Slider Altına

1946'dan Günümüze Kuşaktan Kuşağa AHMET YAR A.Ş.

TERMODİNAMİK: Kuruluşundan bugüne Ahmet Yar A.Ş.'ni tanıtır mısınız?

MÜJDAT ŞAHAN (Air Fin Grubu Yöneticisi): Bugünkü adı ile Ahmet Yar A.Ş. neredeyse yarım yüzyıllık bir geçmişe sahip. Kurucumuz Ahmet Yar'ın 1945 yılında DDY Sanat Okulu'ndan mezun oluşu ile başlayan, "soğutma ve iklimlendirme" alanındaki çalışmalarının ilk 10 yılı İzmir-Çankaya'da bakım ve tamir atölyesinde sürdürülmüştür. Oğulları Ali ve Oktay YAR'ın yüksek öğrenimlerini tamamlayarak firmanın re-organizasyonunu gerçekleştirmeleri ile birlikte imalata geçilmiş ve üretim kapasitesinin arttırılması yolunda atılımlarda bulunulmuştur. Anonim Şirket statüsüne ise firmanın kendi mülkiyetindeki fabrika alanına taşındığı 1981 yılında kavuşmuştur.

Bugün 6800 m2 'si kapalı kullanım alanı olan, 200'den fazla eleman çalışan 8000 m2 'lik fabrikamızda ; ticari tip soğutucular, komple market dizaynları, kristal buz makinalan, modüler sistem poliüretan paneller, in-sai tarz soğuk depo kapılan, paket tip soğuk oda kapıları, saklama ve test üniteleri evaporatör ve konden-serler, muhtelif ısı eşanjörleri üretimi yapılmaktadır.

TERMODİNAMİK : Üretiminiz yurt içi pazardan yurt dışı pazarlara açılırken ne gibi taleplerle, beklentilerle karşı karşıya kaldı? İhracatınız hakkında bir değerlendirme yapabilir misiniz?

HALİT SALAÇİN (Teknik Yönetici) : Firmamız uluslararası platformda rekabet edebilir bir yapıyı oluşturmaktadır. Bununla birlikte belli departmanlar, ihracatlarını sürdürmektedir. Ancak bu konuda "ilk" olma özelliği; Müjdat Sahan yönetimindeki Airfin departmanına aittir.

MÜJDAT ŞAHAN : Rekabet koşullarını dolayısıyla da ihracat potansiyelini etkileyen unsurlardan biri olan "işçilik maliyeti" konusunda öteden beri yanlış bir perspektif mevcuttur. "Türkiye'de işçilik ucuz" deniyor. Ama yaptığımız tesbitler bu imajı destekler mahiyette değildir. Bunu ancak "işçiye ödenen para bir Avrupa ülkesinde, benzer koşuldaki bir işçiye ödenen paradan az" anlamında söylemek mümkün. Fakat birim üretime harcanan işçiliğin "ucuz" olduğunu söyleyemeyiz. Tersine Avrupa ülkelerine kıyasla pahalı olduğu bir gerçektir. Biz bu yanılgıyı daha ilk ihracat bağlantılarımızda tespit ettik. Verdiğimiz fiyatların Avrupa pazarında "pahalı" olarak değerlendirilmesi ise üretim maliyetlerinin hesaplanmasında yeni bir araştırma süreci başlattık. Makina Parkı yüksek olan yatırımların ihracat şansının yüksek olduğunu gördük. Airfin bölümü olarak gerekli teknolojik gelişim yakalayarak söz konusu handikapları aştık. Burada gördüğünüz gibi bir çok şey el değmeden yapılıyor. İşçilik maliyetleri konusunu şöyle bir örnekle de açıklamak mümkün : "Asgari Ortalama Ücret" Almanya'da 1500 DM diyelim. Türkiye'de ise 1.500.000 TL. Arada 6 kat fark var. Ama 1500 DM ücret alan personelin 10 adet üretimine karşılık 1.5 milyon TL. alan personelin aynı sürede ürettiği miktar 2 adettir. Bu durum birim üretime yansıyan işçi ücretinin Türkiye'de ucuz olmadığına işaret eder. Fark; teknolojik yapıdan kaynaklanmaktadır. Türkiye'de, Almanya'daki gibi -birim süre içinde- 10 adet üretecek bir parkur yatırımı yaptı iseniz, işçiye de 1.5 yerine 3 milyon ödeyeceksiniz ama, birim üretime düşen işçilik maliyeti de yarı yarıya düşmüş olacaktır. Yani Almanya'daki teknolojiyi Türkiye'de kullanırsak ihracat şansımız çok yüksek olacaktır.

HALİT SALAÇİN : Bizim yaklaşık 10 milyar TL. tutarındaki bu yılki yatırımımız da yine teknolojiye yönelik olmaktadır. Bu yatırımın büyük bir bölümü özkaynaklarımızdan karşılanmaktadır.

Firmamız teknolojik yatırıma paralel olarak, personel yatırımı konusuna da ciddiyetle eğilmektedir. Çünkü doğru insan seçimine de özen gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz. Personel etüt grubu ile koordineli bir çalışma yapılarak personel profillerinin iretim sürecinin her bir etabı için profesyonellik kriterlerinin tespitine yönelik bir çalışma içerisindeyiz. Zira makinaların buraya gelmesi, işi çözmüyor. Robot teknolojisine sahip makinalardan, yani tüm manipulasyonu bilgisayar klavyesiyle, ekrana yansıtılan teknik dizaynı olduğu gibi malzeme üzerine uygulayabileceğiniz teknolojiye sahip bir sistemi kuruyoruz. Bu sisteme uyum sağlayabilecek personel seçiminin ve eğitiminin ne denli önemli olduğu açıkça görülmektedir.

Bu sebeple yurt dışında yeni teknolojiye yönelik eğitim görecek elemanların tesbiti de yapılmıştır. Yıl sonu itibarıyla bu çalışmalar tamamlanmış olacaktır. 1994 Mart ayından itibaren ilk ürünlerini vermeye başlayacaktır.

TERMODİNAMİK : Yabancı sermaye, know how kullanıyor musunuz?

MÜJDAT ŞAHAN : Yabancı sermaye ve know how bağlantılarımız yok.

TERMODİNAMİK : Mümessilliğini aldığınız yurtdışı ürünler mevcut mu?

BÜLENT ONAT (Satış Müdürü):

Skandinova derin dondurucularının Türkiye mümessilliğini yapıyoruz.

TERMODİNAMİK : Türki Cumhuriyetlerle ticari temaslarınız oldu mu?

MÜJDAT ŞAHAN : Özkaynaklarımıza dayanan ve 1993 teknolojisini 1993'te yakalayacağımız böyle bir yatırım dönemimizde Türki Cumhuriyetlerle ticari bağlantıları riskli görmekteyiz. Ancak Türki Cumhuriyetlerle kapsamlı çalışan büyük firmalarımız var.

Bu firmaların Türki Cumhuriyetlerinde başlamış olduğu tesislerde kullanılmak üzere ürünlerimize talepleri olduğu gibi direkt Türki Cumhuriyetlerinden de birtakım talepler firmamıza iletildi.

Örneğin Azerbeycan'da 2000 m2 'lik soğuk odanın, süpermarketin ve reyonlarının yapılması istendi. Ancak yapılacak işin bedeli olarak demir, kömür gibi mal mübadelesi teklif edildi ki, bu da bize göre afaki bir yaklaşımdı ve sıcak bakmamız sözkonusu olamazdı. Ekipman konusunda Türk firmalarına satışımız devam etmektedir.

TERMODİNAMİK : Üretim kapasiteniz içinde yurtiçi ve yurt dışı pazar payları konusunda bir oran gösterebilir misiniz?

HALİT SALAÇİN : Bu ayrımı yapabilmek için istikrarlı bir üretime sahip olmak gerekiyor. Yeni yatırımımızla birlikte, tam otomasyon ile standardize edilmiş bir üretime sahip olacağımız 1994 yılından itibaren bu tür değerlendirmeleri çok daha gerçekçi bir şekilde sunabileceğiz. Ancak hedeflerimizi belirlerken, söz konusu üretimimizin %30'u ile iç pazarı, %70'i ile dış pazarı hedefliyoruz.

TERMODİNAMİK : Yatırımların tamamı mı özkaynak?

MÜJDAT ŞAHAN : Belirli noktalarda kredi kullanımı ister istemez gerekli görülüyor ; ama, bu bizim yatırımlarımızda %10'u geçmiyor. %90'ı özkaynaklarımızla karşılanıyor.

TERMODİNAMİK : Yurtiçi pazarınızda ağırlık ne tür referanslarda?

BÜLENT ONAT : Migros, Tanzim Satış Mağazaları, Gimalar, Ordu Pazarları turizme yönelik yatırımları olan firmalar ilk anda akla gelen kuruluşlardır ve bunlar referanslarımızın büyük bir bölümünü oluşturmakla birlikte hizmet verdiğimiz yelpaze çok daha geniş bir alana hitap etmektedir.

TERMODİNAMİK : Üretim sahanızla ilgili, hatta sektör geneli ile ilgili gördüğünüz sorunlar nelerdir?

MÜJDAT ŞAHAN : DPT'nin yayınladığı 1989'da başlayan bazı tebliğlerin devam niteliğindeki 90/1 sayılı tebliğde; birkaç şekilde yapacağınız ithalatta gümrük oranının "0" olacağı belirtiliyor. Böyle bir tebliğ tüketici açısından avantajlı bir durum olarak değerlendirilebilir. Olaya üretici açısından bakıldığında, imalatı teşvik edici ve rekabet arttırıcı önlemlerin alınması gereği ortaya çıkmaktadır. Çünkü eşanjörünün üretiminden tüm ürünlerin laboratuar-test çalışmalarına kadar kendi bünyemizde yapıyor olmamız yabancı ürünlerin kesinlikle gerisinde olmadığımızı ispatlıyor.

TERMODİNAMİK : Türkiye'nin kullandığı teknolojinin geri olmadığını, bu alanda rekabet şansının olduğunu düşündüğünüz söylenebilir mi?

MÜJDAT ŞAHAN  : Türkiye bu noktada çok şanslı. Zira sektörümüzde teknoloji geri değil, hiç yok. Dolapdere'de ayakkabı diker gibi eşan-jör yapımına çalışılıyor. Avrupa'da ise en azından 25 yıllık bir teknoloji var.

Mevcut teknolojinin tamamen terke-dilmesi güç olduğundan ancak kısmi ilavelerle devam ettirmek durumundalar.

Türkiye ise en yeni teknolojiyi satın alabiliyor. Avrupa'nın 25 yıllık teknolojisi karşısına yepyeni bir teknoloji ile çıkabiliyor. Bu rekabet anlamında da çok önemli bir avantaj kazandırıyor.

TERMODİNAMİK : Yakın gelecekteki hedeflerimizi açıkladınız. Orta ve uzun vadeli planlarınız nelerdir?

MÜJDAT ŞAHAN : Türkiye'de deepfreeze konusunda gizli bir potansiyel olduğunu düşünüyoruz. Dondurulmuş sebze ve meyve kullanımının yaygınlaşması ile deepfree-zin evlere girmesi bekleniyor. Şu dönem yıllık 25 bin adet olan satış rakamının 250 bine çıkması işten bile değil. İşte o zaman deepfreeze önemli bir yurtiçi pazar payına sahip olacak. Bu görüş doğrultusunda çalışmalarımızı orta vadeli planlarımız içine dahil ettik.



Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum