Slider Altına

75. YILDA ATATÜRK'ÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Aslında yapılanlar daha öncekilerden pek farklı değildir. Türkiye insanı 75. Yıl bir tarafa Cumhuriyet'in bile farkına henüz varamamıştır, ya da varması istenmemektedir.

"Ulusu uzun yüzyıllar, aymazlık içinde bırakın değişik nedenler arasında, asıl noktayı tek bir sözcükle belirtmiş olmak için diyebilirim ki, bütün yoksulluklarımızın salt nedeni, düşünüş biçimi sorunudur. İnsanlar ve insanlardan oluşan topluluklar, doğru düşünce yapısına sahip olmalıdırlar. Düşünüş biçimi zayıf, çürük, yanlış, bayağı olan bir sosyal topluluğun bütün çabası boşunadır... Sürekli olarak silahla uğraşma, düşmanlık duyguları yü-Pünden Batı'nın yenilikleriyle ilgilen-nemek, gerilememizdeki etkenlerin diğer önemli bir nedenini oluşturur. Bu saydığım nedenlerden başka, asıl bizim ulusumuzun, özellikle aydınlarımızın çok dikkatle, çok önemle göz önüne alacağı bir neden vardır ve bence bu neden, şimdiye değin ilerle-yemeyişimizin, en son basamakta ka-lışımızın-unutmayalım-ülkemizin baştan başa bir yıkıntı oluşunun asıl nedenidir. Gerilememizin bu ana nedenini şu nokta oluşturuyor: İslam dünyası iki ayrı sınıf kesimden oluşmuştur. Biri çoğunluğu oluşturan halk, ötekisi azınlıkta kalan aydınlar... Düşünce biçimleri bozuk olan uluslarda büyük çoğunluk başka ereğe, aydın denen sınıf başka düşünceye sahiptir. Bu iki sınıf arasında tam anlamıyla bir aykırılık ve ayrılık vardır. Aydınlar çoğunluktaki kitleyi kendi amacına yöneltmek ister; Halk kitlesi ise bu aydın sınıfına bağlı olmak istemez, o da başka bir yön saptamaya çalışır. Aydın sınıf, çoğunluktaki kitleyi düşüncelerini aşılama ve aydınlatma yoluyla kendi amacına göre inandırmakta başarılı olamayınca, başka araçlar kullanmaya yönelir. Halka baskı yapmaya, zor kullanmaya başlar, halkı baskı altında bulundurmaya kalkar. Artık burada, asıl çözümlenmesi gereken noktaya geldik. Halkı ne birinci yöntem ile ne de zorlama ve baskı ile kendi ereğimize sürüklemede başarılı olamadığımızı görüyoruz. Neden? Arkadaşlar! Bunda başarılı olmak için aydın sınıfla halkın düşünce biçimi ve ereği arasında doğal bir uyum olmak gerekir. Yani aydın sınıfın halka aşılayacağı ülküler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalı. Oysa bizde böyle mi olmuştur? O aydınların aşılamak istedikleri, ulusumuzun ruhunun derinliklerinden alınmış ülküler midir? Kuşkusuz hayır. Aydınlarımız içinde çok iyi düşünenler vardır. Fakat genellikle şu yanlışımız da vardır ki, araştırma ve incelemelerimizde konu olarak çoğu kez, kendi ülkemizi, kendi tarihimizi, kendi geleneklerimizi, kendi özelliklerimizi ve gereksinmelerimizi almalıyız. Aydınlarımız belki bütün dünyayı, oütün öteki ulusları tanır, fakat kendimizi bilmeyiz! Aydınlarımız, ulusumu en mutlu ulus yapayım der. Başka uluslar nasıl olmuşsa onu da tıpkı öyle yapayım der. Ancak düşünmeliyiz ki, böyle bir kuram hiçbir dönemde başarılı olmuş değildir. Bir ulus için mutluluk olan bir şey başka ulus için yıkım olabilir. Aynı neden ve koşullar, birini mutlu ettiği halde ötekisini mutsuz edebilir. Onun için bu ulusa gideceği yolu gösterirken, dünyanın her türlü biliminden, buluşlarından, ilerlemelerinden yararlanalım; ancak unutmayalım ki asıl temeli kendi içimizden çıkarmak zorundayız. Ulusumuzun tarihini, ruhunu, geleneklerini doğru, sağlam, doğruluktan sapmayan bir bakışla görmeliyiz. İtiraf edelim ki bugün günümüzde bile genç aydınlarımız ile halk ve çoğunluğa uyum sağlanmış değildir. Ülkeyi kurtarmak için bu iki düşünce biçimi arasında uyumu gerçekleştirmek gerekir. Bunun için de, biraz halk kitlesinin yürümesini çabuklaştırması, biraz da aydınların çok hızlı gitmemesi gereklidir Ancak halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak, daha çok ve daha fazla aydınlara düşen bir görevdir" (1) M.Kemal.Atatürk 20Mart 1923 "Büyük sorunumuz, en uygar ve en gö-nençli ulus olarak varlığımızı yükseltmektir. Bu, yalnız kurumlarında değil, düşüncelerinde temelli devrim yapmış olan büyük Türk ulusunun devingen ülküsüdür. Bu ülküyü, en kısa bir sürede başarmak için düşünce ve eylemi birlikte yürütmek zorundayız. Bu girişimde başarı, ancak türeli birplan-la ve en akılcı biçimde çalışmakla olabilir. Bu nedenle okuyup yazma bilmeyen tek vatandaş bırakmamak, yurdun büyük kalkınma savaşının ve yeni çatısının istediği teknik elemanları yetiştirmek, ülke sorunlarının ideolojisini anlayacak, anlatacak, kuşaktan kuşağa yaşatacak kişi ve kurumları yaratmak..." (2)

M.Kemal.Atatürk 1 Kasım 1937 Cumhuriyet'in 75. Yılı ve Atatürk'ün ölümünün 60. yılında "Verdimse ben verdim" anlayışında olanlar tarafından yönetiliyor olmanın suçu ve sorumluluğu bizlere aittir.

Sağlıklı, sevgi dolu günler dileğiyle.

Kaynak:

(1) ve (2) "Atatürk ve Ulusal Dil" Cumhuriyet eki.

 COŞKUN MANÇUHAN


Etiketler


Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum