Slider Altına

2000 YILINDA TÜRKİYE KLİMA SEKTÖRÜNE GENEL BİR BAKIŞ

Değişim Mühendisliği, Prodüktivite artırımı, Toplam Kalite Yönetimi sonucu ISO 9000 TQM-Serisi, Global Ekonomiye adaptasyon ve tabii ki bilgi çağının gereksinimi olan multimedya takviyeli hızlı PC'Ier ve Internet, Otomasyon uygulamaları ile yukarıda belirtilen bilgileri algılayıp şirket içerisinde uygulanabilmesi için kesinlikle çokiyi eğitimli ve tecrübeli, kısacası her seviyede kaliteli elemanlara ihtiyaç vardır ve HVAC sektöründe var olan kaliteli eleman ihtiyacı gittikçe artacaktır. Bu trend gelecek 10 yıl içinde kesinlikle devam edecektir. Bilindiği gibi dünya HVAC sektöründe pazarda yıllık satış ciroları itibarı ile 1. sırada Carrier Co. ve 2. sırada Trane Co. bulunmaktadır. Halen Trane ülkemizde 1993'ten bu yana kendine ait bir şirket ile satış/servis organizasyonu kurmuş ve ülkemizde 4 milyon USD'lık bir yatırım yapmış bulunmaktadır.

Beklendiği gibi Carrier 52 milyon USD'lık bir. yatırım ile 1998 yılında Alarko ile birleşip bazı HVAC sistemlerini ülkemizde üretmektedir. York ve McOuay şirketleri büyüme amacı ile uzun yıllar birlikte çalıştıkları temsilcilerini değiştirmişlerdir. Avrupa Birliği'ne aday olan ülkemizdeki politik daglalanmalar elbette ekonomimizi de aynı oranda etkilemiştir ve USD bazında ortalama yıllık % 5'lik büyüme oranı yabancı yatırımcıları ülkemize çekmeye devam edecektir. Bu süreç aslında 1990'lı yalların ortalarında imzalanan ve ülkemizin Avrupa Birliği'ne adaylık ön şartı olan Gümrük Birliği anlaşmasının imzalanması tüm bunların bir habercisi sayılır. Türkiyemizin yeni hedefi yabancı ortaklarla ve yatırımcılarla birlikte Teknoloji Transferi yaparak ISO 9000 Serisi TQM Standartlarında üretim yapıp ihracata ağırlık vermektedir. Ülkemizdeki genç nüfus, iyi eğitimli gençler ve halen batı standartlarına göre ucuz insan gücü var olduğunu göz önünde bulundurursak tüm bu gelişmeler doğal sayılmalıdır. Şu sıralar pek çoğumuzun temel kaygısı geleceği yakalayabilmek. Yarın, bugün olduğu gibi ayakta kalabilmek ve hatta daha iyi olabilmek. Bunun tek yolu rakiplere fark atabilmek. Farklı olabilmek için yaratıcı olmak. Yeni para birimi ne Dolar, ne Euro, ne Yen. Yeni para birimi fikirler. Yani yaratıcılık. Yani sıradışı olmak. Geleceğin fotoğrafını çekmeye çalışan uzmanlar, 20 yıl sonra dünya ekonomisinin yüzde 80'inin dünyanın en zengin 20 ülkesinin elinde olacağını söylüyorlar. Yirmi yıl sonra OECD ülkelerinde 350 milyon kişinin bir işi olacak belki. Ama gelişmekte olan bölgelerde 700 milyon kişi çalışmak için iş arayacak. Tüm bunlar daha büyük bir rekabetçi düzenin yaklaştığını gösteriyor. Ülkemizdeki durum buna paralel olarak gelişerek HVAC sektörünü de etkileyecek ve rekabet iyice kızışacaktır. Bu gelişme doğal olarak tüketiciye olumlu olarak yansıyacaktır, yani Kalite ve Hizmet artacak ve Fiyatlar düşecektir.

"Bugün çok yaratıcı olmaya karar verdim" deyince yaratıcı olunmuyor. Yaratıcı olmak bir hayat şekli. Temelden alınan bir eğitim. Bir vizyon. Geçtiğimiz günlerde yabancı bir yayında şu satırları okuyunca şaşırdığımı itiraf etmeliyim: "Çılgın fikirler arıyoruz. Çılgın fikirleri bize çocuklar veriyor. Onlar düşüncelerinin kalıplara takılmasına izin vermiyor." Peki, çocuklarımızın nasıl bireyler olmalarını istiyoruz. Kendi adıma söyleyecek olursam, oğlumun bir yetişkin olduğunda da yaratıcı olmasını istiyorum. Düşünmesini istiyorum. Düşünmeyi öğrenmesini istiyorum. Gittiği okullarda ona düşünmeyi ve öğrenmeyi öğretsinler istiyorum. Ben eğitim sistemimiz değişsin, çocuklara daha farklı ve olumlu yaklaşalım istiyorum. Neden mi? Çevrenize şöyle bir bakın. Birlikte çalıştığınız insanlara, üslerinize, astlarınıza, komşularınıza... Bir parça yaratıcılık onlara iyi gelmez miydi?

Türkiye eğitime uyandı. Türkiye'de galiba bir şeyler değişiyor. Eğitimin "gelecek" olduğunu, geleceğin en az "bugün" kadar önemli sayılması gerektiğini, bizim insanımız da anlamaya başlıyor.

Bir anne, bir baba, bir eğitim gönüllüsü olarak bunun zaten farkındaydık diyebilirsiniz. Ama bireysel olarak "farkında olmak" yetmiyor. Bunu toplumsal bilinç haline getirmek önemli. Bunun oluştuğunu görüyoruz. Üstelik, öncelikli tercihleri hep para kazanmak diye bilinen sermayenin de, artık eğitimi yatırım yapmaya değer bir alan olarak görmeye başladığını memnuniyetle gözlüyoruz. Bu önemli bir gelişmedir.

 

Ekonomi dergileri bugün en istikrarlı tiraja sahip yayın organları. Şimdi eğitim sektörü keşfediliyor. Bugüne kadar devletin imkanlarıyla sınırlı kalmış bir sektör. Sermaye eğitimin önemini de anladı, bu sektörde üsletik para da olduğunu. Olay sadece okul açmak değil. Sıradan, tahtaya, kaleme, kitaba, deftere, bilgisayara, diskete ve CD'ye kadar pek çok ürün, eğitim sektöründe kullanılıyor. Öğrencilerin üniformaları, spor kıyafetleri ve malzemeleri, gençlerin hobilerine yönelik tüketim malzemeleri, başlı başına bir pazar. Hem öyle bir pazar ki... 15 milyon nüfus. Yani, Türkiye nüfusunun dörtte biri. Üstelik uğruna sırtımızdaki ceketi bile verebileceğimiz çocuğumuz, kardeşimiz, yeğenimizden oluşan bir kitle. Dahası, Türkiye'nin geleceği. Her masrafa, her çabaya değer...

 

Nitekim bu anlayışla bazı holdingler, vakıflar aracılığıyla adlarını taşıyan üniversiteler kurdular. Bazıları kolejler açtılar. Eğitime milyar dolarlar ayırıyorlar. Pek çok şirket, HVAC sektöründe olduğu gibi, elemanlarının meslek içi eğitimi için milyon dolarlık bütçeler yapıyor. Bu sektör, önümüzdeki yıllarda yan sektörleriyle birlikte, daha... daha... daha... gelişecek. Çünkü Türkiye eğitime uyandı. İyi satışın sırrı yöntemde gizli. Giderek artan rekabet ortamı firmaları yeni arayışlar içine itiyor. Böyle bir ortamda pazardan önemli bir pay alabilmek için değişik pazarlama taktiklerine başvuran firmaların, dağıtım kanallarına da ayrı bir önem verdikleri gözleniyor. Çünkü firmalar başarıya giden yolun dağıtım kanallarından geçtiğini düşünüyorlar ve satış taktiklerini de bu doğrultuda şekillendiriyorlar. Profesyoneller için pazarlama ve satış oyunu firmalar için hayati bir önem taşıyor. Firmaların önemle üzerinde durdukları bu konuda Eğitim Danışmanlık Şirketleri özel olarak tasarlanmış bir workshop ile kurumsal satış ve pazarlama ekiplerinin karşısına çıkıyor. "Satış Oyunu" adı verilen works-hop, şirketlere önemli ayrıntıları ve ipuçları veriyor. Kurumsal satış ve pazarlama, proje satışları, ihaleler, kilit müşterileri ilişkileri ile yeni müşteri geliştirme çalışmalarında hem fark yaratmanın hem de tutarlılığı sağlamanın önemini gerçek iş ortamına yansıtan Satış Oyunu, gruplar arası rekabet duygusunu da yaşayarak öğretiyor. Avrupa Birliğine birebir uyumlu formatı ile Satış Oyunu, 30 yılı aşkın süredir müşteri ilişkileri eğitim yöntemleri geliştiren bir kuruluşun ürünü. Satış Oyunu katılımcıları, zorlu bir müşteriyi ikna ederek kendi şirketlerinin sunduğu avantajları ve teklifi kabul etmeyi ve böylece rakiplerini alt etmeyi hedefleyecekler. Workshop'un sonunda katılımcılar, doğru konumlama ile müşteriyi yönetmek, müşteri için anlamı olan bir fark yaratmak, başarılı ilişki yöntemi ile satış gerçekleştirmek, müşteri ile ilişkiyi sürekli kılmak için grekli olan düşünce sistemi ve davranış sürecini de öğrenmiş oluyorlar.

En yakın zamanda buluşma ümidi ile, hoşçakalın.

 

DR. METİN SAGULAR

Golden International, INC. m.sagular@manager.de


Etiketler


Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum