıllarda endüstriyel tesislerde kullanımı artan kojenerasyon uygulamalarının, 7 gün 24 saat hizmet veren, elektrik, klimatizasyon, ısıtma ve sıcak su ihtiyacı sürekli olan hastane binaları için doğru bir seçim olduğunu düşündük ve buradan yola çıktık. Acıbadem Sağlık Grubu’na bağlı 4 hastane için birleşik ısı ve güç üretimi sağlayan kojenerasyon sistemleriyle ilgili olarak 2002-2004 yılları arasında detaylı bir analiz çalışması yaptık. Bu analiz çalışmasının ardından uygulamaya geçmek istedik ancak önümüze bir engel çıktı. EPDK kurulduktan sonra çıkardıkları ilk yönetmeliklerde, kendi enerjisini kendi üretmek isteyen otoprodüktör firmaların anonim şirket olmaları ve şirket hisselerinin tamamının nama yazılı olması gerektiği maddesi yer alıyordu. Acıbadem Sağlık Grubu’nun halka açık bir şirket olması, projeyi belli bir süre durdurmamıza neden oldu. 2004 yılında yönetmeliğin değişmesiyle birlikte, projemizin de önü açıldı.

Hizmet binalarında kojenerasyon sisteminin uygulanması çok yeniÉ Hastanelerde bu sistemi ilk uygulayan da biz olduk

Yaptığımız analiz çalışmasının sağlıklı olabilmesi için, hastanelerin enerji tüketim verilerini ve eğilimlerini sistem üzerinde bulunan enerji analizörleri aracılığıyla, tüm mevsimleri ayrı ayrı ele alarak inceledik. Özellikle mevsimsel ve gün içi enerji tüketim dağılımlarını tespit edip, etüd çalışması içine dahil etmemiz, yapılacak tasarruf oranını belirlememizde, kullandığımız matematiksel model ise kurduğumuz ünitenin gücünün optimize edilmesine olanak sağladı.

Yapılan son etüd çalışmalarından sonra, gaz motorlu kojenerasyon ünitelerinin hastane uygulamaları için uygun olduğu belirlendi. Gaz motorlu kojenerasyon ünitelerinin güvenli çalışması için gerekli yük aralığının yüzde 50-100 olması ve hastane enerji ihtiyacının mevsimsel olarak ve gün içinde farklılıklar göstermesi nedeniyle; ünitenin güç seçiminin optimizasyonu çok büyük önem taşıyor. Hastane binalarının kendi içinde tüketim değerlerinin karakteristiklerine baktığımızda, elektrik yoğun binalardır. Seçilecek cihazın elektriksel verimi ne kadar yüksek olursa elde edilecek tasarruf ve verim de bir o kadar yüksek oluyor.

Ünite gereğinden küçük seçildiğinde tasarruf potansiyelinin tamamı değerlendirilememiş olur. Gereğinden büyük seçildiğinde ise düşük kapasite ile çalışacağından yatırım geri dönüş süresi uzayacaktır. Yaptığımız etüt çalışmasının ilk yıllarında sistem kendini 2 yılda amorti edebilecek seviyedeydi. Son 2,5 yılda doğalgaz fiyatlarında yaşanan artışla yatırım maliyetinin geri dönüş süresi bugünkü koşullarda 3-3,5 yıl gibi görünüyor. 2005 yılının son çeyreğinde Acıbadem Bursa Hastanesi (28.000 m2) için 1.300 kWe, Acıbadem Bakırköy Hastanesi (17.000 m2) için 770 kWe, Acıbadem Kadıköy Hastanesi (16.000 m2) için 515 kWe, Acıbadem Kozyatağı Hastanesi (12.000 m2) için 580 kWe gücünde toplam 5 ünite sipariş ettik. Ünitelerin devreye alma çalışmalarına nisan 2006’da başladık, projeyi temmuz 2006’da tamamlamayı planlıyoruz.

Projeyi uygulamaya başladıktan sonra ilk bakışta göz ardı edilebilecek bir noktayı da dikkate alıp önemli bir tasarruf noktası yakaladık

Kojenerasyon sisteminin sağladığı ısının egzost gazı, ceket soğutma ve yağ soğutma devrelerinden oluşan kısmı tek devre olarak 80-60 ûC sıcaklık rejiminde çalışan hastane ısıtma sistemine entegre edildi. Ünitenin daha düşük sıcaklıkta (32-34 ûC) çalışan aftercooler (yakma havası soğutma sistemi) devresi ise kullanma sıcak suyu sağlayan boylerlerin ön ısıtmasında değerlendirildi. Böylece ünitenin sağladığı tüm ısı enerjisi kullanım için faydalı hale getirildi. Konuyu biraz daha açıklamak isterim: Bu cihaz yaklaşık 500 kW civarında bir elektrik sağlıyor. 600 kW civarında 90-70 rejiminde sıcak su veriyor. Bunun yanında bir de 32-34 oC sıcaklığında 65 kW’lık bir ısı enerjisi veriyor. Bu 32 o’lik suyu nerede kullanabiliriz diye bir analiz yaptık ve yatırım maliyeti 1000 euro civarında olan sistem kurarak bu suyu faydalı hale getirdik. Uygulamada; hidrofordan çıkan ve boylere giden suyun arasına bir akümülasyon tankı koyduk (1000 lt) akümülasyon tankı ile bahsettiğim 32o ısı kaynağı arasındaki plakalı eşanjöre de suyu devamlı resirkülasyon yaptırıyoruz. Dolayısıyla hidrofordan çıkan 15 o’lik su 30 ûC’ye doğru ısınıyor ve boylere o şekilde giriyor. Boylerde 15’den 50’ye 35 ûC’lik T ile ısınmıyor, 30’dan 50’ye 20 ûC’lik T ile ısınıyor ve bahsettiğim 65 kW’lık ısıyı da değerlendirmiş oluyoruz.

Uygulamanın parasal kazançtan daha önemli kazanımları oldu

Hastane binaları, hasta hizmetini verirken temel kriter olan hastanın sağlığı, yaşamsal fonksiyonlarını en kusursuz şekilde devam edebilmesi için olmazsa olmaz üç şartımız var. JCI (Joint Commission International) akreditasyon kriterlerimizde yer alan bu şartlar; 24 saat kesintisiz elektrik, 24 saat kesintisiz su ve 24 saat kesintisiz medikal gaz. Bunları bir an bile kesintiye uğraması hastaların yaşamlarını tehlikeye sokar. Elektrik enerjisi için mevcut şebeke enerjisi, UPS ve emergency dizel jeneratöre ek olarak sisteme dahil edilen kojenerasyon ünitesi ile kaynak çeşitliliği sağlandı ve buna bağlı olarak hasta sağlığı hizmetinde sağlanması gereken kesintisiz enerjinin güvenilirliği artırıldı. Bu kazanım parasal kazanımda daha büyük önem taşıyor.

Hastanelerin toplam 27 milyon kWh/yıl elektrik ihtiyacının yüzde 77-80’i, 1,5 milyon m3 doğalgaz/yıl sıcak su ve ısıtma ihtiyacının yüzde 80-82’si kojenerasyon üniteleri tarafından karşılanacak. Bu durumda hastanelerin toplam enerji (elektrik, doğalgaz) giderleri Mayıs 2006 fiyatlarıyla net yüzde 30-32 azalacak. Ayrıca Türkiye’de enerji kalitesi gün içerisindeki taleplere bağlı olarak değişebiliyor. Özellikle voltaj, gerilim düşmelerinde bu cihaz standart bir gerilimle çalıştığı için hastanenizin şebekeden kaynaklanana gerilim dalgalanmalarından etkilenmesini en aza indirgiyor.

Son olarak şunu da belirtmek isterim; planlanan uygulamanın tri-jenererasyon (absorpsiyonlu soğutma üniteli) şeklinde yapılması konusunu da inceledik. Absorpsiyonlu soğutma ünitesinin yatırım maliyeti ve kaplayacağı alan, elde edilecek ısı enerjisinin soğutma amaçlı kullanılması halinde ısıtma kazanlarında tüketilecek doğalgaz bedeli ve mevcut konvansiyonel soğutma gruplarının COP değerleri göz önüne alındığında yatırım toplam geri dönüş süresinin uzayacağını gördük ve uygulamanın tri-jenerasyon olarak yapılmamasına karar verdik. Ancak bir başka tesiste kendi koşulları çerçevesinde tri-jenerasyon uygulaması fizibilitesinin uygun çıkabileceği unutulmamalıdır.

Etiketler


Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum