Slider Altına

13. Ulusal Kalite Kongresi

05 Aralık 2004 Dergi: Aralık-2004
Tüm Türkiye için olduğu gibi. Açılış konuşmalarından önce gösterilen, kısa söyleşilerden oluşmuş filmlerde de, halkın farklı kesimlerinden yansıyan ‘günlük yaşamamız’dı. Kimi şikayet etti bu durumdan, kimi farkında bile degildi... Ama çok açıktı ki, bizim bir gelecek sorunumuz vardı. Günü, kalitesiz yaşamanın getirdiği bir sorundur geleceksizlik. Bu nedenle de Kalite Kongresi’nin bu yılki teması Geleceği Şekillendirmek idi...

Kongre’nin açılış konuşmasını yapan Kal-Der Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Subaşı, ‘günü kurtarmak’ olarak adlandırılan bu kısa vadeli düşünce tarzının, ‘düşünce kalitesi’nin geliştirilmesi ile değişebileceğini söyledi. TÜSİAD Yönetim Kurulu üyesi Ayça Dinçkök ise, kurum olarak amaçlarının, toplam kalite bilincini yerleştirmek olduğunu; ancak, bu bilincin yalnızca imalatla sınırlı kalmaması gerektiğini; siyasette, yargıda, eğitimde, sağlıkta kalitenin oluşturulması için çalıştıklarını anlattı. Girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği’nin (AB) formasyonunun da, bilgiye dayalı, rekabetçi ve yenilikçi bir yaklaşımdan oluştuğunu belirten Dinçkök, ülkemizde yaşanan işsizlik sorununun çözümünde, hukuk devletinin sağlamlaştırılması ve kamunun yeniden yapılandırılmasının da payı olacağını belirtti.

‘Bizden’ olan Subaşı ve Dinçkök’ün konuşmalarını, ilk özel oturum izledi. Konuşmacı, Dr. Kenichi Ohmae idi. ‘Bizden’ olmayan Dr. Ohmae, ‘Görünmeyen Kıta, Yeni Ekonominin Dört Stratejik Emri’ kitabının yazarı. Dünya çapında ‘Bay Strateji’ olarak tanınıyor ve bol bol ‘bizden’ konuştu. Ohmae, jeopolitiğin, teknolojinin ve toplumun bir geçiş süreci yaşadığını; yeni teknolojinin, yeni çalışanlar demek olduğunu söyledi ve ekledi: Tabii, iyi eğitilmişlerseÉ İşte ‘biz’ o iyi eğitilmişlerden olabilirdik. Geleceğimiz iyi eğitilmiş gençlerle şekillenebilir. Ama çok fazla ‘merkeziyetçi’ olmamızdan yakındı Ohmae. ‘Bölgeselleşmek’ gerektiÉ 3 C (Corporation, Customer, Competition), yani Şirket, Müşteri ve Rekabet için federasyon gerekli idi. Türk Hava Yolları önce, İstanbul’a ya da Ankara’ya iniyor; sonra diğer şehirlere buralardan gidiliyordu. (Unutmadan belirtelim: Dr. Kenichi Ohmae, Amerikalı bir yönetim danışmanıdır.) Ohmae, AB’ye girmemizi de doğru bulmuyor. ‘Kendiniz olun, kendinize özgü endüstriler oluşturun’ diyor, ki bu önerisi daha sonraki oturumlarda da alıntılandı, üzerinde tartışıldı. Anlaşılan, ‘Turkish, şiş kebap, lokum’u aşma isteğimizi canlandırmıştı, Dr. Ohmae.

Beklenen ‘kar’ın yağmadığı 24 Kasım sabahı ilerliyorduÉ Özel Oturum’u izleyen dört adet paralel oturumun konuları;Sürdürülebilir Kalkınma ve Küresel Sorunlar,Uzun Dönemli Planlama Yaklaşımları, Demografi, Kadın ve Gelecek, Örgün Eğitimde Kalite Standartları ve Mükemmellik Yönetim Sistemlerinin Bütünleştirilmesi idi.

‘Uzun Dönemli Planlama Yaklaşımları’ oturumunun başkanı Devlet Planlama Teşkilatı Ekonomik Modeller ve Stratejik Araştırmalar Genel Müdür Vekili Hayri Maraşlıoğlu idi. Hayri Maraşlıoğlu’nun, gelişmekte olan ülkelerde, planlama konusunda Dünya Bankası (DB) öncülüğündeki çalışmalardan sözedip; şirketlerin de, devletlerin de planlama ve strateji politikalarına yaklaşımlarının değişmesi gerektiğine işaret ederek başlattığı oturumun, ilk konuşmacısı Manchaster Üniversitesi İnovasyon ve Sosyal Değişim Profesörü Ian Miles, geleceğin kalitesini anlattı.

Uzun vadeli planlama, teknolojinin gelişimi ve yayılımı, geleceğin öngörüsü kaliteli bir toplumun olmazsa olmazlarıydı. Miles, ‘gelecek için’ diyordu, ‘uzun dönemli planlamaya odaklanmalıyız’. Ohmae’nin tersine, Miles AB’yi öneriyordu. O bir Avrupa’lıydı. Artık; Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) geleceğin öngörüsü yoktuÉ Gelecek Avrupa’da öngörülüp çiziliyordu. Çünkü; gelecek Avrupa idi. Biz de gelecekte olmalıydıkÉProfesör Miles’ın gelecek öncelikleri Enerji ve Yaşam Bilimleri idi. Bir de bu ikisinin arasındaki konuları kapsayan öncelik alanları vardı. ‘Tüketilen Şeylerin Şekilleri’ (The Shapes of Things to be Consumed) başlıklı kitabın yazarı olan Miles, konuşması boyunca Ürün Düzenine ve Süreç Düzenine dikkatleri çekti. Raporların, planların, öncelik listelerinin önemine değindi. İletişim ve üretim ağlarının, çoklu öğrenmenin, raporlamanın ve iyi yönetmenin, işletmelerde ne denli can alıcı olduğunu anlattı. Anahtar slogan: Ürün, Üretim Süreci ve Değerlendirme idi. Miles ile aynı enstitüden Dr. Keenan bir sonraki konuşmacı idi. Keenan, bir planlama ve öngörü uygulaması sundu. Öngörünün karakteristiklerini, önceden hazırlık (anticipation), karşılıklı etkileşime açık ve katılımcı olmak, yeni oluşan sosyal ağları kullanmak, stratejik uzgörü, günlük karar ve eylemlerin gözönüne alınması olarak sundu. Uzun vadeli bir planın zaman aralığının beş yıldan başlayıp otuz yıla dek uzayacağını söyleyen Keenan, konuşmasına son noktayı şöyle koydu: Bu uzun yolculukta ödenen bedelden, elde edilmesi en zor çıktı ‘Öngörü Kültürü’ dür.

Sürdürülebilir Kalkınma ve Küresel Sorunlar başlıklı oturumda, ‘gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini tehlikeye sokmaksızın bugünkü kuşakların ihtiyaçlarını karşılayabilen kalkınma’ olarak tanımlanan sürdürülebilir kalkınma anlatıldı. Bu kalkınmanın, bütün insanlığın -sonsuza kadar- belirli bir düzeyde bir yaşam kalitesine sahip olması gerektiği vurgulandı. Ekonomik, çevresel ve sosyal yönlerden sürdürülebilir kalkınmanın nasıl sağlanacağı konusunun uluslararası gündemdeki önemi tartışıldı. Kal-Der, örgüt olarak sürdürülebilir kalkınma ile ilgili olarak şunları söylüyordu:

‘Sürdürülebilir kalkınma hedefine sadece devletlerin veya hükümetlerin çabaları ile ulaşmak mümkün olmamakta, bu konuda işletmelere, sivil toplum kuruluşlarına ve bireylere de önemli görevler düşmektedir. Bu oturum, iklim değişikliği, biyolojik çeşitliliğin korunması, açlık, yoksullukla mücadele, eşitlik, sağlık vb. acil çözüm gerektiren küresel sorunlara dikkat çekerek, iş dünyasının sürdürülebilir kalkınmada üstleneceği rolü sorgulamaktadır.’

Oturumun konuşmacıları Dünya Bankası’ndan, Birleşmiş Milletler’den ve Bölgesel Çevre Merkezi (REC)’nden gelmişlerdi.

Aynı anda, ‘Türkiye’nin demografik ve sosyal dinamikleri değişime hazır mı?’, ‘Farklı bir demografik yapıya sahip Türkiye, AB coğrafyasında ne tür bir değişim yaratabilir?’, ‘Kadınların iş hayatındaki rolü değişiyor mu?’, ‘Değişen roller iş hayatını nasıl şekillendiriyor?’ sorularının tartışıldığı Demografi, Kadın ve Gelecek oturumu sürüyordu. Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nin bir başka Salonu’nda da, Yönetim Sistemlerinin Bütünlüğü oturumunda, kuruluşların mükemmellik arayışları çalışmalarında önemli yer alan ‘sistem’ araçlarının, birbirleri ile bütünleşik olarak çalışmalarının önemi tartışılıyordu.

Örgün Eğitimde Kalite Standartları ve Mükemmellik başlıklı oturumun konusu da , o gün öğleden sonraki ‘Öğrenme, Eğitim ve Türkiye’nin Geleceğinin Şekillenmesi’ başlıklı oturumun konusuna benzerdi. Eğitim, Kalite Kongresi’ne ağırlığını koymuştu, haliyle. Çünkü; bir yerde kaliteden ve özellikle geleceğin kalitesinden söz ediliyorsa, ele alınması gereken en önemli konulardan birinin eğitim olması kaçınılmazdı. Ancak; temel ve yüksek eğitimin yanında, kurumsal ve bireysel öğrenme alanındaki çabaları sistem yaklaşımı ile ve öğrenme verimliliği bakış açısı ile yönlendirebilecek miyiz?, ‘Gelecek öngörülerimizle uyumlu eğitim ve öğrenme felsefe unusurlarını nasıl etkiliyor?’,’Teknolojik olanaklardan nasıl yararlanabiliriz?’,’Kurumsal öğrenme konusundaki kazanımlarımız çalışma ortamında nasıl olumlu sonuçlara dönüştürülebilir?’ sorularının tartışıldığı bu oturumda, eğitimde Bonapartist ve Anglo-Sakson yaklaşımlar da konuşuldu. Bonapartist eğitim anlayışındaki ‘Merkeziyetçi’likten, ‘Ünitarizm’den ve ‘Bürokrasi’den sözedildi. Bu anlayışın tüm Kıta Avrupa’sında egemen olduğu da dile getirildi. Yine, belki de Dr. Ohmae’nin sabahki konuşmasından etkilenilerek, ‘kendimize özgü yöntemler’ oluşturulması önerildi.

‘Rekabet edebilirlik ve dinamik girişimcilik ekonomik ve istihdamdaki büyüme açısından, refah düzeyinin artırılması ve yaşam standartlarının yükseltilmesi için ön koşul olarak açıkça belirtilmiştir. Bu kapsamda gerek AB’de gerekse ABD’de geniş bir spektrumu içeren tartışmalar ve politika arayışları sürmektedir. Bu arayışların ve tartışmaların da Türkiye’de geleceği şekillendirme yönundeki arayışın bir parçası olması gerektiği düşünülmektedir’ sözleriyle sunulan AB ve ABD’de Rekabetçilik ve Girişimcilik oturumu; ‘Daha sorumlu, adil, hesap verebilir şeffaf ve verimli yönetimler nasıl kurulabilir?’ ,’Kamuda ve özel sektörde yeni yapılanmalar nasıl olabilir? ‘,’Uluslararası ve uluslar üstü mevzuat ve yapılanmalar iyi yönetişimde nasıl bir rol oynayabilir?‘ sorularının tartışıldığı Dünya’da ve Türkiye’de İyi Yönetişim oturumu, Değişim ve liderlik, kültürel değişim, beklentilerin algılanması ve dengelenmesi ,özelleştirme süreci için öneriler konularının ele alındığı Değişim Yönetimi oturumu sürerken bir de panel vardı: Sağlıkta Kaliteden Beklentimiz Nedir? Panele, tıp adamlarının ve sağlık bürokratlarının yanısıra bir hasta da katıldı. Panelistler, sağlıkta kalite ve güvenlik beklentisinin giderek arttığını,; bu beklentiyi eksiksiz karşılamak için hastane, klinik ve sağlık profesyonellerinin modern donatıma sahip olmaları, doğru kişilerin, doğru zamanda, doğru yerde, doğru teşhisi koyabilmeleri gerekiğini dile getirdiler.

Bir sonraki zaman dilimindeki oturumların ana temaları sırasıyla, Bilim, Birlikte Yaşayabilme, Hukuk, Etik ve Süreç Geliştirme idi. Sosyo Ekonomik Gelişme için Bilim ve Teknoloji başlıklı oturumu İTÜ Uçak Uzay Bilimleri Fakültesi’nin bir önceki Dekanı ve şu anda ODTÜ Havacılık Bölümü öğretim üyesi olan Prof. Dr. Yurdanur Tulunay yönetti. Profesör Tulunay, ‘İleri teknoloji ürünlerini üretmeyen toplum bu teknoloji ürünlerini kullanamaz’ dedi. Konuşmacılardan AECMA-European Association of Aerospace IndustriesProje Müdürü Paola Chiarini, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin teknolojik gelişmeye katkısını hızlandıracak bir Avrupa ağ projesini anlattı. İTÜ Arı Teknokent Proje Geliştirme Planlama A.Ş. Genel Müdürü Memduh Karakullukçu; politika denemelerinin, tüm toplumlar için gerekli olduğunu, teknoparkların, işbirliği bilincini geliştireceğini söyledi. Fransız Ulusal Araştırma Merkezi- Araştırma Direktörü Yanma ve Reaktif Sistemler Laboratuvarı Müdürü Profesör İskender Gökalp da, Yenilenebilir Enerji Sistemleri’nin Türkiye’nin geleceğindeki önemini anlattı. Bir dinleyici, yine Dr. Ohmae’ye gönderme yaparak, ‘bize özgü endüstri dalı’nın yenilenebilir enerji ile ilgili olup olamayacağını sordu.

Bu arada, diğer oturumlardan, Birlikte Yaşayabilme Bağlamında Kimlik ve İnsan Hakları başlıklı olanında, Uluslararası Platformda Türkiye ve İnsan Hakları, Uluslararası Platformda Türkiye’nin Algılanması, Türkiye’de İnsan Hakları Kültürü ve Oluşumu ile son günlerin söylemi ‘Kimlikler’ tartışılırken; AB Hukuku ve Türkiye Ekonomisi oturumunda, ‘Hukuk Sistemimizin ve Devletin Yeniden Yapılanması’, ‘Avrupa Birliği Genişleme Sürecinde Türkiye’, ‘E-Ekonomi ve Türkiye’nin Gelişme Perspektifi’, ‘Türkiye için E-Dönüşüm Fırsatları’, ‘Sanayi Bakanlığı’nda Gelecek Tasarımı’ gibi konular ele alınıyordu. İş dünyası ve sivil toplum işbirliği ile büyük şirketlerin sosyal sorumluluk davranışlarından örnekler, Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Etik oturumunda ele alınmıştı. Mükemmellik uygulamalarına giden yollar ise Süreç İyileştirme ve 6 Sigma oturumunda çiziliyordu.

Ertesi gün, 25 Kasım 2004 sabahı, Liderlik Gelişimi Profesörü Manfred F.R. Kets de Vries, Liderlik Patolojisi’ni anlattı. Profesör Manfred Kets de Vries ‘Are Leaders Born or are they Made: The Case of Alexander the Great’, (Liderler Doğarlar mı, Yaratılırlar mı: Büyük İskender Vakası) kitabının yazarıdır.

‘Liderlik Patolojisi’ konuşmasını, paralel olarak yapılan Rekabet için ArGe Yönetimi, Türkiye’de Ekonomik Politikalar ve Rekabet Gücü, Geleceğin Çalışma Ortamı, Sosyal Sermaye ve Toplumsal Refah, Gelecek Tasarımı, Sistem Yaklaşımı ve Vizyonerlik oturumları izledi. Rekabet için ArGe Yönetimi panelinde , ‘Kurumlar teknolojiden, araştırma ve geliştirmeden nasıl faydalanır?’, ‘ Farklı uygulamalar, araştırma ve geliştirme ile oluşturulan yeni iş alanları nelerdir?’, ‘Ülkeler için durum nasıl?’, ‘ Ülkelerin rekabet gücünden söz etmek mümkün mü?’, ‘Yapılan rekabet sıralamaları neye göre oluşturuluyor?’,’ Küresel ölçekte, daha çok, daha yeni, daha hızlı, daha teknolojik olmanın sırrı nedir?’ soruları tartışıldı.

Yemekten sonra, Dünya Bankası Avrupa Başkan Yardımcısı Jean Francois Rischard’ın yaptığı özel oturum konuşmasını, Küresel Konulara Farklı Yaklaşımlar başlıklı kapanış oturumu izledi. Yaprak Özer’in yönetip, ODTÜ’den Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin, Bilkent’den Prof. Dr. Orhan Güvenen’in katıldığı oturumda şu konular ele alındı:

 Piyasalar, demokrasi ve barış 

Küreselleşme iyi bir şey mi? İyi yanları ne? 

Küreselleşmeden kaçmak mümkün mü? 

Küreselleşme kime ve neye zarar? 

Küreselleşme karşıtlarını anlayamaz mıyız? 

Eşitsizlik kaçınılmaz mı? Önlenebilir mi? 

‘Devlet-Birey’ ve küreselleşme 

Küreselleşme tutsaklık, yerelleşme bağımsızlık mı?İkisi bir arada yaşanamaz mı? 

Nasıl bir Türkiye ve ne zaman? 

Dünyanın ve Türkiye’nin geleceğine küreselleşmenin etkileri 

Alternatif bakış açıları ve politika önerileri 

Ekonomik ve sosyal forumlar 

Küresel sorunlara çözüm için yeni yaklaşımlar 

Küreselleşme, uzlaşma kültürü, uzlaşma pratikleri 

İş ortamı, şirket politikaları

‘Geleceği Şekillendirmek’ ana teması ile, 24-25 Kasım tarihleri arasında Lütfi Kirdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda toplanan 13. Ulusal Kalite Kongresi kapsamında, 25 Kasım 2004 akşamı 12. Ulusal Kalite Ödülleri de sahiplerine dağıtıldı. Bu ödüller, İşletme kategorisinde ERDEMİR T.A.Ş., OTOKOÇ Otomotiv A.Ş. ve HUGO BOSS Tekstil Sanayi’ne; Sivil Toplum Kuruluşları (STK) kategorisinde, Uluslararası Nakliyeciler Derneği’ne verildi.

Kalıplardan kurtulmuş, üretime ve faydaya, işbirliğine yönelik davranışlar bütününün, geleceğimizin şekillenmesinde etkin olması yolunda yeni bir adım olabilir bu kongreÉ Beklenen kar İstanbul’a gelmemişti. Ama, özlenen geleceğe sahip olma umudumuz belirmişti... y

Prof. Dr. Seyhan UYGUR ONBAŞIOĞLU

İ.T.Ü. Makina Fakültesi

Etiketler


Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum